Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Kasım 2023'de yapılan 38. Olağan Kurultay'ı hakkında mahkemenin 'şaibe' gerekçesiyle verdiği mutlak butlan kararıyla Genel Başkanlığı'na geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, Euronews'e verdiği özel röportajda İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu siyasi tutuklu olarak görmediğini belirterek, "Siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil," dedi.

İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı adaylığıyla, hakkındaki davaların ayrı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, tutuklanmasını ise doğru bulmadığını yineledi.

CHP Genel Merkezi'nde Euronews'ün sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu hakkında, "Şimdi kalkıp da bir kişiyi Cumhurbaşkanı adayı ilan edip ondan sonra bu oldu diye bunu siyasi dava diyemeyiz. Ki gidip [adaylığı için] oy veren de benim. Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır, bu davalar ayrıdır," diye konuştu.

İmamoğlu'nu siyasi tutuklu olarak görmediğini belirten CHP lideri, İBB Başkanı'nın yargılandığı yolsuzluk davasına atıfta bulunarak, "Kişi her yerde ve her ortamda hesap vermeye hazır olmalı. 'Her kör kuruşun hesabını vereceğim' diyecek," sözlerini dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, İmamoğlu'nun önündeki hukuki engellerin kalkması ve cumhurbaşkanı adayı olması halinde iktidara karşı işbirliğine açık olduğu mesajını verdi. Muhalefetin yüzde 51'e ulaşmak için birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan CHP lideri, istişare ve müzakereye "Her zaman" açık olduğunu belirtti.

Özgür Özel ve beraberindeki isimlerin Yeni Parti'yi kurmasıyla yaşanan bölünmenin tabanda bir kaymaya sebep olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, diğer yandan ise bu durumun CHP'de güç kaybına yol açacağını kabul ederek, "Güç kaybı yaşar mı? Elbette yaşayacak," ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu bu durum için bunu zaman içinde toparlayacaklarını ve bundan kimsenin endişe duymaması gerektiğini vurguladı.

Hakkında mutlak butlan kararı verilen 38'inci Olağan Kurultay'a ilişkin davanın tarafı olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Ben bu davanın tarafı değilim. Dava açan değilim. İfade veren değilim. Ben bu davanın hiçbir yerinde yokum," dedi.

'Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrı, bu davalar ayrı'

İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı adayı olması ve Erdoğan'a rakip görülmesi nedeniyle tutuklandığı yönündeki tartışmaların hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, adaylıkla dava sürecini birbirinden ayırdığını söyledi.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayını belirlemek için yaptığı ön seçimde İmamoğlu'na oy verdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır. Bu davalar ayrıdır," dedi. Kişinin her ortamda hesap vermeye hazır olması gerektiğini vurguladı.

Bununla birlikte İmamoğlu'nun tutuklanmasını doğru bulmadığını yineledi. Gözaltı sonrasında evini ziyaret ettiğini ve çıkışta yaptığı açıklamada da bu tutumunu dile getirdiğini belirterek, "Yargılanabilir ama tutuklanmasını doğru bulmadım. Bugün de aynı görüşteyim," dedi.

Kendisinin de yargılandığını ve mahkemeye giderek ifade verdiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, yargılama sonucunda delil ve bulgulara göre karar verileceğini, belediye başkanının ise bu süreçte görevine devam etmesi gerektiğini savundu.

İmamoğlu'nun adaylığında işbirliğine açık kapı: 'Yüzde 51'i nasıl alacaksınız?'

Kılıçdaroğlu, İmamoğlu'nun önündeki hukuki engellerin kalkması ve cumhurbaşkanı adayı olması halinde, iktidara karşı işbirliğine açık olduğu mesajını verdi.

İmamoğlu'nun Yeni Parti'de bulunduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, onun olası adaylığı etrafında bir araya gelip gelmeyecekleri sorusuna, "Onun için temas kurulması lazım. Görüşülmesi lazım," yanıtını verdi.

İşbirliğine açık olup olmadığına ilişkin takip sorusu üzerine, muhalefetin seçimi kazanabilmesi için birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı:

"Şimdi yüzde 51'i nasıl alacaksınız? İş birliği yaparak. İş birliği yapmadan nasıl alacaksınız?"

2023'teki seçimlerde kendilerinin ittifak kurduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Erdoğan da yapmak zorunda kaldı," diyerek iktidarın da işbirliğine ihtiyaç duyduğuna işaret etti. Önümüzdeki seçimlerde de çoğunluğa ulaşmak için işbirliğinin gerekli olacağını söyledi.

