"Ben güçlüyüm ve yaparım" anlayışı egemen

Yazısında küresel güçlerin "güçlü olan haklıdır" mantığıyla hareket ettiğini belirten Mehmet Ali Akbulut; Gazze'de yaşanan katliamları, Lübnan'ın bombalanmasını, Suriye'nin işgalini ve İran'a yönelik saldırıları bu anlayışın birer yansıması olarak nitelendirdi.

Emperyalist ve Siyonist bloğun stratejik teknolojilerden ekonomik sistemlere kadar her alanı kontrol etmeye çalıştığına dikkat çeken Akbulut, bu baskılara karşı ciddi bir direncin oluştuğunu ifade etti.

Mesele sadece askerî değil, bir psikolojik savaş

ABD Başkanı Donald Trump'ın politikalarını ve iddialarını sert bir dille eleştiren Akbulut, hedefin yalnızca askerî operasyonlar değil, aynı zamanda muhatapların iradesini kırmaya yönelik psikolojik bir savaş olduğunu belirtti.

Akbulut; tehditler, yalan iddialar ve sosyal medya paylaşımlarıyla yürütülen bu kuşatma siyasetinin; Avrupa'dan bölge ülkelerine kadar küresel ölçekte ekonomik sonuçlar doğurduğunu kaydetti.

ABD, güvenlik endişeleri nedeniyle resmi personelinin Batı Şeria’ya seyahatini geçici olarak kısıtladı
ABD, güvenlik endişeleri nedeniyle resmi personelinin Batı Şeria’ya seyahatini geçici olarak kısıtladı
İçeriği Görüntüle

"İran cephesinde geri adım yok"

Saha ve kamuoyu gözlemlerini aktaran Mehmet Ali Akbulut, ABD ve İsrail'in askerî baskılarına rağmen İran tarafında kararlı bir duruşun sergilendiğini ifade etti:

Halk Desteği: 150 günü aşkın süredir meydanlara çıkan İran halkının, yönetime ve müzakere heyetine güçlü bir destek mesajı verdiği vurgulandı.

Stratejik Üstünlük: Askerî hamlelerin rejimi değiştirme veya nükleer faaliyetleri tamamen durdurma hedeflerine ulaşamadığı, Hürmüz Boğazı gibi stratejik hatlarda İran'ın iradesinin belirleyici olduğu kaydedildi.

Prestij Kaybı: ABD ve İsrail cephesinin askerî ve diplomatik alandaki hırçınlaşmasının, iç kamuoylarında ve küresel prestijlerinde yaşanan yıpranmışlığın bir göstergesi olduğu belirtildi.