İran’ın başkenti Tahran’da başlayan protestolar, ülkenin 31 eyaletinin tamamına yayıldı.
Gösteriler, 2022–2023’te gözaltında hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası patlak veren kitlesel eylemler kadar büyük bir ölçeğe ulaşmasa da hızla genişleyen bir toplumsal tepkiye dönüştü.
Son protestolar, Tahran’daki esnafın riyalin sert değer kaybına karşı öfkesiyle başladı. Hareket zamanla farklı kesimlere yayılarak hükümet karşıtı gösterilere dönüştü.
Hamaney'den ilk açıklama
İran dini lideri Ali Hamaney, protestolara ilişkin ilk kez devlet kanalında konuşma yaptı.
İranlıları birliklerini korumaya çağıran Hamaney, ülkede “kamu mallarına zarar vererek ABD Başkanı Trump'ı memnun etmek isteyen bazı isyancılar olduğunu” söyledi.
İran lideri, “Trump, kendi ülkesindeki sorunlara odaklanmalı. İslam Cumhuriyeti, yabancılar için hareket eden paralı unsurlara tolerans göstermeyecektir.” ifadelerini kullandı.
Bazı bölgelerde gösterilere müdahale eden emniyet güçlerinin göz yaşartıcı gaz kullandıkları, bazı noktalarda eylemcilere ateş edildiği öne sürüldü.
Can kayıpları, gözaltılar ve internet kesintisi
Protestolarda en az 45 kişinin öldüğü ve 2 bin 200 kişinin gözaltına alındığını bildirildi.
Perşembe günü ülke genelinde internet kesintisi uygulanmaya başladı. İnternet izleme grubu NetBlocks, kesintinin cuma gününe de sarktığını açıklayarak, "Canlı ölçümler, İran'ın şu anda ülke çapında internet kesintisi yaşadığını gösteriyor. Bu olay, ülke genelindeki protestoları hedef alan bir dizi dijital sansür önleminin ardından geldi ve kritik bir anda halkın iletişim hakkını engelliyor." dedi.
Ülke genelinde internet kesintisi yaşanırken, ABD Başkanı Donald Trump, “Durumları çok kötü. Eğer insanları öldürmeye başlarlarsa, onlara çok sert bir şekilde karşılık vereceğiz.” diyerek tehdidini yineledi.
Genç kuşak ile rejim arasındaki uçurum
Washington merkezli Middle East Institute’nin İran Programı Direktörü Alex Vatanka, krizi “sadece para biriminin değil, güvenin de çöküşü” olarak tanımladı.
Yaklaşık 50 yıl sonra, İran’ın dini liderliği ile genç nüfusun beklentileri arasındaki fark giderek derinleşiyor. Reformist kanattan eski bir üst düzey yetkili, zorunlu başörtüsü ve dış politika tercihlerinin 30 yaş altı nüfusun neredeyse yarısıyla örtüşmediğini söyledi.