İstişare ve müzakereye açık olduğu yönündeki değerlendirmeye ise "Her zaman," karşılığını verdi.

Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in "24 saat çok uzun bir süredir" sözünü hatırlatan Kılıçdaroğlu, siyasi ilişkilerde ülkenin çıkarlarının belirleyici olması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:

"Siyasette kin, öfke, düşmanlık olmaz. Siyasette tek şey vardır, önemli olan ülkenin çıkarları ve o ülkede yaşayan insanların huzuru."

Kurultay davası: 'Dava açan değilim, ifade veren değilim'

Kılıçdaroğlu, 13 yıllık genel başkanlığının ardından kaybettiği kurultay öncesinde delegelere para verildiği veya konut temin edildiği iddialarını duyup duymadığı sorusuna, "Yok, hayır, herhangi bir duyum almadım," yanıtını verdi.

Kurultaydan yaklaşık 15 ay sonra kendisini şüpheye düşüren gelişmenin ne olduğu sorusuna ise "Beni şüpheye düşüren şey mahkeme kararı oldu," yanıtını verdi.

Para aldığı ve verdiği belirtilen kişilerin bunu kabul ettiğini savunan Kılıçdaroğlu, "Sadece para alanlar 'Para aldık' diyor. Para verenler de evet parayı verdik diyor," dedi.

Mahkemenin kurultayı iptal edip yeniden yapılmasını istediğini belirterek, "Olay bu. Benimle hiçbir ilgisi yok," ifadesini kullandı.

İddialara ilişkin kendisine somut bir delil ulaşıp ulaşmadığı sorulduğunda, bu işlerle uğraşmadığını ve sürecin hiçbir yerinde bulunmadığını söyledi. Sorunun tekrarlanması üzerine, "Deliller bana değil, mahkemeye verilir. Ben ne yapacağım delilini? Kanıtı ne yapacağım ben?" yanıtını verdi.

'Bölünme güç kaybına yol açacak'

CHP'nin 2023 seçimlerindeki yaklaşık yüzde 25'lik oy oranı ve listesinden seçilen 169 milletvekili ile ayrılıklar sonrasında 44'e düşen milletvekili sayısı da gündeme geldi.

Soruda, 2023'teki oy oranı ve sandalye sayısı üzerinden kurulan orantıda 44 milletvekilinin yaklaşık yüzde 6,5’e denk geldiğinin belirtilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, buna karşın partinin tabanında bir kayma olmadığını savundu.

91 milletvekilinin Yeni Parti'ye geçmesinin ardından CHP'nin "kemik oyunu" kaybedip kaybetmeyeceği sorusuna Kılıçdaroğlu, "Hayır kaybetmez," yanıtını verdi. Tabanın yerinde durup durmadığının sorulması üzerine, "Duruyor tabii," dedi. Seçmenin zaman içinde yaşananları daha iyi anlayacağını savundu.

"CHP'li CHP olarak CHP'li olarak yerinde duruyor. Altı Ok'a gidecek, mührünü basacak bu kadar basit," dedi.

Partinin mevcut durumunun iktidar olma hedefi bakımından bir güç kaybı yaratıp yaratmadığı sorulduğunda ise Kılıçdaroğlu, bölünmenin kayba yol açacağını kabul etti:

"Bakınız parti ikiye bölündü mü? Bölündü. Bu bir kayba yol açar mı? Yol açar. Ben size doğruları söylemek zorundayım. Güç kaybı yaşar mı? Elbette yaşayacak."

Kılıçdaroğlu, seçim stratejisini konuşmak için henüz erken olduğunu, seçim ortamına girildiğinde yeniden değerlendirme yapılacağını söyledi.

Mevcut sistemde başarının yalnızca oy oranı veya milletvekili sayısıyla ölçülemeyeceğini savunan Kılıçdaroğlu, "Biz yüzde 25 diyoruz, yüzde 30 diyoruz. yüzde 51 olayını gerçekleştirmediğimiz sürece hiçbir anlamı yok ki," dedi.

Kendi adaylığındaki sonucu "Yüzde 48,5 oy aldık. Ne oldu? Cumhurbaşkanlığını kazanamadık değil mi?" sözleriyle değerlendirerek o dönem kurulan 'altılı masanın' bu seçimi kazanmak için kurulduğunu söyledi.

"Biz hâlâ sanki 1970'lerde 80'lerdeki gibi çıkaracağımız milletvekili sayısına göre partinin başarısını ölçüyoruz. Partinin başarısı artık cumhurbaşkanı adayının kazanmasıdır," dedi.

