Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılı nedeniyle bulunduğu Malatya’da basın mensuplarıyla bir araya geldi. Her şubat ayında Malatya’ya geldiklerini belirten Arıkan, 6 Şubat 2023 depremlerinde yaşamını yitiren yurttaşları andı.
Depremin hemen ardından geldiği Malatya’da o gün aldığı notları tekrar incelediğini, notlarında, 32 bin 344 binada denetleme, 174 bin 293 bağımsız birimde denetim ve hasar tespit çalışmaları yapıldığını kaydettiğini belirten Arıkan, "Bu denetlemelerde 8 bin 363 binada ve 45 bin konutta ağır hasar tespit edildiği, ağır hasarlı olduklarına dair raporlar düzenlendiğini not etmişim. Yine 7 bin bağımsız bölümün orta hasarlı, 60 bin bağımsız bölümün az hasarlı, 32 bin bağımsız bölümün ise hasarsız olarak kayda alındığını notlarımıza yazmışız. O dönem idarecilerimiz, hükümet tarafından bir yıl içerisinde 31 bin konutun yapılacağı taahhüdünde bulunmuştu. İlk yıl, yani 2023 senesinin sonuna kadar 31 bin konutun yapılarak teslim edileceği vaadinde bulunulmuştu. Ancak o gün yaptığımız çalışmalarda, sizlerle ve vatandaşlarımızla bir araya geldiğimiz toplantılarda Malatya’da en az 100 bin bağımsız bölümün yeniden yapılması gerektiği kanaatini de o günün gerçekleri olarak kayıt altına almışız" diye konuştu.
Malatya’nın yaşadığı yıkıma dikkati çeken Arıkan, şehrin yaklaşık yüzde 40’ının depremde yok olduğunu, Malatya’nın 24 Ocak Sivrice depreminde de ciddi zararlar yaşadığını belirtti. Mahmut Arıkan, şunları kaydetti:
"Buradan şu sonuç çıkıyor, Malatya üç yıldır değil, aslında beş yıldır deprem mağdurudur ve her iki depremden de zarar gören bölgelerde tek il Malatya’dır. Aradan 36 ay geçmiş olmasına rağmen, yani deprem üzerinden üç yıl geçmiş olmasına rağmen hala siyasilerin Malatya’ya gelme ihtiyacı hissetmesi elbette doğaldır. Ancak geldiklerinde, biraz önce saydığım sıkıntıların birçoğunun hâlâ giderilmediğini ve birçok Malatyalı hemşerimizin hâlâ sorunlarla karşı karşıya olduğunu görmek bizleri üzmektedir. Bugün 2023 depreminden sonra hangi cümleleri kurduysak, o gün de aynı cümleleri kurmuştuk. 2003’te Bingöl, 2011’de Van, 2020’de Elâzığ ve İzmir depremlerinde de aynı şeyleri konuştuk. Tedirginliğimiz şudur, Allah korusun, yeni bir deprem olduğunda, deprem sonrasında yine aynı cümleleri kurmak zorunda kalacağız."
"Kalıcı konut, altyapı ve kira sorunu sürüyor"
Arıkan, gelinen noktada sorunların hala çözülemediğini, 11 ilde yaşayan insanların büyük problemlerle karşı karşıya olduğunu üzülerek gördüklerini dile getirerek, şöyle devam etti:
"Kalıcı konut problemi hala devam ediyor. Şatafatlı törenler yapılıyor, anahtar dağıtım törenleri düzenleniyor ama hâlâ bu 11 ilde konteynerlerde yaşayan insanlar var. Kura çekmelerine, anahtar teslimlerine rağmen konutlarına ulaşamayan yurttaşlarımız olduğunu görüyoruz. Elektrik, su ve altyapı problemlerinin çözülemediği bölgeler var. Fahiş kira sorunu bu coğrafyanın en büyük problemlerinden biri hâline gelmiş durumda. Göçün, yani bölgenin hızla boşalmasının önüne geçilemediğini görüyoruz. En önemlisi ise bölgede umudun her geçen gün azaldığını görüyoruz. Deprem bir gerçektir. Fay hatları da gerçektir. Ancak dere yataklarını, fay hatlarını imara açmak siyasi bir tercihtir. 7.6 büyüklüğündeki depremler de gerçektir ve bunları tekrar yaşayacağız. Ama depremlerin neticesinde 50 binden fazla insanımızı kaybetmemizin sebebi, politik tercihlerden başka bir şey değildir.
