Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yılmaz “AHBAB Operasyonu” olarak yansıyan dolandırıcılık ve yolsuzluk operasyonu hakkında basın açıklaması gerçekleştirdi.

Sürecin tam anlamıyla şeffaf bir şekilde yürütülmesi, adalete olan güvenin yeniden tesis edilmesi için yargılamanın televizyonlarda ve dijital mecralarda canlı olarak yayınlanması çağrısı yapan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı, “Bu temiz topraklar, iyilik maskesi takmış haramzadelerin cirit alanı olmayacaktır.” ifadelerini kullandı.

Mustafa Yılmaz’ın basın açıklamasında öne çıkan ifadeler şu şekilde;

“BU DEVASA YAPI, BASİT BİR DOLANDIRICILIK VAKASI DEĞİLDİR.”

Bakan Fidan: Ukrayna'ya son derece verimli bir ziyaret gerçekleştirdik
Bakan Fidan: Ukrayna'ya son derece verimli bir ziyaret gerçekleştirdik
İçeriği Görüntüle

“Bugün burada, ülkemizin karşı karşıya kaldığı, sınırları ve cüreti akıl almaz boyutlara ulaşan organize bir talanı, organize bir dolandırıcılığı değerlendirmek üzere bulunuyoruz.

Yeşilay'da tedavi görmesi gerekenlerin Kızılay'ın yerine geçmeye çalıştığı ve tarihin en büyük dolandırıcılık suçuna imza attıkları bir dönemin kepazeliğini yaşıyoruz.

Milletimizin merhametini, iyi niyetini ve yardımlaşma duygularını sömürerek kurulan bu devasa yapı, basit bir dolandırıcılık vakası değildir. Cumhuriyet tarihinin en büyük, dünyada da daha önce benzeri görülmemiş bir dolandırıcılıkla karşı karşıyayız.

Tarihimiz pek çok dolandırıcıya, tanıklık etmiştir. Şüphesiz bunların en ünlüsü sülün Osman’dı.

Galata Kulesi’ni, tramvayları satan sülün Osman bu yapının ve bu organizasyonun yanında stajyer bile olamaz! Sülün Osman’ın hayal gücü bile, bugün önümüzde duran bu devasa soygun mekanizmasının ulaştığı boyutlara yetmezdi.”

“DEVASA BİR HEDO YAPILANMASI İLE KARŞI KARŞIYAYIZ!”

“Bu ülke yıllarca illegal yapılarla, milletin iradesine ve cebine göz diken çetelerle mücadele etti. ETÖ dedik, FETÖ dedik; devletin ve milletin kılcal damarlarına sızan hain yapılarla savaştık. Ancak ETÖ, FETÖ derken, şimdi de eğer iddialara doğruysa devasa bir HEDO yapılanması ile karşı karşıyayız!

Yani, Haluk Levent Dolandırıcılık Organizasyonu! Paralel devlet, paralel hukuk ve şimdi de paralel dernek. Asıl soru şudur; paraleller cirit atarken asıl olanlar nerde? Kimse bize "Bir şarkıcı çıktı, tek başına herkesi kandırdı" masalını anlatmasın. Burada; içinde medyanın, yargının, bürokrasinin, iş dünyasının ve siyasetin bazı unsurlarının yer aldığı korkunç bir paralel organizasyon söz konusu! Medya ayağıyla; bu şahsı ve yapıyı adeta dokunulmaz bir kutsal gibi pazarladılar. Ticaret ayağıyla toplanan milyarlarca lirayı arka kapılarda aklayıp paylaştılar, öyle anlaşılıyor ki siyasetin bazı unsurlarını da bu çarkın içine dahil ederek kendilerine zırh örmeye çalıştılar.

Tam da bu noktada, bazı iddialara değinmek zorundayız. Soruşturma kapsamında alınan ifade sırasında bazı siyasilerin ismi geçtiği için, ifade alma işlemlerinin durdurulduğu, iddiası son derece ciddi ve vahim bir iddiadır!

Buradan sesleniyoruz: Hangi makamda, hangi mevkide olursa olsun; bu kirli çarkın dişlisi olmuş, bu hortumdan nemalanmış her kim varsa üzerine sonuna kadar gidilmelidir. Gazeteciden, siyasetçiye, bürokrattan iş adamına kadar bu çarkın içinde yer alan her kimse hukuk önünde hesabını bu millete vermek zorundadır.

Hiçbir siyasi nüfuz, hiçbir ticari güç, ya da hiçbir medya gücü milletin soyulmasından ve devletin bypass edilmesinden daha üstün değildir. Adalet, ucu kime dokunursa dokunsun tecelli etmek zorundadır.”

“YARGILAMA SÜRECİ CANLI OLARAK YAYINLANMALIDIR!”

“Burada mağdur olan üç beş kişi, birkaç şirket değildir. Burada dolandırılmaya kalkışılan topyekûn bir millettir! Bizim birliğimiz, beraberliğimiz, zor günde birbirimize uzattığımız o mukaddes yardım eli dolandırılmak istenmiştir. Burada sadece milletimizin parası değil, bundan daha önemlisi aziz milletimizin asırlardır süregelen yardımlaşma duygusu, güven duygusu, vicdanı dinamitlenmiştir.

Madem dolandırılmak istenen topyekûn bir millettir. O halde bu hesaplaşma; kapalı kapılar ardında değil, milletin gözü önünde, milletin huzurunda yapılmalıdır. Üstü örtülen dosyalara tahammülümüz kalmamıştır. Sürecin tam anlamıyla şeffaf bir şekilde yürütülmesi, adalete olan güvenin yeniden tesis edilmesi için yargılama süreci televizyonlarda ve dijital mecralarda canlı olarak yayınlanmalıdır!

Bütün Türkiye, kimin neyi çaldığını, kimlerin bu soyguna çanak tuttuğunu, kimlerin bu işin neresinde olduğunu ekranları başında tek tek izlemelidir. Milletimiz, kendi parasının, kendi merhametinin hesabını sormalıdır.

Saadet Partisi olarak biz bu işin peşini bırakmayacağız. Ne HEDO’ye, ne onun medyadaki savunucularına, ne ticaret ayağındaki ortaklarına, ne de arkalarına sığındıkları siyasi koruma kalkanlarına geçit vermeyeceğiz. Bu temiz topraklar, iyilik maskesi takmış haramzadelerin cirit alanı olmayacaktır.”