Hayatı

Tam adı Abdullah b. Ömer b. Osman b. Musa er-Rûmî el-Hanefî olup, Mestçizâde olarak meşhur olmuştur. İstanbul’da doğduğu bilinen Mestcizâde’nin ne zaman doğduğu ise kesin olarak bilinmemektedir. Hayatı hakkında çok bilgi bulunmayan Mestçizâde, Fındıklılı İsmet Efendi’nin verdiği bilgilere göre İstanbul’da yaşamış ve çeşitli medreselerde müderrislik yapmıştır. Bu medreseler sırasıyla şunlardır: 1698’de İbrahim Paşa Medresesi, 1702’de Defterdar Ahmet Çelebi Medresesi, 1704’te Yar Hisar Medresesi, 1705’te Yesih Paşa Medresesi, 1706’da Şah Kulu Medresesi, 1708’de Ayşe Sultan Medresesi, 1709’da Medâris-i Semâniye Medresesi, 1717’de ise Süleymaniye Medresesi’nde müderrislik görevinde bulunmuştur. Süleymaniye medresesi müderrisi iken Selânik kadısı olmuş, ondan sonra sırasıyla Bursa ve Bosna kadılığı görevlerini yapmıştır. Selânik kadılığından ayrıldıktan sonra, İstanbul’a gelerek, Aynî Tarihi olarak bilinen eseri tercüme eden heyette görev almıştır. 1723 ve 1724’te Sadrazam Damat İbrahim huzur derslerine katılmıştır. Kaynaklar Mestçizâde’nin ölüm tarihi konusundan da birbirinden farklı bilgiler vermektedir. Bazı kaynaklar 1737 tarihini belirtirken Osmanlı Müellifleri’nin yazarı Bursalı Mehmet Tahir 1735, Osmanlı Tarihi müellifi Uzunçarşılı ise 1739 tarihini belirtmektedir. Güncel literatürde onun ölüm tarihi olarak daha çok 1148/1735 tarihi kullanılmaktadır. İstanbul’da ölen Mestçizâde, Fatih Camii mezarlığında defnedilmiştir.

Öğretisi

XVIII. yüzyıl Osmanlı âlimi Mesçizâde kelâm, felsefe, mantık ve âdâbü’l-bahs gibi ilimlerin temel meselelerine ilişkin telif, şerh ve haşiye mahiyetinde birçok eser yazmıştır. Mestçizâde’nin sözkonusu ilimlerin temel meselelerine dair tercihlerinin en açık olarak göründüğü eser, onun başta Tanrı’nın sıfatları, Tanrı’nın mucip olup olmadığı ve Tanrı’nın varlığı ile mahiyetinin aynı olup olmadığı, Tanrı’nın cüz’îleri bilip bilmediği, yeniden dirilişin nasıl olacağı ve alemin kıdemi gibi tehâfüt geleneğinde sistemli bir şekilde tartışılan meseleleri inceleyen el-Hilâfiyyât isimli eseridir. Onun bu yöntemi ve tutumu sebebiyle el-Hilâfiyyât tehâfüt geleneği içinde değerlendirilmektedir. Mestçizade sözkonusu meseleleri hem kelâmcılar ile filozoflar hem de Eş‘ârî, Mu‘tezile ve Mâtürîdiye gibi kelâm mezhepleri arasındaki önemli ihtilafları serimleyerek incelemektedir. Bu meselelerde Mestçizâde’nin Eş‘ârî kelâmınından yana tercihte bulunduğu görülmektedir.

Öne Çıkan Eserleri

  • el-Hilâfiyyât beyne’l-Hukemâ ma’a’l-Mütekellimîn ve’l Hilâfiyyât beyne’l Mu’tezile ma‘a’l-Eşâ‘ira ve’l Hilâfiyyât beyne’l Eşâ‘ira ma‘a’l Mâturidiyya: Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 3579/3; nr. 499/2; nr. 1175; nr. 1192/1.

  • Kitâbu'l Miyâr li mâ fi Tefsiri'l Kadı mine’l-Ahbar. 

  • Hâşiye ale'l Beydâvi.

  • Risâle fi Redd-i Kıdem-i Âlem.

  • İhtilâf ma beyne Seyyid Şerif ve Sadeddin: Matbaa-i Mekteb-i Harbiye-i Şahane, İstanbul 1278.

Kaynak: İslam Düşünce Atlası
Dijital Yapım: MÜSİDER ve TV5 Televizyonu