Hayatı

898’te (1492-1493) Kahire’de doğdu. Eğitiminin çoğunu Şihabüddin Ahmed el-Buhûtî, Şihâbüddin Ahmed el-Makdisi’nin de aralarında bulunduğu bir halka ile beraber babası Kâdîlkudât Şihâbüddin İbnü’n-Neccâr’ın (ö. 949/1543) yanında tahsil etti. Özellikle füru ve usûl alanında babasından istifade etti. Diğer hocaları hakkında herhangi bir bilgi bulunmamakla beraber gerek Kahire’de gerekse İbnü’n-Neccâr’ın seyahat ettiği diğer bölgelerde farklı mezheplere müntesip birçok hocadan ders aldığı anlaşılmaktadır. Eğitimi sırasında Hanbelî literatürünü etkileyen eserler arasında ön sıralarda bulunan İbn Kudâme’nin (ö. 620/1223) el-Mukni’ini, Mecdüddin İbn Teymiyye’nin (ö. 652/1254) el-Muharrer’ini ezberledi ve Şemseddin İbn Müflih’in (ö. 763/1362) el-Fürû’unu okudu. Dımaşk’a gidip bir süre orada kaldıktan sonra tekrar Kahire’ye döndü ve ilim ile iştigal etmeye devam etti. Birincisi çocuk iken, diğeri 955/1549 yılında olmak üzere iki defa hacca gitti. Bu seyahatleri sırasında bölgedeki âlimlerin derslerine iştirak etti.

Kahire’de Hanbelî mezhebinin riyasetini üstlenen İbnü’n-Neccâr babasının vefatından sonra Kâdîlkudâtlık görevini de icra etti. Medine’de Şihâbüddin eş-Şüveykî (ö. 939/1532) ve Dımaşk’ta Musa el-Haccâvî’nin (ö. 968/1560) vefatından sonra sadece Mısır bölgesinde değil, Şam ve Hicaz bölgesinde de görüşlerine itibar edilen saygın âlim olarak tebarüz etti. Zamanın çoğunu tedris, telif ve iftâ faaliyetleriyle geçiren İbnü’n-Neccâr 18 Safer 972’de (25 Eylül 1564) Kahire’de vefat etti.

Öğretisi

Mezhepte İbn Kudâme’nin el-Mukni ve Merdâvî’nin (ö. 885/1480) et-Tenkîh adlı eserlerini merkeze alıp bazı ekleme ve çıkarmalarda bulunarak kaleme aldığı Münteha’l-irâdât fî cemʽi’l-Mukni maʽa’t-Tenkîh ve ziyâdât adlı eseriyle meşhur olmuştur. Kendisi tarafından da şerhedilen bu eser sonraki dönemde mezhepte etkili olmuş ve aralarında Buhûtî (ö. 1051/1641) ile Merʽî b. Yusuf (ö. 1033/1624) gibi mezhepte önemi günümüze kadar devam eden isimler tarafından da şerhlere konu edilmiştir. Nitekim eser Hırakî’nin el-Muhtasar’ı, İbn Kudâme’nin el-Mukni’i ve Merdâvî’nin et-Tenkîh’i ile beraber mezhepte en etkili metinler arasında sayılmıştır (Bedran, 1401, s. 434). Mezhepte kabul edilen görüşleri toplamayı amaçlayan bu metin tedris faaliyetlerinde vazgeçilmez bir metin haline gelmiştir.

Usul alanında Merdâvî’nin Tahrîrü’l-usûl adlı eserini ihtisar ettiği Muhtasaru’t-Tahrîr’i (el-Kevkebü’l-münîr) kaleme almış ve daha sonra bunu eserini şerhetmiştir. Bu eserlerinde usule dair bütün konuları işlemeyi amaçlamıştır. Dil ve belagat ile ilgili hususların yanında mantık ilmine dair bazı meselelere de yer vermiştir. İbnü’n-Neccâr’ın usule dair birçok eseri inceleyerek kaleme aldığı anlaşılan bu eserler mezhepte Münteha’l-irâdât kadar yer etmemiştir.

Öne Çıkan Eserleri

  • Münteha’l-İrâdât fî Cemʿi’l-Mukniʿ maʿa’t-Tenkîh ve Ziyâdât: thk. Abdullah b. Abdülmuhsin et-Türkî, Müessesetü’r-Risâle, Beyrut 2000.

  • Me’ûnetü Üli’n-Nühâ ale’l-Müntehâ: thk. Abdülmelik b. Abdullah b. Dehîş, Dâru Hıdır, Beyrut 1995.

  • Muhtasaru’t-Tahrîr fî Usûli’l-Fıkh (el-Kevkebü’l-Münîr): thk. Muhammed Mustafa Ramazan, Dârü’l-Erkam, Riyad 2000.

  • Şerhu’l-Kevkebi’l-Münîr (el-Muhteberü’l-Mübteker Şerhu’l-Muhtasar): thk. Muhammed ez-Zuhayli ve Nezih Hammad, Câmiatü’l-Melik Abdülazîz, Dımaşk 1980. 

Kaynak: İslam Düşünce Atlası
Dijital Yapım: MÜSİDER ve TV5 Televizyonu