Liberal Düşünce Derneği’nin kurucusu, İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Yayla, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “helâlleşme” çağrısı yaptığı video konuşmasına tepki gösterdi.

Prof. Dr. Atilla Yayla, 2013 yılında Yeni Şafak gazetesinde yayınlanmış olan “CHP kapatılmalı!” başlıklı yazısını Twitter’da paylaşarak, tweetine şunları yazdı:

“CHP'nin mağdurlarıyla ‘helâlleşmesi’ imkânsız ve de gereksiz. Sağlam ve sağlıklı bir demokrasi için CHP’nin tasfiye edilmesi şart. CHP kapatılmalı!”

Prof. Yayla, tweetine gösterilen tepki üzerine yayınladığı bağlı tweetinde de “Yazımı okumadan yazılan saçma sapan twetleri ve ad hominem mesajları siliyorum. Ona göre...” notunu düştü; ancak bu paylaşımıyla tam olarak ne kastettiğini de açıklığa kavuşturmadı.

“AYM kapatmasın, CHP kendini feshetsin”

Prof. Yayla, 2013’teki yazısının sonunda, “CHP kapatılmalı. Bununla kastettiğim, CHP’nin AYM tarafından kapatılması değil, kendisini feshetmesi. CHP ya bir vakfa veya enstitüye dönüşsün veya tek parti dönemi müzesi olsun. Onun bırakacağı boşlukta gerçekten demokrat sosyal demokratlar güçlü bir siyasî hareket başlatsın.” diye yazmıştı.

Kılıçdaroğlu ne demişti?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 12 Kasım’ı 13 Kasım’a bağlayan gece şahsî Twitter sayfasında yayınladığı 4 dakika 37 saniyelik videosunda, AK Parti hükümetlerinin insanları birbirine düşürdüğünü, nefreti körüklediğini, halk kavga ettikçe de bir grup insanın zenginleştikçe zenginleştiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, özetle şu ifadeleri kullandı:

“Geçmişte kırdığımız, korkuttuğumuz topluluklarla buluşmalarıma başlayacağım”

“Geçmişten gelen küskünlüklere ve öfkeye bağlı kalmaya devam edersek, ülkemiz bu felâketleri gelecekte de yaşamaya mahkûm olacak. (…) Geçmişin arabalarıyla hiçbir yere gidemeyeceğimizi artık biliyoruz. Onun için artık helâlleşme zamanıdır. Ne pahasına olursa olsun, toplumsal ilişkilerimizi güçlendirmek ve yaralarımızı iyileştirmek için geçmişte yapılan hataların sorumluluğunu almayı ve bunlar için birbirimizden helâllik istemeyi bilmeliyiz. Benim liderliğini yaptığım partinin de geçmişte yarattığı derin yaralar vardır. Uzun süredir de önce bu yaraları yaratan o sistemi değiştirmekle uğraştım. Şimdi ise dışarıya dönme zamanı. Ben, bu yaraların kapanması için helâllik isteme, helâlleşme yolculuğuna çıkıyorum. Geçmişte kırdığımız, korkuttuğumuz topluluklarla, bireylerle, farklı hayat tarzlarının temsilcileriyle buluşmalarıma başlayacağım. Ben, ömrümde bu ülkede nefreti ve sevgiyi bolca gördüm ve sevgi, hep daha güçlü oldu. Artık sevgiye bu savaşı kazandırma zamanı. Affetmeyi ve affedilmeyi kucaklayarak helâllik istemeyi ve vermeyi başarmalıyız. Hep birlikte umuda, barışa ve sevince yürüyebilmek, ancak birbirimizin yaralarını sararak mümkün olacak. (…) Mevlânā’nın bir sözüyle bitireyim. ‘Dünle birlikte gitti cancağızım / Ne varsa düne ait / Şimdi yeni şeyler söylemek lâzım.’ ”