Yüzde 51 vurgusu yaparak, "Rejim değişti ama hâlâ rejim değişikliğinin farkında değil çoğu kişi," ifadesini kullandı.

Yeni Parti'yi eleştirmeme talimatı, Özel'le görüşmeye açık kapı

Özgür Özel'le görüşüp görüşmeyeceği ve kendisine bir çağrısının bulunup bulunmadığı sorulan Kılıçdaroğlu, görüşmenin mümkün olduğunu söyledi.

"Ahlaki temelli her türlü görüşmeye bizim kapımız açıktır," diyen Kılıçdaroğlu, Özel'in istemesi halinde bir araya gelebileceklerini belirtti:

"Elbette Özgür Bey görüşmek isterse elbette otururuz, konuşuruz."

Aralarında kişisel bir düşmanlık olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, her ikisinin de partinin yapısını, üyelerini ve belediye başkanlarını bildiğini ifade etti.

Yeni Parti'nin politikalarını eleştirip eleştirmeyeceği sorulduğunda ise il başkanlarına bu konuda talimat verdiğini açıklayarak, "'Asla ve asla eleştirmeyeceksiniz. Asla ve asla kavga etmeyeceksiniz' dedim. Bizim eleştireceğimiz yer iktidar," diye konuştu.

"Muhalefet muhalefeti eleştirir mi? Hayır eleştirmez," diyen Kılıçdaroğlu, temel hedeflerinin iktidarı değiştirmek olduğunu söyledi. "Özgür Bey doğruları söylerse, Özgür Bey'e de doğruları söylediği için teşekkür edeceğiz yani," ifadesini kullandı.

Muharrem İnce'nin CHP'ye dönüşü hatırlatılarak Özgür Özel için de aynı kapının açık olup olmadığı sorulduğunda Kılıçdaroğlu, parti ilkeleri ve ahlaki üstünlük vurgusu yaptı.

Kılıçdaroğlu, kendi genel başkanlığı döneminden Rahşan Hanım örneğini vererek, "Ben genel başkan olduktan sonra Rahşan Hanım da gelmişti baba ocağına," dedi.

Kişisel bir kavgasının bulunmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Partinin ilkelerine, altı oka kim sahip çıkıyorsa, ahlaki üstünlüğü kim savunuyorsa bizim başımızın üstünde yeri vardır," yanıtını verdi.

Kendisine yönelik ağır eleştirilere parti kültürünü korumak için yanıt vermediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Çünkü ben bu partinin kültürünü korumak zorundayım. Ben bu partinin geleneklerini korumak zorundayım," dedi. Eleştiriyle hakaret arasında ayrım yaptığını vurguladı.

Göreve dönüş: '38. Kurultay'ı yeniden yapmak üzere geldik'

Bu kez delege oyuyla değil, mahkeme kararıyla tedbiren göreve dönmesinin parti tabanı ve seçmen karşısında mahcubiyet yaratıp yaratmadığı sorulan Kılıçdaroğlu, "Herkes sadece benim geldiğimi sanıyor," dedi.

"Mahkeme kararı 38. Kurultay'ı tümüyle iptal ettiği için eski yönetim olduğu gibi geldi. Yani sadece ben gelmiyorum," diyen Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi, Yüksek Disiplin Kurulu ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyelerinin de görevlerine döndüğünü söyledi.

Mahkemenin kurultayın yeniden yapılmasını istediğini belirten Kılıçdaroğlu, kararın gerekçesini ve dönüşlerinin amacını şu sözlerle anlattı:

"Mahkeme, 'Eski kurultayda şaibe vardı. [...] Biz bunu iptal ediyoruz. Dolayısıyla iptal nedeniyle yeni bir 38. Kurultayı yeniden yapacaksınız' diyor. Biz de 38. Kurultay'ı yeniden yapmak üzere geldik."

'Kim söyledi yargıya güvenimin olduğunu?'

Yargının siyasallaştığı yönündeki eleştirileri ve Ankara'dan İstanbul'a gerçekleştirdiği Adalet Yürüyüşü hatırlatılarak kurultay davasına yaklaşımının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, davayı siyasi bir süreç olarak görmediğini belirtti.

CHP lideri, para alışverişine ilişkin beyanların CHP'lilerden geldiğini ve bu kişilerin mahkemede para alıp verdiklerini kabul ettiklerini savundu:

"Parayı veren parayı verdim diyor. Parayı alan da parayı aldım diyor. Aldığım için de şuna oy verdim diyor. Bunun neresi siyasi?"

