TBMM Başkanı Kurtulmuş, İstanbul'daki Filizi Köşk'te medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle iftar programında bir araya geldi. Kurtulmuş, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun bundan sonra atılacak adımlar için bir çerçeve oluşturduğunu bildiren Kurtulmuş, "Son derece olumlu, son derece zor olmakla birlikte yapıcı bir süreci geride bıraktık. Şimdi önümüzde bir rapor var. Bu rapor tabii ki her şey değil. Bu rapor takdim ederken de ifade ettiğim gibi bundan sonra yapılacaklar konusunda bir mihenk taşıdır, bir çerçevedir. Bu çerçevenin içerisinde gerekli adımlar iyi niyetle, sabırla ve gerçekten kararlılıkla sürdürülmesi lazım. Artık bu kadar mesafe alınmışken bölgemizdeki şartlar da Türkiye'nin güvenliği bakımından bu kadar olumlu seyrediyorken bu sorunun tamamıyla Türkiye'nin gündeminden kaldırılması mümkündür ve bu adımların atılması gerekir" ifadelerini kullandı.
"Cumhuriyet tarihimizin en ağır sorunuyla karşı karşıyaydık. Bunu oturduk, konuştuk"
Komisyon çalışmalarının Türkiye açısından önemli bir dönüm noktası olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Türkiye için önemli bir hayati eşikti. Bu eşiği aştık. Ama bu her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Üzerinde sıkı bir çalışma dönemine ihtiyaç var. Ümit ederim ki komisyonda ortaya konulan bu demokratik olgunluk, Türkiye'de siyaset dilini de ciddi bir şekilde pozitif anlamda etkiler. Türkiye şunu gösterdi. En ağır sorununu bile Türkiye oturup, konuşup çözebiliyor. Cumhuriyet tarihimizin en ağır sorunuyla karşı karşıyaydık. Bunu oturduk, konuştuk ve nasıl çözülebileceğine ilişkin fikirlerimizi ortaklaştırarak belli bir noktaya geldik. Ümit ederim bundan sonraki adımlar da başarılı bir şekilde atılır ve dediğim gibi bu sorunu tamamıyla artık rafa kaldırmış, tarihin tozlu rafları arasında bırakmış oluruz" diye konuştu.
Komisyon çalışmalarının Türkiye demokrasisi açısından önemli bir aşama olduğunu kaydeden Kurtulmuş, farklı siyasi partilerin bir araya gelerek ortak bir noktada buluşmasının değerli olduğunu ifade etti.
Komisyon raporunda yer alan önerilerin tavsiye niteliğinde olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, bundan sonraki süreçte siyasi partilerin bir araya gelerek gerekli yasal düzenlemeleri müzakere edeceğini söyledi. Kurtulmuş, "Ümit ederim ki bütün partilerin altına imza atacağı düzenlemeler gerçekleşir" dedi
"Ümit ederim Türkiye yeni anayasa meselesini hızla gündemini alır ve mesafe kateder"
Türkiye'de mevcut Anayasa'nın eski olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Türkiye siyasetinin aslında üzerinde konuşmadan ittifak ettiği hususlardan birisi de 12 Eylül darbe Anayasa'sının artık Türkiye için geçerli olmadığı, yeterli olmadığıdır. Ümit ederim ki bu konuda da bir anlayış birliği içerisinde çalışma yapılır. Ümit ederim Türkiye yeni anayasa meselesini hızla gündemini alır ve mesafe kateder. Artık Türkiye için çok eskimiş bir Anayasa'dır. Ne ihtiyacımız varsa onları tespit edip hızlı bir şekilde sonuç alırız" diye konuştu.
Anayasa çalışmalarına ilişkin gizli bir gündem olmadığını kaydeden Kurtulmuş, yapılacak değişikliklerin halkın önünde gerçekleşeceğini söyledi. Kurtulmuş, "Çünkü bir Anayasa değişikliğini referanduma götürecekseniz, oyu verecek olan milletten neyi kaçıracaksınız? Bunlar akıl dışı, kuşkuyu siyaset aracı haline getirmiş olan birtakım yaklaşımlardır" diye konuştu.
