Doç. Dr. Bekir Gündoğmuş, “Siyonistler İsrail’den göçü durduramıyor!” başlıklı analizinde, işgal rejimi İsrail’in kuruluşundan bu yana en önemli dayanaklarından biri olan göç politikasının ciddi bir krize girdiğini vurguladı.
Gündoğmuş, Filistin’deki varlığını dünyanın dört bir yanından getirilen Yahudiler üzerinden inşa eden Siyonist rejim, ilk kez “sürekli göç alan ülke” olma vasfını kaybettiğini ifade etti.
Yazıda, Siyonist ideolojinin göçü “aliyah” kavramı üzerinden kutsallaştırdığı, Kudüs’e dönüş ve Filistin işgalinin sürekliliği açısından göçe hayati bir anlam yüklediği hatırlatıldı. Bu çerçevede İsrail bünyesinde kurulan Aliyah ve Entegrasyon Bakanlığı’nın, dünya genelindeki Yahudi topluluklarını İsrail’e çekmek için uzun yıllardır sistemli politikalar yürüttüğü ifade edildi.
Ancak 7 Ekim 2023’te yaşanan Aksa Tufanı’nın ardından bu politikanın ciddi biçimde sarsıldığına dikkat çekildi.
Gündoğmuş, bizzat işgal rejiminin resmi kurumlarının verilerinin dahi göç dengesinin İsrail aleyhine döndüğünü ortaya koyduğunu belirtti. Merkezi İstatistik Bürosu’nun 2025 yılına ilişkin rakamlarına göre, ülkeden ayrılanların sayısının gelenlerden 20 binin üzerinde fazla olduğu, bunun ise sembolik olarak “kırmızı çizginin aşılması” anlamına geldiği kaydedildi.
Yazıda ayrıca, açıklanan resmi verilerin gerçeği tam yansıtmadığı, sahadan gelen bilgilerin İsrail’i terk edenlerin sayısının çok daha yüksek olduğuna işaret ettiği ifade edildi. Göç edenlerin profilinin ise krizin boyutunu daha da görünür kıldığına dikkat çekildi. Ülkeyi terk edenlerin büyük bölümünün teknoloji sektöründe çalışan, yüksek eğitimli gençlerden oluşması; güvenlik kaygısı ve geleceğe dair belirsizliğin toplumun üst katmanlarında derinleştiğinin göstergesi olarak değerlendirildi.
Doç. Dr. Gündoğmuş, Siyonist rejimin kuruluşundan bu yana göçü ulus kimliğinin inşasında bir kaldıraç olarak kullandığını, bugün ise tersine göçün bu kimliği parçalayan bir unsur haline geldiğini vurguladı. Özellikle Aşkenaz Yahudilerinin ülkeyi terk etme konusunda tereddüt göstermemesi, İsrail’in iç meşruiyet zemininde ciddi sorunlar yaşadığını ortaya koyuyor.
Yüksek teknoloji, akademi ve sağlık gibi stratejik sektörlerde çalışan kesimlerin kitlesel göçü, yalnızca demografik değil, aynı zamanda derin bir ekonomik kriz ihtimalini de gündeme getiriyor. Buna ek olarak, resmi verilere göre nüfus artış hızının yüzde 1’in altına düşmesi, nüfusun hızla yaşlanması ve doğum oranlarının gerilemesi, İsrail’in karşı karşıya olduğu demografik travmanın boyutlarını gözler önüne seriyor.
Gündoğmuş yazısını, Siyonist rejimin bugün “aliyah” yerine “yeridah”, yani tersine göç ve demografik tehdit gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldığını belirterek tamamladı.
Yaşananların yalnızca zahiri sebeplerle açıklanamayacağını ifade eden Gündoğmuş, “vaat edilmiş topraklar” iddiasıyla tüm bölgeyi sahiplenmeye çalışan Siyonist aklın, kontrolü altındaki sınırlı alanı ve nüfusu dahi yönetmekte zorlandığını vurguladı.