"Ortada siyasi bir görüş yok. Görüş farklılığı da yok ortada," diyen Kılıçdaroğlu, "Türkiye'deki bütün hukuk kitaplarına örnek dava olarak girecek bu," ifadesini kullandı. Mahkemenin partililerin beyanlarını dinledikten sonra kurultayın yeniden yapılmasına karar verdiğini savundu.

Beyanlarda para alışverişinin yanı sıra eğlence mekanlarına götürülme iddialarının da bulunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Pavyona götürdüler diyor, orada eğlendik de diyor. Hepsini anlatıyorlar bunlar. Ve hâkim de bunları dinliyor," dedi.

Yetki tartışmalarının hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) görevinin sandık ve oy verme işlemleriyle sınırlı olduğunu, para alışverişi ve çıkar ilişkilerine ilişkin iddiaların diğer yargı mercilerinin alanına girdiğini savundu. YSK'nın bu yönde bir karar verdiğini söyledi.

Mahkeme kararına yaklaşımının yargıya güven duyduğu anlamına gelip gelmediği sorulduğunda ise "Kim söyledi yargıya güvenimin olduğunu?" yanıtını verdi.

Genel başkanın eleştirilebileceğini ancak hakaretin kabul edilemeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, partiden ihraç edilen isimlere ilişkin de şöyle konuştu:

"Mutlak butlan davasını bu partinin başına bela edenleri tuttum partiden attım. Buyurun beyler çıkın gidin mahkemede kendinizi savunun."

'Genel merkeze zorla girilmesine kesinlikle karşıyım'

Kılıçdaroğlu'na, 21 Mayıs'taki mutlak butlan kararının ardından 24 Mayıs'ta CHP Genel Merkezi'nde yaşanan polis müdahalesi ve tahliye süreci de soruldu.

Müdahaleyi önlemek için farklı bir adım atılıp atılamayacağı sorulan Kılıçdaroğlu, "Genel merkeze zorla girilmesine kesinlikle karşıyım. Keşke hiç yaşanmasaydı. Ben bir şey yapamazdım ki. O gün genel merkeze gelmedim. Çünkü ortalık sorunluydu," yanıtını verdi.

Parti binasının milletvekillerine, belediye başkanlarına ve vatandaşlara açık olması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, asıl sorgulanması gereken konunun CHP milletvekillerinin genel merkeze alınmaması olduğunu söyledi. Medyaya yönelik eleştirisini şu sözlerle dile getirdi:

"Neden buraya milletvekilleri alınmadı? Hangi gerekçeyle alınmadı? Bu soru medya tarafından niçin sorulmuyor?"

O sırada evinde olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, CHP'li olmayan kişilerin binada bulunduğunu da ileri sürdü. Adnan Beker'i örnek göstererek, "Adnan Beker dediğimiz bir adam gelmiş, otobüsünü çekmiş buraya. Onun burada ne işi vardı?" dedi. Ardından, "Onlara neden kapılar açılıyor da CHP milletvekillerine kapılar açılmıyor?" diye sordu.

Müdahaleyi önceden öngörmediğini söyleyen Kılıçdaroğlu'na, tahliye talimatı ve polisin kullandığı biber gazı ile plastik mermiler hatırlatılarak o gün İçişleri Bakanlığı'yla görüşüp görüşemeyeceği soruldu.

CHP lideri, Özel yönetimini olaylara zemin hazırlamakla suçlayarak, "Kim partinin kapılarını kapatıyor? Kim polisin içeri girmesine ortam hazırlıyor?" ifadelerini dile getirdi.

Yaşananlardan rahatsız olduğunu daha önce de açıkladığını belirterek şöyle devam etti:

"Mahkeme kararının gereği yapılacak. O kadar basit bir şey yani. Halbuki ona itiraz edilebilir. Her türlü itiraz yapılabilir. Ona kimse bir şey diyemez zaten."

Erdoğan'ın kurultay sözleri ve Özel yönetiminden beklediği açıklama

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şubat 2025'te söz konusu kurultayın şaibeli olduğuna ilişkin olarak "Seçimlerin faturasını Bay Kemal'e çıkartıp şaibeli bir kurultayla kendisini tehcir ettiler," ifadelerini kullanmıştı.