"Türk-Kürt-Arap meselesinin yazılmış olmasının Türkiye'nin üniter yapısını bozacağına ilişkin kuşkuyu son derece yersiz olarak görüyorum"
Kurtulmuş, komisyon raporunda yer alan Türk-Kürt-Arap vurgusunun Türkiye’nin üniter yapısını zayıflatacağı yönündeki eleştirilere ilişkin ise "Türk-Kürt-Arap meselesinin yazılmış olmasının Türkiye'nin üniter yapısını bozacağına ilişkin kuşkuyu son derece yersiz olarak görüyorum. Emperyalistlerin birbirine düşman yapamadığı bu bölgenin ağırlıklı nüfusuna sahip olan halklarını asla düşmanlaştıracak bir anlayışın içine girmeyin. Sosyolojik olarak bu coğrafyanın insanlarının bütünleşmesinden, birleşmesinden başka bir şart yoktur. Asla Türkiye'nin üniter yapısı, devlet sistemiyle ilgili ne bir tereddüt dile getirildi ne herhangi birisi böyle bir teklifte bulundu ne de ‘Böyle bir şeyi raporda konuşalım, yazalım’ diye bir şey söylendi. Tamamen yanlıştır, yanlış bir algıdır" değerlendirmesinde bulundu.
"Ramazan sonrasında bu yasal düzenlemelerin gündeme gelmesinin şart olduğu kanaatindeyim"
Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunda yer alan düzenlemelerin yasalaşma takvimine ilişkin bir soru üzerine, düzenlemelerin geciktirilmemesi gerektiğini söyledi. Kurtulmuş, "Hemen ramazan sonrasında bu yasal düzenlemelerin gündeme gelmesinin şart olduğu kanaatindeyim. Bizim Türkçede güzel bir laf var, "Hayırlı işlerinizde acele ediniz." Bir yere kadar geldikten sonra böyle bir ittifak ortaya çıktıktan sonra bunun gereğini yerine getirmek lazım" dedi.
"Sürecin başından itibaren en önemli avantajlarımızdan birisi; bu iş, bir devlet politikası olarak benimsendi"
Kurtulmuş, "Süreçte atılacak adımlar belli. Sürecin ilerleyiş hızıyla ilgili görüşünüz nedir? 6 ayda komisyon, çalışmasını bitirdi. Bundan sonra atılacak adımlar belli. Hangi süre içinde bu adımlar atılmalı ki en iyi sonuç alınsın? Terörsüz Türkiye sürecinin kaçta kaçını geride bıraktık? Yüzde 30'u mu bitti, yüzde 40'ı mı bitti? Resmin neresindeyiz, ne kadar yol aldık, ne kadar yolumuz var?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:
"Bu sürecin başından itibaren en önemli avantajlarımızdan birisi; bu iş, bir devlet politikası olarak benimsendi ve devletin bütün kurumları büyük bir eş güdüm içerisinde kendi paylarına düşen, kendileriyle ilgili alanları ciddi bir koordinasyonla sürdürdü. Komisyon da bu devlet politikası olan hedefi bir millet gözetimine çevirdi. İşin değerli kısmı da bu... Parlamento da bu meseleye sahip çıktı. Çok mesafe aldık, onu söyleyebilirim. Anadolu'nun her yeri, Doğu Anadolu'nun en ücra köşelerinde bile insanlar daha evvel çıkamadıkları, gidemedikleri yaylalarına, mezralarına çok rahat gidiyorlar. Çatışmadan dolayı, çatışma riskinden dolayı, güvenlik kuvvetlerinden başka kimsenin olmadığı yerlerde şimdi insanlar şenlik yapıyor. Bütün bunlar çok şükür sahada uzun bir süredir, güvenlik kuvvetlerinin de böyle cesaretli, dirayetli, kararlılığıyla bir noktaya geldi.
