Hayatı

Tam adı Ebü’l-Hasen Ubeydullah b. el-Hüseyn b. Dellâl’dır. 260/874 yılında Kerh’te doğmuş, 340/952 yılında Bağdat’ta vefat etmiştir. Hanefî mezhebinin o dönemde en önemli temsilcileri sayılan Ebû Saîd el-Berdaî ve Ebû Hâzim el-Kâdî’den ders almıştır. Berdaî’den sonra tahminen 317/929 senesinde ders halkasının başına geçmiş ve ömrünün son zamanlarına kadar bu görevi sürdürmüştür.  Pek çok öğrenci yetiştirmiş; onun yetiştirdiği öğrenciler farklı bölgelere giderek tedris faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Vefatına yakın bir zamanda öğretim görevini Ebû Ali eş-Şâşî’ye, fetva verme görevini Dâmegânî’ye vermiştir. Hayatı boyu kadılık gibi resmi görevleri reddetmiş, bu tür görevleri kabul edenleri kınamış ve onlarla ilişkisini kesmiştir; maddî sıkıntılara karşı sabrederek devlet idaresinden yardım almayı uygun görmemiştir.

Öğretisi

Kerhî, Hanefî mezhebinin teşekkül döneminde ortaya çıkan iki çizgiden bir olan Irak Hanefîliği’nin en büyük temsilcisidir.  Sonraki tasniflerde ihtiyar ve tahric ehli sayılmakla birlikte, mezhep metodolojisinin sistemleştirilmesinde bir dönüm noktasını teşkil eder. Teknik anlamda bir usûl eseri yazdığı bilinmemekle birlikte onun usûle dair görüşlerine hem Hanefî kitaplarında, hem de diğer ekollere mensup alimlerin usûl eserlerinde çokça atıf yapılır. Hatta Hanefîlere ve diğer ekollere ait usûl eserlerinde, mezhep imamları dışında görüşleri en çok zikredilen kişi Kerhî’dir. Mezhepte kabul görmeyen bazı usûl ve füru görüşleri olmakla birlikte, özellikle kavâid eksenli çalışması er-Risâle’nin de gösterdiği üzere, Hanefî fıkıh anlayışının ve metodolojisinin belirlenmesinde en önemli katkılardan biri Kerhî’ye aittir. Gerek füru ve usûldeki katkıları, gerek dönemin Bağdat’ında Hanefî usûlünü temsil ediş şekli ile Hanefî mezhebinin teşekkülünü Kerhî ile tamamladığı ifade edilmiştir.

Kerhî’nin sahabe kavlinin kıyasla bilinemeyecek konularda hüccet olduğu, ilave delil bulunmadığı sürece Hz. Peygamber’in fiillerinin ibaha ifade ettiği, gayr-i müslimlerin şer’î amelî hükümlerle mükellef olduğu, mutlak emrin fevr (hemen yapma zorunluluğu) ifade ettiği gibi bazı görüşleri, mezhepte benimsenmemiştir.

Hatip el-Bağdâdî gibi bazı müellifler, Kerhî’nin önde gelen bir Mu’tezilî olduğunu iddia etmiştir. Esasında Irak Hanefî ekolünün pek çok önemli simasının Mu’tezilî olduğu ifade edilmiştir. Ebû Saîd el-Berdaî, Ebû Abdullah el-Basrî gibi dönemindeki bazı Mu’tezilî alimlerle hoca-talebe ilişkisi içerisinde bulunması ve Mu’tezilî usûl eserlerinde kendisinden saygıyla bahsedilerek görüşlerine sık sık atıf yapılması, Kerhî’nin Mu’tezile mensubu ya da en azından Mu’tezilî eğilimli olduğunun göstergesi sayılabilir.

Öne Çıkan Eserleri

  • er-Risâle: Halef el-Cebûrî, el-Akvâlü’l-Usûliyye li’l-İmâm Ebi’l-Hasan el-Kerhî içinde, Mekke 1989, s. 139-150; çev. Ali Pekcan, İslami Araştırmalar, sy. 16/2 (2003), s. 293-307.
  • el-Muhtasar.
  • Şerhu Câmii’l-Kebîr.

    Kaynak: İslam Düşünce Atlası
    Dijital Yapım: MÜSİDER ve TV5 Televizyonu