Melih Gökçek bugün ifade verecek
Melih Gökçek bugün ifade verecek
İçeriği Görüntüle

Dönemin CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise Erdoğan'ın açıklamalarına ilişkin olarak, “Erdoğan, Kemal Bey’in geldiği kurultaya da olmadık şeyler söylüyordu. Sayın Erdoğan’ın bir siyasi partinin içini karıştırmak için söylediği sözlere yanıt vermeye kalksak… Bir gün cevap verdik mi, Kemal bey buna bir gün cevap verdi mi? Buna cevap mı verilir?” sözlerini dile getirmişti.

Erdoğan’ın bu sözleriyle ilgili olarak Kılıçdaroğlu, "Ben o gün 'Hiç kimse CHP'nin kurultaylarında şaibe olur diyemez' diye evimden video çektim ve yayınladım," dedi.

Özel yönetiminden açıklama istemesinin nedenini de partinin kurultaylarını savunması gerektiği düşüncesiyle açıkladı.

"Bizim kurultaylarımızda şaibe olmaz" denilmesini istediğini belirten Kılıçdaroğlu, bu açıklamanın yapılmadığını savundu.

Özel'in ise Erdoğan'ı partiyi karıştırmakla suçladığının hatırlatılması üzerine ise yönetimin açıkça CHP kurultaylarında para dönmeyeceğini söylemesi gerektiğini ifade etti:

"Bunu niye demiyorlar? Bunu söylemeleri lazım. Ben söylüyorum onlar söyleyemiyorlar. Sorun da orada zaten."

'Arınma' çağrısı ve kendi döneminde seçilen delegeler

Kurultayda oy kullanan delegelerin kendi genel başkanlığı döneminde seçildiği hatırlatılan Kılıçdaroğlu'na, sözünü ettiği arınmanın geçmişte yapılması gereken "geç kalınmış bir arınma" olup olmadığı soruldu.

Meselenin yalnızca delegeler üzerinden değerlendirilmemesini isteyen Kılıçdaroğlu, CHP'nin kendisine oy vermeyen seçmenlerce de kabul edilen bir "ahlaki üstünlüğü" bulunduğunu ve bunun korunması gerektiğini savundu.

Bir delegeyi başka bir adaya oy vermeye ikna etmekle para karşılığında iradesini etkilemenin farklı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Ama ben size para verip iradenizi satın alırsam bu farklı bir şey," dedi.

Belediye başkanları

CHP'den ayrılan belediyeler, belediye başkanlarına yönelik operasyonlar ve kendi döneminde de görev yapmış isimlerin tutuklanması üzerinden siyasi sorumluluğu sorulan Kılıçdaroğlu, arınma çağrısının partinin tamamı için geçerli olduğunu söyledi.

"Partinin bir bölümü arınacak, diğer bölümü arınmayacak diye bir kural yok," diyen Kılıçdaroğlu, siyasete giren herkesin hesap vermeye hazır olması gerektiğini belirtti.

Bu sorumluluğun sıradan üyeden genel başkana kadar herkes için geçerli olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, kendisinden de hesap sorulabileceğini söyledi. Erdoğan'a, AK Parti'ye ve Melih Gökçek gibi belediye başkanlarına yönelttiği eleştirileri de bu çerçevede anlattı.

"Hesap soruyorsanız hesap vermeye hazır olacaksınız. Kim olursa olsun. İster düz sıradan bir üyemiz olsun, ister genel başkan olsun," dedi.

Yolsuzlukla suçlanan bir CHP'linin her ortamda hesap vermeye hazır olduğunu açıklaması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, bu kişilerden beklediği tutumu şöyle anlattı:

"Hesap sormazsanız namertsiniz. Her yerde, her ortamda hesabını vereceğim ben bunun. Kör kuruşun hesabını vereceğim diyecek. Bizim bildiğimiz CHP'li budur. Kör kuruşun hesabını veren kişidir."

Yolsuzluk iddiaları bağlamında Melih Gökçek örneğine de değinen Kılıçdaroğlu, Gökçek'e kendi partisinden yöneltilen, "Ankara'yı parsel parsel sattınız" sözünü hatırlattı. Siyasi aidiyetin hesap vermenin önüne geçmemesi gerektiğini savunarak, "Kim tüyü bitmemiş yetimin hakkını yediyse onun partisi olmaz," dedi.

Yargılamaların birilerinin talimatıyla değil, delil ve belgelerle yapılması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Delilleriyle, delilleriyle. Birisinin talimatıyla değil. Delilleriyle belgelerini çıkaracaksın, yargılayacaksın," dedi.

