Hayatı

İranlı düşünür, felsefeci, teorisyen, kelâmcı, insan hakları aktivisti, akademisyen, şair ve mütercim Abdülkerim Suruş 1945 yılında Tahran’da doğdu. Asıl adı Hüseyin Hacı Ferec Debbağ’dır. İlköğrenimi esnasında hocası Rıza Ruzbeh vasıtasıyla Murteza Mutahhari, Allame Tabatabaî, Mehdi Bâzergân ve Ali Şeriati gibi şahısların düşünceleri ile tanıştı. Tahran Üniversitesi’nde Eczacılık okudu. Öğrencilik yıllarında Ali Şeriati’nin Hüseyniye-i İrşad’daki derslerine katılıyordu. Eczacılık alanında doktorasını tamamladıktan sonra bir müddet çalışma hayatına girdi. 1972 yılında bilim felsefesi alanında eğitim almak üzere İngiltere’ye gitti. Burada bilim felsefesi ve analitik kimya alanlarında eğitim gördü. Londra’da eğitimini sürdürdüğü yıllarda diğer İranlı öğrencilerle birlikte kültürel çalışmalar yaptı. Bu bağlamda bir grup İranlı ve Afrikalı Müslüman öğrenciyle birlikte İmambare isimli bir merkez kurdular. Bu merkezde haftalık seminerler düzenleniyordu. Aynı zamanda burada Ayetullah Beheştî’nin temsilcisi oldu. Çoğu zaman bu seminerlerde konuşmacı olan kişi bizzat Suruş’un kendisiydi. Diyalektik Çelişkiye Bir Eleştiri isimli ilk kitabını bu dönemde yayınladı. Marksist öğretilere yönelik eleştiriler içeren kitap çok geçmeden İran’da yayınlandı ve İslâmcıların Marksistlerle girdikleri tartışmalarda faydalandıkları temel kaynaklardan birisi oldu. İslâm Devriminden sonra İngiltere’deki eğitiminin son yılını okumadan İran’a dönen Suruş, üniversitede epistemoloji dersleri vermeye başladı. Suruş’un Karl Popper’in bilim ve siyaset felsefesinden açıkça etkilenmesi onun 1979 İran İslâm Devrimi sonrasında İslâmi Marksizm’in önemli karşıtları arasında sayılmasını sağladı. 1980 yılında Humeyni’nin emriyle, bir grup aydınla birlikte Kültür Devrimi Merkezi’nin kurulması vazifesini üstlendi. Birçok kişiye göre Kültür Devrimi Merkezi; üniversitelerin kapatılması, hoca ve öğrencilerin üniversitelerden atılmasının baş sorumlusudur, ancak Suruş bu iddiaları yalanlamaktadır. Sonraki yıllarda giderek İslâm öğretilerini sorgulamaya başlayınca sık sık İslâm rejimi ile karşı karşıya geldi. Son 10 yıldır daha çok yurtdışında yaşayan Abdülkerim Suruş’un “dinsel pozitivizm” eleştirileri İran’da özellikle ulemânın şiddetli tepkisine neden oldu. Dinî lider Hamaney’den ülkede siyasî ve sosyal açılıma gitmesini isteyen açık mektubu bardağı taşıran son damla oldu ve ülkeye gelmeme konusunda son kararını verdi. Tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kerrubî bloğunu destekleyen aydınlar arasında yer aldı. Şu anda ABD’de Georgetown Üniversitesi’nde İslâm ve Siyasî Düşünce dersleri vermektedir. Edebiyat alanında da araştırmalar yapmış olup hâlihazırda Mevlânâ uzmanları arasında sayılmaktadır. 2009 yılında Foreign Policy dergisi onu dünya düşünürleri arasında yedinci sırada göstermiştir.

İslam Düşünürleri

Öğretisi

Abdülkerim Suruş her zaman için İslâm’a yeni bir yorum getirmeye çalışmıştır. Teorilerini kelâm-ı cedid (yeni kelâm) olarak adlandırmakta ve kelâmî yaklaşımını Yeni-Mu‘tezilî olarak adlandırmaktadır. Görüşleri temelde birkaç alanda ele alınabilir:

Çoğulculuk: Suruş’un dinî çoğulculuk alanına giriş yöntemi irfanî öğretiler etkisi ve doğrultusunda olmuştur. Kendisi Gazzâlî, Mevlânâ ve İbn Arabî’den etkilenmiştir. Çoğulculuk bağlamında dindarlığı üç kısma ayırır: Pragmatik dindarlık, kelâmî dindarlık, tecrübî (irfânî) dindarlık.

