Siyasetçi Fesih Bozan, Zonguldak ve Düzce'de mevsimlik tarım işçilerinin saldırıya uğradığı iddialarına ilişkin açıklama yaptı.

Bozan yaptığı açıklamada ifadelere yer verdi:

Son günlerde ülkemizin farklı bölgelerinden gelen haberler, mevsimlik işçilerin yalnızca ağır ve güvencesiz çalışma koşullarıyla değil, aynı zamanda ırkçı ve ayrımcı saldırı iddialarıyla da karşı karşıya kaldığını göstermektedir. Elbette bu değerlendirmeyi genellemeden yapıyor; burada yalnızca ırkçı ve ayrımcı zihniyete sahip kişi ve grupları kastediyoruz.

Şırnak’ın Silopi ilçesinden Zonguldak’a çalışmak ve ekmeğini kazanmak için yola çıkan mevsimlik tarım işçilerinin, bölgeden ayrıldıkları sırada bir grubun saldırısına uğradığına ilişkin görüntüler hepimizi derinden yaralamış ve endişelendirmiştir.

Kamuoyu bu olayı konuşurken, benzer şekilde Düzce’nin Cumayeri ve Gümüşova ilçelerinde çalışmak üzere Mardin’den bölgeye giden Kürt işçilerin de bir grubun ırkçı saldırısına uğradığına ilişkin haberler kamuoyuna yansımıştır. Yaşanan olayların münferit olduğu kabul edilse dahi, bu tür iddialar toplumda ırkçı ve ayrımcı zihniyetin ne denli tehlikeli sonuçlara yol açabileceğini göstermektedir.

Barışın, kardeşliğin, birlik ve beraberliğin konuşulduğu bu dönemde; toplumsal huzuru, barışı, birlik ve kardeşliği hedef alabilecek olası provokasyonlara karşı hep birlikte hassasiyet göstermeli; doğudan batıya, güneyden kuzeye hep birlikte tepki vermeliyiz.

Çünkü Şırnak da bizim, Edirne de; Zonguldak da bizim, Hatay da…

Bu vatanın hiçbir evladı; memleketi, kimliği, dili veya kökeni nedeniyle vatanın hiçbir noktasında kendisini yabancı hissetmemelidir.

Farklı illerden ekmeklerini kazanmak için yola çıkan insanların, çalışmak için gittikleri yerlerde etnik kimlikleri, kökenleri, dilleri veya yaptıkları iş üzerinden hedef alınması kabul edilemez. Temennimiz, yaşanan saldırıların iddia edildiği gibi kimlik veya köken temelli olmamasıdır.

Ancak insanları doğdukları yer, etnik kimlikleri veya yaşam biçimleri üzerinden ayrıştıran her türlü ırkçı ve ayrımcı yaklaşımı açıkça kınıyoruz.

Siyasilerin; yazılı, görsel ve sosyal medya üzerinden kin, nefret, ötekileştirme, ayrıştırma ve hedef göstermeye dayalı söylemlerden kaçınmalı; nefret dilinin toplum içerisinde normalleştirilmesine asla izin verilmemelidir.

Hiç kimse Kürtleri potansiyel suçlu ve kendisini bu ülkenin sahibi, Kürtleri ise üvey evlat veya maraba olarak göremez.

Bu ülke; Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkesiyle, Alevisi ve Sünnisiyle, farklı inanç ve kimlikleriyle bütün vatandaşların ortak vatanıdır.

Yaşanan bu olaylar vesilesiyle ülkemizdeki başka bir gerçeği de hatırlatmakta fayda görüyoruz:

Her vatandaşımız, doğduğu topraklarda insanca yaşayabileceği, çalışabileceği ve ailesinin geçimini sağlayabileceği ekonomik koşullara sahip olmalıdır.