"Rüşvete bulaşanın partide işi yoktur"

CHP tabanına ve Yeni Parti'ye yönelen seçmene mesajı sorulan Kılıçdaroğlu, vatandaşlarla bir araya gelerek yaşananları anlatacağını söyledi.

"Hepsini gezeceğim. Hepsine gerçekleri anlatacağım. CHP'nin ne olduğunu anlatacağım," diyen Kılıçdaroğlu, temiz siyaset ve hesap verme sorumluluğunu yalnızca CHP'lilere değil, diğer seçmenlere de anlatacağını belirtti.

Siyasetin halka hizmet etmek olduğunu, siyasetçinin kişisel çıkar sağlayamayacağını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Siyasetçi cebini dolduramaz. Siyasetçi karanlık işlerle uğraşamaz. Siyasetçi getir biraz cebime para koy diyemez," dedi.

Bülent Ecevit'in sözlerini hatırlatarak, "Ne ezen ne ezilen. İnsanca hakça bir düzen. İnsanca hakça bir düzen kurmanın mücadelesini vermek zorundayız. Aksi halde parti parti olmaktan çıkar," ifadesini kullandı.

CHP ile AK Parti arasında da karşılaştırma yapan Kılıçdaroğlu, "AK Parti'ye kimse ahlaklı parti demiyor. Ama CHP'ye? En sert karşıtı bile CHP'nin ahlaki yapısına ses çıkarmamıştır. Bunlar düzgün insanlardır demişlerdir," dedi.

"Rüşvete kim bulaştıysa bu partide işi yoktur," diyen Kılıçdaroğlu, hesap verme konusundaki tutumunu şöyle anlattı:

"Hesap vermekten korkuyorsanız siz zaten bir şeyler yapmışsınız demektir. Hesap vermekten korkmayacağım. Hesap vermek kadar onurlu bir görev yoktur. Evet gittim ben bunu yaptım ve hesabını veriyorum diyecek."

Özel'e erken seçim eleştirisi

CHP'nin Özgür Özel yönetiminde 2024 yerel seçimlerinden birinci parti çıkmasını değerlendiren Kılıçdaroğlu, sonuçtan memnuniyet duyduğunu ve Özel'in başkanlığı süresince çalışmalarını takdir ettiğini söyledi.

"Özgür Bey'in çalışmasını, eforunu her zaman takdir ettim," diyen Kılıçdaroğlu, itirazının seçimlerden sonra izlenen Cumhurbaşkanı Erdoğan ile karşılıklı ziyareti de kapsayan uzlaşma siyaseti için olduğunu belirtti.

Birinci parti olmanın hemen ardından erken seçim çağrısı yapılması gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, iktidarla müzakere yerine mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti.

"Seçimlerden sonra uzlaşma zemini arayınca ona karşı çıktım. Birinci parti olduysak derhal erken seçim çağrısı yapılmalıydı," dedi.

Özel'in daha sonra erken seçim çağrıları yaptığı ve tarih de verdiğinin hatırlatılması üzerine, çağrı yapmanın yeterli olmadığını söyledi:

"Erken seçim tarihi vermeniz önemli değil. Erken seçime zorlayacaksınız."

Kılıçdaroğlu, iktidarı seçime zorlamak için bütçenin Meclis'ten geçirilmemesi gerektiğini savundu.

O dönemki Özel yönetimine uyarısını, "Bütçeyi meclisten geçirmeyeceklerdi. Erdoğan'ın bütçesi meclisten geçmeyecekti. Bu konuda uyardım arkadaşları. 'Erdoğan'ın bütçesini meclisten geçirmeyin' dedim. Bunun direncini yapacaktınız. Bu konu da benim tarafımdan söylendi. 'Bütçeyi geçirmeyin' diye söyledim. Bütçeyi geçirdiler," sözleriyle anlattı.

Özel yönetimine yönelttiği erken seçim eleştirisinin ardından, kendisinin bugün iktidarı seçime zorlayıp zorlamayacağı ve bir erken seçim çağrısı yapıp yapmayacağı sorusuna ise CHP lideri şöyle yanıt verdi:

"Koşullar uygun olursa tabii. Bir erken seçim ne zaman istenir? Bir seçimden birinci parti çıktığınız zaman erken seçim istersiniz. Parlamentoda bunu her seferinde dillendirirsiniz. Şu anda bu koşullar uygun mu? Hayır. Niye uygun değil? Çünkü zamanında yapmadınız. Zamanında yapacaktınız. Halk o zaman ayaktaydı. Parti tek partiydi. Bilinçli bir kitlemiz vardı ve yüzde 38 gibi bir oy almışsınız. Belediye başkanlarınız var. Dolayısıyla siz onu zorlayacaktınız. Bütçesini meclisten geçirmeyecektiniz. Bunun direncini yapacaktınız."