Bugün neden imar affı konuşulmuyor? Deprem geçti, birçok insan hayatını kaybetti ama imar affı gündeme gelmiyor. 1999 depremi, Bingöl ve Van depremleri unutulduğu için imar affı konuşulmuştu. Bugün konuşulmuyor ama bu iktidar devam ettiği sürece, önümüzdeki dönemlerde bütçe açıklarını kapatmak için imar affının tekrar gündeme geleceğini hepimiz göreceğiz. Son 24 yıl boyunca insanı değil, inşaatı ve betonu önceledik. İnsan öncelikli bir anlayıştan uzaklaşıldı. Keşke Sayın Cumhurbaşkanımız her hafta Hatay’a, Malatya’ya, Adıyaman’a gelse. Çünkü Cumhurbaşkanı’nın gittiği yerlerde asfaltlar dökülüyor, altyapı sorunları çözülüyor, binalar teslim ediliyor. Gitmediği yerlerde ise bunların yapılmadığını görüyoruz."
"Kameranın açısını biraz değiştirdiğimizde bambaşka bir deprem bölgesiyle karşılaşıyoruz"
Kamuoyuna yansıtılan tablo ile sahadaki gerçekler arasında fark olduğunu dile getiren Arıkan, "Kameranın açısını biraz değiştirdiğimizde bambaşka bir deprem bölgesiyle karşılaşıyoruz. Dün dikkatimi çeken bir haber vardı, dünyaca ünlü bir futbolcunun transferinde Sayın Cumhurbaşkanımızın araya girdiğini öğrendik. Keşke bu hassasiyeti konteyner kentlerde yaşayan depremzedeler için de gösterseydi. Algının gerçeğin önüne geçtiği bir süreçteyiz. Yoğun bir iktidar yayın ağı ve medya desteğiyle birçok eksiklik örtülüyor. Oysa Sayın Cumhurbaşkanı ilk yıl 650 bin konutun teslim edileceğini söylemişti. Bunun mümkün olmadığını söylediğimizde linç edildik. Aradan üç yıl geçti; bugün 400 bin civarında konut teslim edildiğini görüyoruz ve bunların da önemli bir kısmı eksik teslim edildi" diye konuştu.
"Yeniden Refah Partisi beraber yol yürüme ihtimalimizin en yüksek olduğu partilerden biridir"
Mahmut Arıkan, 2027'nin muhtemelen seçim yılı olacağını, bu seçimde de her partinin ittifak yapma zarureti olduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Eğer bir parti çıkıp ‘Ben ittifak yapmayacağım, tek başıma yüzde 50 artı 1’i alacak gücüm var’ diyorsa, bu gerçekten uzak bir siyaset yapıyor demektir. Buradan hareketle bizler, önümüzdeki dönemde hem deprem merkezli, hem ekonomi merkezli, en üst başlıkta ise adalet merkezli bir anlayışla Türkiye’yi yeniden rayına oturtabilmek için; Türkiye’de yanlış giden uygulamaların tekrar doğru ve uygulanabilir hâle gelmesi adına her partiyle oturup konuşacağımızı söyledik. A, B, C partisi değil, her partiyle oturup konuşacağımızı ifade ettik. Bu temaslarımız da devam ediyor. Yeniden Refah Partisi de bizim beraber yol yürüme ihtimalimizin en yüksek olduğu partilerden biridir. Elbette onların da bize karşı benzer bir bakış açısıyla yaklaştıklarını düşündüğüm için bu cümleleri rahatlıkla kuruyorum. Önümüzdeki dönemde daha sık konuşacağız. Biraz önce bahsettiğim ilke ve prensipleri masaya yatırarak, geniş yelpazeli bir üçüncü yolu inşa edeceğiz inşallah.”
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de değerlendirme yapan Mahmut Arıkan, "Bu süreç şahıslar üzerinden yürütülemez. Bu süreç tek bir örgüt üzerinden yürütülemez. Topyekûn bir hukuksuzlukla mücadele, topyekûn bir demokratikleşme meselesi masaya yatırıldığı takdirde bu süreç sağlıklı ilerler. Aksi hâlde yalnızca bir kişinin ‘umut hakkı’ ya da tek bir örgütün mensuplarının hukukunun gözetilmesiyle yola çıkılırsa, gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenmiş olur" ifadelerini kullandı.