İstanbul'da Zafer Bayramı provası nedeniyle bazı yollar trafiğe kapatıldı
İstanbul'da Zafer Bayramı provası nedeniyle bazı yollar trafiğe kapatıldı
İçeriği Görüntüle

Hiçbir vatandaşımız, sırf geçimini sağlayabilmek için ailesinden ve memleketinden uzaklaşmak; güvencesiz ve zor şartlarda mevsimlik işçi olarak çalışmak zorunda bırakılmamalıdır.

Bu nedenle devletin temel görevlerinden biri, ekonomik imkânların ülkenin bütün bölgelerine adil ve dengeli biçimde yayılmasını sağlamaktır.

Doğu ve Güneydoğu illerimizde üretimi, tarımı, hayvancılığı, sanayiyi ve istihdamı geliştirecek kalıcı kamu yatırımları yapılmalıdır.

Merhum liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın “Herkesin memleketinde karnı doysun” anlayışı doğrultusunda, ülkemizin dört bir yanında olduğu gibi Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde de üretime dönük yatırımların ve fabrikaların kurulmasına önem verilmiştir. Bugün de sosyal devlet anlayışının gereği olarak bölgede üretim ve istihdam odaklı yatırımlar artırılmalıdır.

Bunun yanında, çalışmak için başka illere gitmek zorunda kalan mevsimlik işçilerin de can güvenliği, çalışma hakkı ve insan onuru devlet tarafından güvence altına alınmalıdır.

Yaşanan saldırı iddialarının tüm yönleriyle şeffaf, etkin ve tarafsız bir şekilde soruşturulmasını; saldırıları gerçekleştirenlerin kim olduğuna, hangi bölgeden veya hangi kimlikten olduğuna bakılmaksızın hukuk önünde hesap vermesini bekliyoruz. Aynı şekilde, Batı illerimizden Doğu ve Güneydoğu illerimize çalışmak amacıyla gelen vatandaşlarımıza yönelik benzer bir saldırı yaşanması hâlinde de aynı hassasiyetin gösterilmesini ve faillerin kimliğine bakılmaksızın hukuk önünde hesap vermesini savunuyoruz. Bizim için ölçü, kişinin kimliği veya geldiği bölge değil, insan hakkı ve hukuk olmalıdır.

Mevsimlik tarım işçilerinin güvenliğini sağlamak, çalışma koşullarını iyileştirmek ve benzer olayların tekrarını önlemek için gerekli tedbirler derhal alınmalıdır.

Cezasızlığın, benzer olayların tekrar yaşanmasına zemin hazırlayabileceği unutulmamalıdır.

Bizler; ırkçılığın, ayrımcılığın ve nefret dilinin değil; kardeşliğin, birlik ve beraberliğin, sevginin, barışın, adaletin ve dayanışmanın hâkim olduğu, yaşanabilir bir Türkiye istiyoruz.

Türk ve Kürt bütün vatandaşlarımızdan bu konuda aynı duyarlılığı göstermelerini bekliyoruz.

Bunun için;

Ayrıştırmaktan değil, eşit yurttaşlıktan;

Dışlamaktan değil, dayanışmadan;

Kin ve nefret dilinden değil, barış, sevgi ve kardeşlikten;

Günübirlik çözümlerden değil, adil ve kalıcı ekonomik yatırımlardan yana olmalıyız.

Yaşanan bütün bu olaylar karşısında açıkça ifade ediyoruz:

Kimden gelirse gelsin, kime karşı yapılırsa yapılsın, birlik ve beraberliğimize zarar veren her türlü ırkçı ve ayrımcı saldırının karşısındayız.

Devleti, güvenlik güçlerini ve ilgili tüm kurumları; vatandaşlarımızın can güvenliğini sağlamak, saldırı iddialarını aydınlatmak ve sorumluları hukuk önünde hesap vermek üzere görevlerini etkin biçimde yerine getirmeye çağırıyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

24 Ağustos 2026

Fesih Bozan
Saadet Partisi

Mardin İl Sorumlusu