Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM'de Grup Toplantısı'nda konuştu.
Arıkan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar:
“DEPREM GERÇEK, AFET TERCİHTİR!”
“Değerli arkadaşlar, bugünün bilimi ve teknolojik gelişmeleriyle artık hepimiz biliyoruz ki deprem kaçınılmaz bir gerçektir. Tarihin başlangıcından itibaren yaşanan depremler bugünden sonra da yaşanmaya devam edecektir. Bu yüzden diyoruz ki; deprem gerçektir, ama sonrasında yaşanan felaket tercihtir. Fay hatları gerçektir, ama yıkımlar siyasidir. Afetler gerçektir, ama sonuçları seçimdir. 7.6 şiddet gerçektir, ama 52 bin 814 vefat politiktir. İmar afları yasaldır, ama asla meşru değildir. Değerli arkadaşlar; çevresel yıkım, siyasi bir tercihin sonunda gelmiştir. Deprem doğaldır, bunu hepimiz kabul ediyoruz; ama kitlesel ölümler doğal değildir, bunu kabul etmiyoruz.”
“YIKILAN ŞEHİRLER İKTİDARIN TERCİHİDİR”
“Bugün şu soruyu bu kürsüden sormak zorundayız; 6 Şubat depremleri neden on binlerce vatandaşımızın canına mal oldu? Cevap, iktidarın 24 yıllık icraatında duruyor. İktidar bu ülkede; insan yerine inşaat dedi. Yapı denetimi yerine oy hesabı yapıp imar affı verdi. Kentsel dönüşüm yerine rantsal dönüşümü tercih etti. Tedbir almak yerine kolon kesip cezasız kalacak yandaş müteahhitler oluşturdu. Onun için açık ve net söylüyoruz; deprem ülkemizin gerçeğidir, ama yıkılan şehirler iktidarın tercihidir.”
“SON 30 YILIN HAFIZASI”
“Son 30 yıldır bu kürsüden aynı cümleleri duyuyoruz. Aynı acıları yaşıyoruz. Aynı sözleri veriyoruz. 1999 Gölcük… On binlerce insan. Aynı yıl Düzce… Yıkım, ihmaller, unutuluş. 2003 Bingöl… Çocuklar enkaz altında. 2011 Van… Çadırda donan insanlar. 2020 Elazığ… “Ders aldık” denildi. 2020 İzmir… Aynı binalar, aynı son. Ve 6 Şubat 2023… Kahramanmaraş. Hatay. Adıyaman. Malatya. Antep. Urfa. Osmaniye. Resmî rakamlara göre 50 binden fazla insan. Her depremden sonra ne gördüysek, 6 Şubat depremlerinden sonra da aynı şeylere şahit olduk. Suçlu olan müteahhitler unutturuldu, denetçiler aklandı, kamu görevlileri korundu, vefat edenler için de fıtrat dendi. Hayır arkadaşlar, biz bunu kabul etmiyoruz. İnsanları; fıtrat değil ihmal öldürdü, liyakatsizlik öldürdü, adaletsizlik öldürdü, denetimsizlik öldürdü. Ve biliyoruz ki bu bitmek bilmez döngü son bulmadıkça bizler aynı acıları tekrar tekrar yaşamaya devam edeceğiz.”
“TOPLUMSAL FAY HATLARI KIRILDI”
“6 Şubat’ta enkazın altında sadece insanımız kalmadı; adalet de, liyakat de, vicdan da o enkazın altında kaldı. 6 Şubat’ta sadece jeolojik fay hatları kırılmadı. Bu ülkede 24 yılda çok daha büyük, çok daha derin fay hatları oluştu. Çok çok derin toplumsal fay hatları oluştu. Devlet, yıkılan binaları yeniden yapabilir; yapmalı da. Ama yıkılan umutları, kırılan kalpleri, devlete olan güveni yeniden inşa etmek zordur. Bu iktidar içinse imkânsızdır. Değerli arkadaşlar; sadece şehirlerimizi değil, enkaz altındaki adaleti, enkaz altındaki liyakati de yeniden inşa etmek zorundayız. Toplumsal fay hatları ile medyayı susturarak, muhalifleri tutuklayarak, yargıyı siyasallaştırarak siyasi rant devşirmeye çalışan iktidar; bugün ülkemizde tamiri mümkün olmayan sosyal ve ahlaki depremlere sebep olmaktadır. Fakat biz milletimize söz veriyoruz; Türkiye’yi asla “çöken bir iktidarın” enkazı altında bırakmayacağız.”
“YARALAR SARILDI MI?”
“Değerli arkadaşlar; depremin üzerinden tam üç yıl geçmiş olmasına rağmen bugün hâlâ yaralar tamamen sarılmış değil. Deprem bölgesinde kalıcı konut sorunu hâlâ devam ediyor. Konteyner kentlerde elektrik, su, kanalizasyon ve ısınma sorunları hâlâ devam ediyor. Fahiş kira problemi sorunu hâlâ devam ediyor. İşsizlik ve buna bağlı olarak dışarıya göç hâlâ devam ediyor. Sayısız insanımız, kurada evi çıkmasına rağmen evine ne zaman kavuşacak belirsizliği yaşıyor. Bölgede zor koşullarda yaşayan vatandaşlarımız yarınlara dair güvenle bakamıyor. Yavrularımızın geleceğini ilgilendiren eğitim sorunu hâlâ giderilmiş değil. Sayın Cumhurbaşkanı Hatay’ı ziyaret edecek diye iki günde yol yapan, branda ile enkaz kapatanlar; üç yıldır vatandaşların elektrik, su ve altyapı sorununu çözemediler.”