Vahiy ve Kur’ân: Suruş insanın dine dair bütün bilgi ve çıkarımlarının tarihsel ve hataya açık olduğunu iddia eder. Bir röportajında Kur’ân’ın sadece içinde şekillendiği özel tarihsel koşulların ürünü olmadığını, buna ek olarak İslâm peygamberinin zihninin ve bu zihnin bütün beşerî sınırlılıklarının sonucunda ortaya çıktığını söylemiştir. Kur’ân’ın şekillenmesinde peygamberin rolünün merkezi olduğunu düşünür. Bu görüşlerin Kur’ân’ın Allah tarafından indirildiğini reddetmek olduğunu iddia edenlere karşı bu iddianın ya mizah ya politik düşmanlıktan kaynaklandığını belirtir.

Velâyet-i fakîh: Suruş velâyet-i fakîh görüşünün dinî diktatörlük olduğunu ve bu teoriyle usulen demokratik sistemin uyuşamayacağını belirtir. Hatta hiç kimse velâyet-i fakîh teorisinin altında adaleti uygulayamayacaktır, çünkü eski filozofların dediği gibi mutlak güç mutlak yozlaşma getirir.

Dinî Devlet: Ona göre din devleti iki sebepten ötürü kurulamaz. Birincisi güç yoluyla iman yaratılamaz. İkincisine göre ise din devleti, temelde sorumluluk esasına dayalı olarak bina edilmiştir, oysa günümüz hak eksenli bir döneme tekabül etmektedir.

Demokrasi: Suruş’a göre demokrasi Kur’ân ve hadis gibi İslâmî kaynaklardan yola çıkılarak kurulamaz, ancak İslâmî değerlere uyumlu bir demokrasi modeli ortaya konabilir. Demokrasi ile ilgili iki ana teori, yani hukuka dayalı demokrasi ile liberal demokrasi arasında Suruş liberal demokrasinin İslâm’a uyumlu olmadığını belirtir. Oysa hukuka dayalı demokrasi ile İslâm fıkhındaki şer‘î kurallar arasında benzerlikler ve ortak noktalar bulmak mümkündür. Buna göre hukuka dayalı demokrasiler İslâmî değerlerle uyumlu bir demokrasi modeli geliştirilmesinde örnek alınabilir.

Sekülerizm: Suruş sekülerizmi genel olarak ikiye ayırır: Siyasî sekülerizm ve felsefî sekülerizm. Siyasî sekülerizmde insan siyasî erkle dinî erki birbirinden ayırır ve devlet bütün din ve inançlara eşit mesafede konumlanır. Suruş siyasî sekülerizmi dinî siyasetten değil, devleti dinden ayırmak olarak görür. Ona göre dinî sekülerizmin anlamı ruhaniyetin siyasete müdahalesini reddetmek olsa da bu, dinin müdahalesinin reddi anlamına gelmez. Bu tür bir yönetimde mümin birisi dininin korunacağını ve devletin onun dinî inancına müdahalede bulunmayacağını bilir. Ona göre siyasî sekülerizm ve demokrasinin hâkim olması ile birlikte dindarlar herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmazlar. Diğer taraftan demokrat dindarların hakim olması durumunda ise dindar olmayanlar bir zarar görmeyecekler. Yani demokratik bir sistemin gölgesinde barış içerisinde bir arada yaşanabilir. Diğer yandan ona göre felsefî sekülerizm dinsizlikle aynı şey olup bir tür materyalizmdir. Bu türden bir sekülerizm dinî düşünceyle hiçbir şekilde uyumlu olamaz.

Öne Çıkan Eserleri

  • Nihad-ı na Aramı Cihan: Sırat, Tahran 1378.

  • Kabz u Bast-i Teorik-i Şeriat: Sırat, Tahran 1370.

  • Sünnet ve Seculerizm: Sırat, Tahran 1381.

  • Tezad-ı Diyalektiki: Sırat, Tahran 1357.

  • Elm Çist, Felsefe Çist? Sırat, Tahran 1357.

  • Best-i Tecrübe-yi Nebevi: Sırat, Tahran 1378.

  • Sırathâ-yı Müstekim: Sırat, Tahran 1378.

  • İdeoloji-yi Şeytani: Sırat, Tahran 1359.

  • Hikmet ve Maişet: Sırat, Tahran 1369.

  • Mesnevi-yi Manevi: Sırat, Tahran 1375.

Kaynak: İslam Düşünce Atlası
Dijital Yapım: MÜSİDER ve TV5 Televizyonu