Hayatı

Hacı Bayrâm-ı Velî, 740/1339-40 yılı civarında Ankara-Solfasıl’da doğdu. Solfasıl’da başladığı eğitimini Bursa, Kayseri ve Aksaray’daki medreselerde devam ettirdi. Tahsilini tamamladıktan sonra Ankara’ya döndü ve müderrislik yapmaya başladı. Ayrıca Yıldırım Beyâzıt’ın kapıcıbaşısı olma vazifesini deruhte etti. 805/1403 tarihinde Hamîdeddin Aksarâyî’ye (Somuncu Baba) intisap etti ve uzun yıllar onunla birlikte oldu. Somuncu Baba’nın işareti ile Ankara’ya döndü ve çiftçilikle uğraştı. Bununla beraber nüfuzu da artmaya başladı. Öyle ki bu durum II. Murad devrinde devlet mercilerini rahatsız edecek bir hale geldi. Bu rahatsızlıkta o dönemlerde Şeyh Bedreddîn ve etrafında gelişen olayların da etkisi vardır. Bunun üzerine II. Murad saltanatının başlarında (1421-1424) kendisini devletin merkezi olan Edirne’ye çağırdı. Edirne yolculuğu esnasında Gelibolu’da Muhammediyye müellifi Yazıcızade Mehmed kendisine intisap etti. Hacı Bayrâm ile görüşen II. Murad, hakkında söylenenlerin iftira ve dedikodudan ibaret olduğunu anlayınca kendisine hürmet etti ve ondan Eskicâmii’de vaaz vermesini istedi. Ankara’ya dönüşü sonrasında tekrar irşat faaliyetlerine devam etti; Ankara ve çevresinde tarikatı gittikçe yaygınlık kazandı. Osmanlı pâdişahlarından Orhan Gazi, I. Murad, Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmed ve II. Murad devirlerinde hayat süren ve Anadolu’nun mânevî yapısının teşekkülünde katkıları bulunan Hacı Bayrâm-ı Velî Ankara’da 833/1430 yılında vefat etti. Kendi adıyla anılan caminin yanına defnedildi.

Öğretisi

Hacı Bayram fütüvvet ehli olup melâmet neşvesine sahip bir sûfî idi. Arı bir Türkçe ile yazılmış, vahdet neşvesini terennüm eden “Bilmek istersen seni/Can içinde ara cânı”, “N’oldu bu gönlüm n’oldu bu gönlüm/Derd ü gamınla doldu bu gönlüm”, “Çalabım bir şâr yaratmış iki cihân arasında/Bakıcak dîdâr görünür ol şârın kenâresinde”, “Hiç kimse çekebilmez pekdir feleğin yayı/Derdine gönül verme bir gün götürür vâyı” dizeleriyle başlayan dört şiiri dışında Hacı Bayram’ın günümüze intikal eden eseri yoktur. Bununla beraber sohbetlerinde klasik tasavvuf metinlerinin mütalaa edildiği bilinmektedir. Mesela Fahreddîn-i Irâkî’nin Lemaât adlı eseri bunlar arasında zikredilebilir. Bu eser Hacı Bayram’ın teşviki ile halifelerinden Bedreddin Efendi tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir. Hacı Bayrâm, Türkçe’de tasavvuf literatürü oluşmasında çevresinde bulunan ilim ehlini teşvik etmiştir. Yazıcızâde Mehmed ve Ahmed, Elvân-ı Şîrâzî telif ya da tercümelerini bu teşvikin yapmışlardır. Tarikatlar tarihi açısından Bayramîlik Anadolu coğrafyasında bir Türk mutasavvıf tarafından kurulmuş ilk tarikat olma özelliğine sahiptir.

Kaynak: İslam Düşünce Atlası
Dijital Yapım: MÜSİDER ve TV5 Televizyonu