ABD İsrail ittifakının İran'a yönelik saldırılarının ardından başlayan İran değerlendirmeleri sürüyor.
Fikir adamı Sezai Karakoç da Yüce Diriliş Partisi İstanbul İl Başkanlığı’nda 19 Mayıs 2007 tarihinde yaptığı konuşmayı istifadenize sunuyoruz.
Sezai Karakoç'un 19 Mayıs 2007 tarihli konuşmasından:
"... Geçen gün İranlı şairler geldiler. Mevlana'ya uğramışlar. Oradan da birileri söylemiş, bize geldiler. Tabii biz buradan bakınca İranlıların hepsini şuurlu zannediyoruz. Adamlar şiirle ilgileniyorlar, edebiyatla ilgileniyorlar ama diğer şeylerle ilgilenmiyorlar.
Onlara şiirden bahsetmeyeceğim dedim. Oysa edebiyat için, şiir için gelmişler. Dedim ki, şayet biz Kanunî devrinde olsaydık veya Harun Reşit devrinde olsaydık, hepimiz şiirden bahsederdik. Ama bu devirde, tabi herbirinizin şiirine, hikayesine saygı duyuyoruz, sevgi duyuyoruz, yazdıklarınıza memnun oluyoruz. Ancak hepimizin bir ideali olması lazım. Siz İran olarak tek başınıza kendinizi kurtaramayacaksınız. Siz geceyi gündüze katıp İslam alemine gidin, onları uyandırın. Birleşin, öyle kendinizi kurtarın. Sizi tek başınıza bırakacaklar ve imha edecekler.
Heyecanla dinlediler. Benim imkânım olmadığı için onlara bu kadar söyledim. İmkanlarımızı birleştirip bir televizyon kanalımız olsa, Farsça söyleseydik, milyonlara hitap etseydik çok daha etkili olurdu. Araplara söylememiz gerekir. Bunları bizim devlet adamlarımıza da söyledim. Çeşitli kanallar yapın ve İslam alemine kendilerinin diliyle hitap edin. Milletimizin birbiriyle olan bağlantıları kopmuş... Fakat yapmadılar, yapmıyorlar.
Bugün mesela ticari olarak Hürriyet'in, Milliyet'in, Cumhuriyet'in, Arapça, Farsça olarakta çıkması faydasınadır. Ama bunu yapmıyorlar. Neden? Çünkü Türkiye'ye yönelik görevleri var. Bunların, Avrupalıların dili olduklarını buradan anlayın. Bağımsız basın olsalar bunu yapmaları gerekir. Halbuki bunlar Avrupa'nın Türkiye deki Türk halkını zihnen, ruhen, ahlaken çökertmek için vazifelendirilmiş oldukları için o görevi yapmaya devam ediyorlar. Onun için uyanalım o görevi biz yapalım. Arapça, Farsça, Türki ülkelerin kendi dilleriyle gazeteler çıkartalım, kanallar kuralım, kitaplar yazalım ve uyandıralım. Onlar uyanınca kurtulurlar ve bizi de kurtarmış olurlar. Biz onları kurtarmış oluruz onlar da bizi kurtarmış olurlar. Bunun dışında bir yol yoktur. Ve bu davayı gütmeyen hiç bir yol da çıkar yol değildir. Benim görüşüm budur ve bunun için elimden geleni yapmaya çalışıyorum..."