Uyarılarının zamanlamasına ilişkin, "Taş yerinde ağırdır. Söz de yerinde ağırdır," diyen Kılıçdaroğlu, gereken adımların o dönemde atılması gerektiğini belirtti.

Kendisinin erken seçim isteyip istemediği doğrudan sorulduğunda, "Ben isterim. Ben her zaman isterim," yanıtını verdi.

Yeniden genel başkan adaylığı: 'Nasıl reddedeceksiniz?'

Önümüzdeki kurultayda genel başkan adaylığına sıcak bakıp bakmadığı sorulan Kılıçdaroğlu, henüz kurultay takviminin belli olmadığını hatırlattı.

"Ben hiçbir zaman ve hiçbir dönem 'Ben genel başkan adayıyım' demedim. İlk seçildiğim tarihten bu yana," diyen Kılıçdaroğlu, niyetinin sorulması üzerine, "Niyet göstergem de hiç olmadı. Ben bunu söylemediğime göre nasıl bir niyet olabilir?" yanıtını verdi.

Adaylığı reddetmediğinin belirtilmesi üzerine ise şöyle konuştu:

"Nasıl reddedersiniz? Delege derse ki şu kişi bize gelsin genel başkan olsun. Nasıl reddedeceksiniz?"

CHP'nin gelenekleri ve yerleşmiş kuralları bulunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Bu partinin temel özelliklerinden birisi de sıradan bir partilinin de yeri geldiğinde belli bir üslup içinde genel başkanı eleştirme özgürlüğüne sahip olmasıdır," dedi.

Suriye’de Türkiye’nin rolü

Suriye'deki rejim değişikliği, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) silah bırakması ve Şam yönetimine entegrasyonuyla ilgili olarak Ankara'nın rolü sorulan Kılıçdaroğlu, gelişmeleri devletin başarısı olarak değerlendirdi.

"Altını özellikle çiziyorum. Bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başarısıdır," dedi.

Bölge halkları arasında barışın ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkileri güçlendireceğini savunan Kılıçdaroğlu, "Türkiye o bölgede yani Suriye'de de Irak'ta da diğer bölgelerde de güçlü bir aktör olarak bölgenin barışını, huzurunu sağlayabilmeli. Halklar arasındaki ilişkiyi, kardeşliği güçlendirmeli. Çatışmadan bölge arınmalı," dedi.

Çatışmaların sona ermesi ve halklar arasındaki kardeşliğin güçlendirilmesi yönünde önemli adımlar atıldığını savundu.

Çerçeve yasa ve çözüm süreci

Çözüm sürecine ilişkin çerçeve yasaya CHP'nin verdiği desteği değerlendiren Kılıçdaroğlu, "Evet, bizden grup başkanımız ve grup başkan vekillerimiz de bu çerçeve yasaya imza attı. Onların imzaları da tarihi bir imza. Tarihi bir imzadır," dedi.

CHP grubunun Türkiye'nin temel sorunlarından birinin çözümü için destek verdiğini belirten Kılıçdaroğlu, sürecin bir iktidar projesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi:

"Bunu bu noktaya taşıyanın bir siyasal iktidar projesi olarak düşünülmemesi gerektiğini, bunu devletin bir projesi olarak düşünülmesi gerektiğinin de altını çizmek isterim. Bütün bunlar öngörülen çerçeve yasa içinde gelişir ve çözülürse Türkiye bölgede daha güçlü bir lider ülke pozisyonunu yakalamış olur."

Uygulamanın nasıl ilerleyeceğinin görüleceğini belirterek silahların teslimi, PKK'nın silah bırakması ve KCK'nın tutumu gibi başlıklara dikkat çekti. Bu adımların öngörülen çerçevede tamamlanmasının Türkiye'nin bölgesel konumunu güçlendireceğini ifade etti.

Abdullah Öcalan'ın statüsüne ilişkin tartışmalar da sorulan Kılıçdaroğlu, "Her şey açığa çıktığı zaman bakacağız. Daha işin, yolun başındayız," yanıtını verdi.

Öcalan'ın aktif bir rol oynayıp oynamaması gerektiği sorusuna ise "Zaten aktif rol oynuyor," dedi.