"Suriye'de bizim için en hayati konu olan entegrasyon meselesi iyi bir şekilde işliyor"
Burada en önemli şeylerden birisi terör örgütünün, İmralı'dan gelen açıklamaya uyması ve yeni dönemin gereklerini yerine getirmek için adımlarını atmasıdır. Silahların hepsinin teslim edilmediğini biliyoruz, örgüt elemanlarının bir kısmı başka yerlere belki geçtiler ama onun için biz raporumuza 'kritik eşik' diye bir ifade koyduk. Örgütün tamamıyla, hakikaten kendisini tasfiye ettiğinin, silahları tamamıyla bıraktığının tespit edilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin işi değil. Bu, devletin güvenlik birimlerinin yapacağı bir şey ve bunu raporlayarak, bununla ilgili de yürütmenin içerisinde bunu takip edecek bir organizasyonun olmasını tavsiye ettik. Bunların da gözetimiyle birlikte sürecin iyi bir şekilde işleyeceğini düşünüyorum. Kaldı ki steril bir ortamda bu konuyu konuşmuyoruz, hiçbir zaman steril bir ortamda konuşmadık. 50 yıldır bu mücadele verilirken, bu mücadele içerisinde terör gruplarına, sadece PKK'yı kastetmiyorum, IŞİD'inden bilmem kimine kadar bütün bu terör gruplarına kimlerin ne silahlar verdiği, kimlerin ne istihbarat destekleri verdiği, kimlerin lojistik destekler verdiğini çok iyi biliyoruz. Şimdi Suriye'de yeni bir denklem kuruluyor ve bu denklem içerisinde çok şükür entegrasyon, bizim için en hayati konu olan entegrasyon meselesi iyi bir şekilde işliyor.
"Türkiye'yle beraber hem kendi sorunlarını hem bölgenin sorunlarını çözecek bir Suriye'yi yakında göreceğiz"
Bundan birkaç hafta evvel, komisyonu da toplamadık. Suriye'de ne olacağının çok belli olmadığı, çok diken üstünde oturulan bir dönemde, Allah muhafaza, Suriye'de aksi bir gelişme olsaydı, bugün Türkiye'de biz belki başka bir şey konuşuyor olacaktık. Dolayısıyla Suriye meselesi de oradaki entegrasyon da iyi gidiyor ve bizim bütün öteden beri, 10 yıllardır söylediğimiz şey, bu bölge halklarının, Kürtleriyle, Araplarıyla; Suriyelilerin de Iraklıların da diğerlerinin de hepsinin yüzü Türkiye'ye dönük olsun, İstanbul'a dönük olsun, Ankara'ya dönük olsun. Bunu sağlayabilmek için biz dostluk elimizi uzatıyoruz. Yeni bir dönemin gereklerine uygun bir şekilde davranıyoruz. Bir denge içerisinde bugüne kadar geldi. İnşallah bundan sonra da devam edecek. Suriye'nin de bir an evvel bu entegrasyonun sağlanması ve Suriye'nin devlet bütünlüğünün temin edilmesi çok önemli. Orada da olumlu bir noktada gidiyoruz. Suriye zaten uluslararası alanda tanınan bir ülke, yeni yönetim tamamıyla güçlü bir şekilde tanınıyor ve Türkiye dostu olarak, Türkiye'yle beraber hem kendi sorunlarını hem bölgenin sorunlarını çözecek bir Suriye'yi yakında göreceğiz."
"Kamuoyundaki 'Burada siz örgütün adamlarını affediyorsunuz' algısı ortaya çıkmasın"
Kurtulmuş, "Komisyon sürecinde, raporlarını sunan siyasi partiler, özellikle iktidar kanadı, yapılacak yasal düzenlemelerde suçlu, suçsuz ya da yönetici, üye gibi ayrımların olmasını önermişti. Fakat komisyon sonunda çıkan ortak raporda böyle bir ayrıma vurgu yapılmadığı, bahsedilmediği görülüyor. Bu ayrımdan vaz mı geçildi? Bir de komisyon raporu açıklandığı gün bir açıklama yaptınız. Orada da bunun bir af anlamına gelmediğini ifade ettiniz. Raporun kendisinde de her bir PKK'lının, teslim olanların ayrı ayrı adli süreçlerden geçirilmesi öngörülüyor. Bu adli süreçten ne anlamalıyız?" sorusunu ise şöyle yanıtladı:
"Bunların hepsi konuşuldu. Buradaki esas olan şey, bu hazırlanacak yasanın geçici ve özel bir yasa olması. Yani bundan neyi kastediyoruz? 'Ben silahlarımı bıraktım' diyen bir örgüt var. İlan ediyor, 'silahlarımı bıraktım'… Şimdi biz devlet olarak 'Hayır, silahlarını bırakma' diyemeyiz. Bu iradeyi ortaya koyduysa, bunun gereği, bu söylediğiniz hususlar, raporda ana başlık olarak yer alan, henüz oralarda partilerin bir uzlaşısı olmadığı için ortak bir kanaati söyleyemem. Burada geçici ve özel olarak, bu örgütle ilgili bir yasanın çıkması… Şu bakımdan önemli. Bu bütün örgütlere, başka örgütlere de şamil bir uygulama olmasın. Kendisini tasfiye ettiğini, silahlarını bıraktığını, feshettiğini ilan eden örgüt bu. Dolayısıyla bu yasal çalışma kısmı yani iyi niyetle, kararlılıkla işin üstüne gidilirse çok kısa süre içerisinde toparlanır ve uzlaşılır. Oradaki kritik hususlardan birisi de bu af algısıydı. Kamuoyundaki 'Burada siz örgütün adamlarını affediyorsunuz' algısı ortaya çıkmasın. Örgütün elemanı da geliyor, 'ben pişmanım' demeyeceğine göre, yani örgüt mantığına aykırı, bu silahları bırakma durumuna aykırı olduğuna göre, onunla ilgili de bir yasal işlemin yapılması, örgüt üyelerinin tescil edilmesi ve ondan sonra zaten Türk Ceza Kanunu'nda bulunan ilgili düzenleme, mesela koşullu salıverilme şartları dahil olmak üzere, onlar düzenlenir ve serbest bırakılabilir. Ama yine bir mahkeme kaydı ve bir adli kaydın altına alınmak şartıyla."
