Emlakta yeni dönem: EİDS ile yetkisiz ilanlara son
Emlakta yeni dönem: EİDS ile yetkisiz ilanlara son
İçeriği Görüntüle

Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarda Marmara Denizi’nin anatomisine ilişkin dikkat çeken sismik ve jeofizik bulguları paylaştı. Bektaş, Avcılar önlerinde beklenen depremin büyüklüğüne dair yaptığı tahminde, bölgedeki kabuk yapısının "sıcak, ince ve akışkanlarca doygun" olması nedeniyle enerjinin daha küçük kırılmalarla boşalabileceğini ifade etti. Özellikle 2019 ve 2025 yıllarında yaşanan depremleri referans gösteren Bektaş, olası depremin M6,2 ile M6,3 civarında gerçekleşebileceğini öne sürdü.

Güncel çoklu jeofizik verilerine dayandırılan analizde, Marmara Denizi’ndeki fayların homojen ve tamamen kilitli bir yapı sunmadığı belirtildi. Prof. Dr. Bektaş, magnetotellürik veriler ve derin "creep" (yavaş kayma) bulgularının, fayın segmentli bir yapıda olduğunu desteklediğini vurguladı. Kabuk yapısındaki zayıf zonların saptanmasıyla birlikte, fayın davranışının 7’den büyük bir deprem üretmek yerine daha düşük büyüklükteki deprem modelleriyle uyumlu olduğu ifade edildi. Hazırlanan haritalarda kırmızı ve sarı ile işaretlenen alanların bu zayıf kabuk yapısını ve enerji birikiminin sınırlarını temsil ettiği kaydedildi.

TARİHSEL BÜYÜKLÜK ALGISINDA ZEMİN ETKİSİ

Haberde, kamuoyundaki "7’den büyük deprem" beklentisinin bilimsel temellerine dair eleştirel bir yaklaşım sunan Bektaş, tarihsel deprem verilerinin kaynak büyüklüğünü tam olarak yansıtmadığını savundu. Geçmişteki depremlerin İstanbul sahil şeridinde yarattığı şiddetin, basen etkisi ve zemin büyütmesi gibi faktörlerden kaynaklanmış olabileceğine dikkat çekildi. Bektaş’a göre, zemindeki rezonansın şiddeti artırması, tarihsel depremlerin olduğundan daha büyük algılanmasına yol açmış olabilir. Mevcut jeofizik modeller, sığ Curie derinliği ve akışkan zengini zonlar gibi verilerle fayın deprem üretme kapasitesinin sınırlı olduğunu ortaya koyuyor.