Daha aktif bir rol üstlenmesine ilişkin takip sorusuna, "Tabii daha aktif rol oynuyor zaten. Yani görüşmeler yapıyor, Kandil'le görüşmeler, tutanaklara alınıyor. Neyse gereğini yapıyor bir şekilde," yanıtını verdi.

İnsanların etnik kimlikleri üzerinden ayrıştırılmasına ve birbirine düşmanlaştırılmasına izin verilmemesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, toplumsal barışın sağlanmasını istedi. "Tablonun daha başındayız. Çerçevesi çizildi, içine hep beraber bakacağız. Tablo nasıl bir tablo olacak?" diye konuştu.

İsrail'e tepki, bölgesel işbirliği çağrısı

İsrail-İran savaşı bağlamında Türkiye'nin üstlenmesi gereken role ilişkin Kılıçdaroğlu, bölge ülkeleri arasında işbirliğini savundu.

"Türkiye bölgesinde savaş istememeli. Barışın temel aktörü olmalı," diyen Kılıçdaroğlu, CHP'nin daha önce önerdiği Orta Doğu Barış ve İş Birliği Teşkilatı'nı (OBİT) hatırlattı.

Türkiye, İran, Irak ve Suriye'nin öncülüğünde kurulmasını önerdikleri yapının daha sonra genişleyebileceğini belirtti. Bölge ülkelerinin kendi aralarında işbirliği yaparak barışı, ekonomik entegrasyonu ve huzuru sağlaması gerektiğini savundu.

İsrail'in Türkiye'ye yönelik tutumunu da eleştiren Kılıçdaroğlu, "İsrail'in Türkiye'ye karşı diş göstermesi asla kabul edilemez. Asla. Kim oluyor İsrail? Bizimle mücadele edecek. Asla bunu doğru bulmuyoruz ve bu konuda da zaten kamuoyuna bir açıklama yaptık," dedi.

İsrail'in Türkiye'nin bölgesel faaliyetlerine yaklaşımı yeniden sorulduğunda ise "İsrail'in Türkiye'ye laf söylemeye hakkı bile yoktur," ifadesini kullandı. Türkiye'nin bölgede bir güç olarak varlığını kanıtladığını söyledi.

Adaylık tartışmalarına itiraz: 'Doğmamış çocuğa don biçilmez'

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun adaylığının belirlenmesinde kullanılan ön seçim yöntemi ve CHP'nin gelecekte de bu yöntemi kullanıp kullanmayacağı sorulduğunda Kılıçdaroğlu, adaylık tartışmalarının zamanlamasına itiraz etti.

"Doğmamış çocuğa don biçilmez," diyen Kılıçdaroğlu, tarihi henüz belli olmayan bir seçim ve aday üzerinde konuşulurken emeklilerin sorunları, işsizlik, yoksulluk ve gençlerin yurt dışında gelecek arayışı gibi konuların geri planda kaldığını savundu.

Kılıçdaroğlu, medyanın uyuşturucu ticareti, bunun siyasi bağlantıları ve gelir dağılımındaki bozulma üzerinde daha fazla durması gerektiğini belirtti.

"Gidin boşanma davalarına bakın. Ailelerdeki çöküşe bakın. Ahlaki bozulmuşluğa bakın. Milletin temel derdi bu," diyen Kılıçdaroğlu, "Ya aç yatan çocuklar var ya bu ülkede," ifadesini kullandı.

Genel başkan ve cumhurbaşkanı adayının kim olacağına yoğunlaşılmasını eleştiren Kılıçdaroğlu, CHP'nin gündeminin ülkenin temel sorunlarından kopmasına izin vermeyeceklerini söyledi.

Basın özgürlüğünün içinde bulunduğu koşulların hatırlatılması üzerine ise "Siz gerçekten medyanın özgür olduğuna inanıyor musunuz? Medya özgür değil ki. Hangi özgürlükten bahsediyorsunuz?" diye konuştu.

"Biz karamsar değiliz, umutsuz da değiliz. Bu ülkenin insanına güveniyoruz," diyen Kılıçdaroğlu, iktidar değişimi için halkın somut çözüm önerileriyle ikna edilmesi gerektiğini söyledi. Uyuşturucuyla mücadelenin nasıl yürütüleceğinin, gelir dağılımının nasıl düzeltileceğinin ve işsizliğin nasıl giderileceğinin anlatılmasını istedi.

"Halk siyaset kurumuna güvenmiyor. Neden? Bir sürü laf ediliyor. İktidar olunca bakıyorsunuz her şey gitmiş. Söylenenlerin tam tersi yapılıyor," dedi.