"Geri kalan yolu da kazasız belasız tamamlayacağız"
Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye Komisyonu başladığında, toplumun bu konuyla ilgili gündemi birinci sırada değildi açıkçası. Yani ekonomi her zaman malum şartlardan dolayı birinci sırada. Ama umut hakkı meselesi, işte af çıkarılıyor teröristlere gibi algıdan sonra sanki toplumsal desteğin azaltılması için bir art niyetli bakış açısının gündeme geldiğini düşünüyorum. Bu konuda siz ne dersiniz? Komisyonun başladığı günden bugüne kadar toplum desteğine yönelik herhangi bir araştırma oldu mu, olmadı mı?" sorusunu da şu sözlerle yanıtladı:
"Meclis olarak böyle bir araştırma yapmadık. Ama yapılan araştırmaları biliyoruz. En büyük kamuoyu araştırmamız ne? 137 kişiyi dinlemişiz. 137 kişinin içerisinde Türkiye'deki bütün fikirlerden insanlar var, en marjinal fikirlere sahip olanlar bile var. Unutulmaz bir hatıradır benim için, komisyonda, dinleyici masasında şehit anneleriyle, barış anneleri yan yana oturdu. Aynı oturumda farklı şeyler söylediler, farklı acıları dile getirdiler. Ama her iki tarafın da ortak olarak söylediği şey şuydu. 'Biz artık evlatlarımızı değil, silahları gömmek istiyoruz.' Komisyondaki dinlemelerin en önemli sloganı, mottosu belki buydu. Yine bir başka oturumda gazilerimizden birisi, çok duygulu bir sahneydi. Gözü, takma gözmüş. Takma gözünü çıkardı, dedi ki, 'Yanımda arkadaşım şehit oldu, ben de gözümü kaybettim. Vatan için ben canımı veririm, kanımın son damlasına kadar veririm ama artık hiç kimse ölmesin, hiç kimse yaralanmasın, bu ülkenin çocuklarına ziyan gelmesin.' Toplumun ortak duygusunun bu olduğu kanaatindeyim. Geri kalan lafügüzaftır. Burada herkes kendi politik oryantasyonu itibarıyla bir şey söyleyebilir, bunları saygıyla karşılarız. Zaten öyle olduğu için sonuna kadar geldi. Ama sonuçta artık acıların durması, artık silahın susması, artık insanların çocuklarını, evlatlarını toprağa gömmemesi, artık Türkiye'nin, bu büyük milletin böylesine büyük, ağır bir bedel ödememesi gerekir. Çok mesafe alındı. Geri kalan yolu da kazasız belasız tamamlayacağız. Başka çaremiz yoktur. Komisyonun en büyük kazanımlarından birisi olarak şunu görüyorum. Türkiye'de maalesef siyaset deyince herkes kendi yankı odasında konuşmayı marifet sanıyor. Burada herkes kendi yankı odasından çıkarak karşı tarafı dinlemeye ve karşı tarafın ne dediğini anlamaya gayret etti ve sonuç alındı. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte de herkesin kendi yankı odasından çıkarak, Türkiye'nin ortak menfaatine olan, bu milletin menfaatine olan meseleyi en iyi şekilde anlaması lazım."



