Pakistan'ın "Keşmir Sömürü Günü" olarak andığı 5 Ağustos dolayısıyla ESAM Genel Merkezi'nde anma programı düzenlendi. Programa Pakistan Büyükelçiliği Müsteşarı Shaiq Ahmed Bhutto, Pakistan Büyükelçiliği Birinci Danışmanı Ammar Amin ile Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya katıldı. Programda ilk olarak Pakistan Büyükelçiliği Birinci Danışmanı Ammar Amin, "Cammu ve Keşmir'in Hukuki, Tarihi, Diplomatik ve Kaynaklara İlişkin Boyutları" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.
2019 SONRASI SÜREÇ ANLATILDI
Ammar Amin, 5 Ağustos 2019'da Hindistan hükümetinin Cammu ve Keşmir'in anayasal statüsünü tek taraflı olarak değiştiren düzenlemeleri yürürlüğe koyduğunu belirterek, Pakistan'ın bu tarihi "Keşmir Sömürü Günü" olarak andığını ifade etti. Sunumunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, halkların kendi kaderini tayin hakkı, uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde Keşmir meselesini değerlendiren Amin, bölgenin statüsünün uluslararası hukuk bakımından ihtilaf konusu olduğunu savundu. Amin ayrıca 1960 tarihli Indus Suları Antlaşması'nın uluslararası hukuk açısından bağlayıcı niteliğine değinerek, su paylaşımına ilişkin tek taraflı girişimlerin uluslararası hukuk ilkeleriyle bağdaşmadığını ifade etti.
BHUTTO: "ZAMANIN GEÇMESİ HUKUKSUZLUĞU MEŞRU HALE GETİRMEZ"
Sunumun ardından konuşan Pakistan Büyükelçiliği Müsteşarı Shaiq Ahmed Bhutto, Hindistan'ın Cammu ve Keşmir'de attığı adımların üzerinden yedi yıl geçtiğini belirterek, bunun hukuki durumu değiştirmediğini söyledi. Bhutto, "Hindistan'ın Cammu ve Keşmir'deki yasa dışı adımlarının üzerinden yedi yıl geçti. Ancak zamanın geçmesi uluslararası hukukun tanımadığı bir uygulamayı meşru hale getirmez. Bu nedenle Keşmir Sömürü Günü yalnızca geçmişin anılması değil, aynı zamanda Keşmir halkıyla dayanışmanın da ifadesidir" dedi. Bölgede temel hak ihlallerinin sürdüğünü söyleyen Bhutto, "Keyfi gözaltılar ve zorla yerinden edilmeler had safhaya ulaşmıştır. Pakistan ile Hindistan arasında yaşanan gelişmeler de Keşmir meselesinin hâlâ uluslararası bir ihtilaf olduğunu açıkça göstermektedir" ifadelerini kullandı.
GAZZE İLE KEŞMİR ARASINDA BENZERLİK KURDU
İsrail'in Gazze'deki uygulamaları ile Hindistan'ın Keşmir politikaları arasında benzerlik bulunduğunu söyleyen Bhutto, "İsrail'in Gazze'de, Hindistan'ın ise Keşmir'de uyguladığı politikalar, insan haklarının ihlali bakımından benzerlik göstermektedir. Keşmir ve Filistin meselelerinde halkların kendi kaderini tayin hakkı uluslararası hukukun temel ilkelerinden biridir" diye konuştu.
"COĞRAFYA, TARİH VE HUKUK DEĞİŞTİRİLEMEZ"
Uluslararası ilişkilerde bazı unsurların değişmeyeceğini dile getiren Bhutto, "Coğrafya değiştirilemez. Keşmir ile Pakistan arasındaki coğrafi bağ değişmeyecektir. Tarih de değiştirilemez. 1947'de yaşananlar ve Birleşmiş Milletler nezdindeki taahhütler ortadan kaldırılamaz. Üçüncü unsur ise uluslararası hukuktur. Hiçbir hukuk, Keşmir halkının kendi kaderini tayin hakkını ortadan kaldıramaz" değerlendirmesinde bulundu. Hindistan'ın ekonomik ve siyasi gücüne de değinen Bhutto, "Tarihte gücüyle övünen birçok ülke bugün yoktur. Hindistan da sonsuza kadar aynı güçle kalacak değildir" ifadelerini kullandı.
KAYA: "BUNUN ADI DEMOGRAFİK TERÖRİZMDİR"
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya ise Hindistan'ın 2019'dan sonra izlediği politikaların bölgenin demografik yapısını değiştirmeye yönelik olduğunu belirtti. Kaya, "Oradaki halkın kendi kaderini tayin hakkını gözetmeden yalnızca kendi toprak bütünlüğünü esas aldınız. Hindistan'ın bu tutumunun adı demografik terörizmdir" dedi. Bölgenin dış dünyadan izole edildiğini söyleyen Kaya, "Uluslararası basının bölgeye gitmesini kabul etmiyorlar. Bölgeyi kuşatıyor, çevresiyle ilişkisini kesiyor, oradaki zenginlikleri kendinize ait sayıyor ve insanların temel haklarını tanımıyorlar" diye konuştu.
"HİNDİSTAN ATEŞLE OYNUYOR"
Hindistan'ın bölgeye ilave askeri birlikler sevk ettiğini, mülkiyet düzenlemeleriyle demografik yapıyı değiştirmeye çalıştığını ifade eden Kaya, uluslararası toplumun gelişmeleri yakından takip etmesi gerektiğini söyledi. Kaya, "1947'den bu yana Birleşmiş Milletler'in onlarca kararına rağmen 'Ben istediğim gibi hareket ederim' anlayışıyla Keşmir yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor. Gazetecilerin ve uluslararası gözlemcilerin bölgeye girişine izin verilmiyor" ifadelerini kullandı. Pakistan ile Hindistan'ın nükleer güç sahibi iki ülke olduğuna dikkat çeken Kaya, "Hindistan ateşle oynuyor. İki nükleer güç arasında yaşanacak sıcak bir çatışmanın oluşturacağı risk yalnızca bölgeyi değil bütün dünyayı ilgilendirir" dedi.
"KALICI BARIŞ DİYALOGLA SAĞLANABİLİR"
Keşmir'de kalıcı çözüm için uluslararası hukuka dönülmesi gerektiğini belirten Kaya, "Kalıcı barış istiyorsak demografik mühendislikle, askeri yığınakla ve sloganlarla bu sorun çözülemez. Siyasi tutuklular serbest bırakılmalı, uluslararası gazetecilerin bölgede özgürce görev yapması sağlanmalı ve Keşmir halkının kendi kaderini tayin hakkı mutlaka tanınmalıdır" diye konuştu. Saadet Partisi olarak Keşmir meselesini uluslararası platformlarda gündemde tutmaya devam edeceklerini belirten Kaya, "Biz bu meseleyle ilgilenmeye ve üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz. Bu konuda geri bir adım atmayacağız" ifadelerini kullandı.


