Bugün birçok işletme faaliyetine bir sosyal medya hesabıyla başlıyor. Takipçi sayısı arttıkça hesap adı fiilen bir markaya dönüşüyor. Ancak hesabı ilk açan olmak, o isim üzerinde hukuki bir hak sahibi olmak anlamına gelmiyor.
Kullanıcı adı ile marka arasındaki fark
Sosyal medya platformlarında kullanıcı adları "ilk gelen alır" esasıyla dağıtılıyor. Bu, platformun kendi kuralı; Türk hukukunda tek başına bir marka hakkı doğurmuyor. Aynı ismi Türk Patent ve Marka Kurumu'na ilk başvuran kişi, tescil sonrasında o ismi kullanan hesaplara karşı hak iddia edebiliyor. Yıllarca emek verilen bir hesabın, markayı tescil ettiren başka birinin şikâyetiyle kapatılması veya isim değiştirmek zorunda kalınması uygulamada sıkça karşılaşılan bir durum.
Platformlar tescil belgesi istiyor
Büyük sosyal medya platformları ve e-ticaret pazaryerleri, marka ihlali şikâyetlerinde tescil belgesini esas alıyor. Taklit bir hesabın kapatılması, sahte ürün ilanlarının kaldırılması veya markanızın başkası tarafından reklam anahtar kelimesi olarak kullanılmasının engellenmesi için çoğu zaman tescil numarasının bildirilmesi gerekiyor. Tescilsiz bir işletmenin bu mekanizmalardan yararlanması oldukça sınırlı kalıyor.
Alan adı da aynı mantıkla işliyor
".com.tr" uzantılı alan adlarında belge şartının kaldırılmasıyla birlikte, alan adı tahsisi de büyük ölçüde başvuru sırasına bağlı hâle geldi. Tescilli bir marka, kötü niyetle alınmış bir alan adına karşı uyuşmazlık çözüm süreçlerinde en güçlü dayanak olarak kabul ediliyor.
Dijital varlıklar için öneriler
Sosyal medyada büyümeyi hedefleyen bir işletme için makul sıralama şöyle: önce isim için benzerlik araştırması, ardından marka başvurusu, son olarak hesap ve alan adlarının aynı isimle açılması. İsim seçiminde yalnızca Türkçe değil, hedeflenen pazarlardaki anlamı da kontrol edilmeli.
Hesap zaten açılmış ve takipçi kazanılmışsa geç kalınmış değil. Mevcut kullanımın belgelenmesi, ekran görüntüleri ve tarihli paylaşımların arşivlenmesi, olası bir uyuşmazlıkta önceki kullanımın ispatına yardımcı oluyor. Marka tescili başvurusunda hangi sınıfların seçileceğinin baştan doğru belirlenmesi ise korumanın gerçek faaliyet alanını kapsamasını sağlıyor. Dijital dünyada görünürlük hızla kazanılıyor; hukuki güvence ise ancak tescille sağlanıyor.




