Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı, 22-29 Haziran 2026 tarihli "Sosyal Gündem Analiz Raporu"nu kamuoyuyla paylaştı.
İSTİSNALAR VE PAZARLIK USULÜ OLAĞAN HALE GELDİ
Rapora göre, kamu ihalelerinde istisna hükümlerinin genişletilmesi ve pazarlık usulünün olağan bir yöntem halini alması hesap verebilirlik açısından büyük riskler barındırıyor. Kanunda doğal afet, salgın veya öngörülemeyen acil durumlar için düzenlenen 21/b maddesi kapsamındaki pazarlık usulünün uygulamada giderek daha geniş alanlarda kullanıldığı belirtiliyor. Açık ihale yerine sınırlı sayıda davetli firmanın katıldığı bu yöntemin, rekabetin azalmasına ve kamuoyu denetiminin zayıflamasına neden olduğunun altı çiziliyor.
KAMU MALİYESİNDE TASARRUF ORANLARI DÜŞÜYOR
İhalelerdeki rekabetin azalmasının kamu maliyesini doğrudan ve olumsuz etkilediği ifade edilen raporda, idarelerin geçmiş yıllara kıyasla aynı alımları daha yüksek maliyetlerle gerçekleştirdiği vurgulanıyor. Sözleşme bedelleri ile yaklaşık maliyet arasındaki farkın giderek daralması, kamu tasarruflarının azaldığını gösteren önemli bir veri olarak sunuluyor. Ayrıca, teknik şartnamelerin belirli firmaları avantajlı hale getirmesi, tek teklifli ihalelerin artması ve aynı yüklenicilerin sürekli öne çıkması gibi uygulamaların yolsuzluk risklerini artırdığı ifade ediliyor.
AV. SİNAN TEKİN: "KAMU MALI 86 MİLYONUN ORTAK HAKKIDIR"
Raporun bulgularını değerlendiren Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Sosyal İşler Başkanı Av. Sinan Tekin, kamu malını milletin emaneti olarak gördüklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Devletin harcadığı her kuruşun hesabının millete verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Kamu kaynaklarının belirli çevrelerin değil, 86 milyon vatandaşımızın ortak hakkı olduğu anlayışıyla hareket ediyoruz. Kamu alımlarında açık ihale usulü esas olmalı, istisnalar gerçekten istisna olarak kalmalı ve tüm süreçler etkin bir şekilde denetlenmelidir. Rekabetin arttığı, denetimin güçlendiği ve kamuoyunun bilgiye erişebildiği bir sistem hem yolsuzluk risklerini azaltacak hem de kamu bütçesinde önemli tasarruflar sağlayacaktır. Milletimizin alın teriyle oluşan kaynakların korunması, israfın önlenmesi ve her kuruşun doğru yerde kullanılması, yalnızca ekonomik bir zorunluluk değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur.”
ÇÖZÜM: ŞEFFAF VE REKABETÇİ BİR SİSTEM
Raporun sonuç bölümünde, Türkiye'nin kamu alımları sisteminin hukuki ve kurumsal açıdan önemli bir reform ihtiyacı taşıdığı ifade ediliyor. Sistemin yeniden rekabetçi, şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulmasının sadece yolsuzluk risklerini azaltmakla kalmayacağı; aynı zamanda kamu maliyesinde önemli tasarruflar sağlayarak ekonomik verimliliği artıracağı ve mali disiplinin güçlenmesine katkı sağlayacağı belirtiliyor.