“KAYBOLAN ÇOCUKLARIMIZA NE OLDU?”
“Bizler her depremden sonra kaybolan çocuklarımızı konuştuk. Ve bugünlerde ABD’de patlayan Epstein rezaleti, bizleri bir kez daha bu acı gerçekle yüzleştirdi. Çünkü bu sistemin; yargı, siyaset ve medya başta olmak üzere her alanı nasıl şantaj, tehdit ve iğrençlikle yönettiğini gördük. İşte Siyonizm tam olarak budur. Bizler 56 yıldır bu sistemin çürük ve vahşi bir düzen olduğunu söylüyoruz. Epstein dosyaları; bebeklerin kanı, masumların canı üzerinden şantaj ve şeytanlıklarla dolu bir sistemin ifşasıdır. Şu soruları sormadan edemiyoruz: Kaybolan çocuklarımız bu şeytani ve sapkın örgüt tarafından mı kaçırıldı? Epstein’in özel uçağı “Lolita Ekspres”in depremlerin hemen ardından İstanbul ve Dalaman gibi hava limanlarına birden fazla kez geldiği iddiaları doğru mudur? Depremlerden sonra kaybolan çocuklarımız ve gündeme gelen ürkütücü iddialarla ilgili bugüne kadar hangi bakanlığımız hangi çalışmayı yapmış, hangi soruşturmayı açmıştır? Eğer bir soruşturma varsa sonucu neden kamuoyu ile paylaşılmamıştır? Sorunlara çözüm üretmek için vicdanlı, sorumlu ve cesur olmak zorundayız. Gerçekleri saklayarak, rakamlarla oynayarak sorunlara çözüm üretemezsiniz.”
“TÜİK’İN RAKAMLARINDAKİ AHLAK SORUNU, TÜRKİYE’NİN ENFLASYON SORUNUNDAN DAHA BÜYÜK.”
“İktidar hâlâ enflasyonu rakamlarla oynayarak düşürebileceğini sanıyor. Vatandaşlarımız açıklanan rakamların gerçek olmadığını, çarşıda, pazarda, sokakta, ödediği faturalarda açıkça görebiliyor. İşte dün; ocak ayı enflasyon rakamları açıklandı. Memurun, emeklinin, asgari ücretlinin, milyonlarca çalışanın maaşının belirleneceği ay olan Aralık’ta dibe vuran, tarihin en düşük seviyelerini gören enflasyon Ocak ayında uçuşa geçti. Rakamları manipüle etmek; kıt kanaat imkânlarla geçinmeye çalışan asgari ücretlimizin, hayatta kalma mücadelesi veren emeklilerimizin, ayın sonunu zor getiren memurumuzun cebine el atmak değil de nedir? Enflasyon rakamı böyle çıkınca Hazine ve Maliye Bakanının haliyle bir şeyler söylemesi gerekiyor. Sayın Şimşek demiş ki; enflasyondaki artış olumsuz hava koşullarından dolayı oldu. Sayın Şimşek; ocak ayı kış mevsimindedir ve ocak ayında hava soğuk olur, kar yağar. Millî Eğitim Bakanlığı müfredatında, ilkokul birinci sınıfta öğretilen mevsimler şemasını hepimiz biliriz. İlkbaharda yağmur yağar, yazın güneş olur, sonbaharda yapraklar dökülür, kış mevsiminde de kar yağar. Şimdi Sayın Şimşek’e soruyoruz: Siz göreve geldiğinizden beri ocakta soğuk olan hava, aralıkta neden soğuk olmuyor? Sayın Bakan; ya bu ülkede yaşamıyor ki ocakta yağan karın aralıkta da yağdığından habersiz, ya da hayat bilgisi dersine girmemiş. Buradan iktidara sesleniyorum; TÜİK’in rakamlarındaki ahlak sorunu, Türkiye’nin enflasyon sorunundan daha büyük.”
“SÖZÜMÜZ VAR”
“Bizim aziz milletimize sözümüz var ve bir kez daha söz veriyoruz; yerin altından gelen depremlere değil ama ihmalin, iş bilmezliğinden altından gelen felaketlere son vereceğiz. İnsanımızın değerini betonla değil, müreffeh bir hayatla ölçeceğiz. Sorumlulardan hesap soracağız. Deprem vergilerini depreme hazırlık için kullanacağız. Zengini merkeze, sağlam zemine; yoksulu dere yataklarına yerleştirmeyeceğiz. İnsanlarımızı rezerv alan diyerek yerinden etmeyecek, arsalarına el koymayacağız. Bizim sözümüz var; Anadolu huzura, milletimiz adalete, depremzedeler yuvasına dönene kadar çalışacağız. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken; hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.”




