Hayatı

1325/1907’de Halep’de doğdu. Öğrenimini I. Dünya savaşının oluşturduğu kaos ortamındaki Suriye’de Kur’ân Mektebi, Fransız Mektebi, lise seviyesindeki Rüşdiye Mektebi, dini ve beşeri ilimlerin okutulduğu ve I. Dünya Savaşı sonrasında açılan Hüsreviyye Medresesinde aldı. Burada dini ilimlerin yanısıra matematik gibi müspet ilimler ve babasının yönlendirmesiyle özel olarak Fransızca dersleri aldı, babası Ahmed ez-Zerkâ’nın cami derslerini takip etti. Batılı oryantalistlerin özellikle işgal ettikleri ülkelerde İslam aleyhtarlığı ve Müslümanları küçük düşürücü tavırlarına karşı daha bilinçli ve bilgili olmak gerektiğinin farkında olarak müspet ilimlerle de donanımlı olmanın gereğini hissetti ve Halep’teki genel nitelikli liseye kaydını yaptırdı. Okulun fen ve edebiyat kollarının her ikisini de okudu ve birinci olarak tamamladı. Lisenin Dımaşk’ta bulunan son (12.) sınıfında tercih ettiği felsefe kolunu da birinci olarak tamamladı. Peşinden Suriye Üniversitesi Hukuk ve Edebiyat Fakültelerine kaydını yaptırdı ve her iki fakülteden de birincilikle mezun oldu (1933). Söz konusu öğrenim sürecinin sonunda hukuk, edebiyat ve şer‘î ilimlerden oluşan üç alanda uzman olan Suriye’de ilk kişi olmuştur.

Zerkâ’ mezuniyeti sonrası on yıl kadar Halep’te yerel ve karma mahkemelerde avukatlık yaptı. Babasının vefatı sonrası (1938) cami ve medreselerde onun yerini alarak dersler verdi. Vakıf kurumu ve okullarının ıslahı çalışmalarında yer aldı. 1944 yılında Suriye Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğretim üyesi olarak göreve başladı. 1954 yılında Ulusal Blok’tan Halep milletvekili seçildi. Ülkenin Fransız işgalinden kurtarılması çalışmalarında aktif görev aldı. Bir yıldan az bir süre devam etse de Adalet ve Evkaf Bakanlıklarında bulundu (1956). 5 Şubat 1958 yılında Suriye’nin Mısır ile birleşmesi kararının bir gereği olarak ortak kanun hazırlanması projesinde el-Ahvâlü’ş-şahsiyye (aile, miras, ehliyet, velayet, vesayet gibi giren konular) komisyonunun başkanlığına getirildi ve iki yıl içinde tasarı tamamlandı. 1961 yılında Mısır ile birlik anlaşması bozulunca yenilenen parlamento seçimlerinde yeniden Halep milletvekili seçildi ve Adalet ve Evkaf Bakanlıkları görevini üstlendi. Ancak kısa bir süre sonra geçekleşen askeri darbe sonrası siyasete veda etti ve ilmi hayatına döndü. Râbitatü’l- lemi’l-İslamî ile İslam Konferansı Teşkilatına bağlı Fıkıh Akademilerinde üye olarak görev yaptı. İslami ilimler özellikle İslam Hukuku alanına yaptığı çalışmalarla verimli bir ömür geçiren Zerkâ’ 03 Temmuz 1999 tarihinde Riyad’da vefat etmiştir.

İslam Düşünürleri

Öğretisi

Mustafa Ahmed ez-Zerkâ’, din olarak İslam’ın fert ve toplumu ıslah için birisi öncekinin sonucu ve sonrakinin de temeli olan üç ana hedefinin bulunduğu tespitinde bulunur. Birincisi insan aklını taklit ve hurafe köleliğinden kurtarmak; ikincisi, ferdi, ruh ve ahlaki yönden ıslah etmek; üçüncüsü genel güvenlik ve düzeni sağlayacak, insanlar arasında adaleti tesis, makul hürriyetleri ve insan onurunu koruyacak şekilde toplumu ıslah etmektir. Dinin bu üç hedefi, tevhid akîdesi (inanç), ibadetler ve hukuk nizamı ile sağlanır (Zerkâ’: 2004: I, 48-49).

Batılı araştırmacılar ve seküler dünya görüşüne sahip hukukçularca dile getirilen İslam hukukunun dine dayanmasını bir olumsuzluk olarak görüp dinin sabit hayatın dinamik olması sebebiyle ihtiyaçları karşılayamayacağı iddiasına karşı Zerkâ’, İslam hukukunun bütün zamanlar ve mekanların ihtiyacını karşılayabilecek dinamik bir yapıya sahip olduğunu belirler ve bunu da İslam hukukunun iki temel kaynağı Kur’ân ve Sünnetin nadir hükümler dışında ayrıntıya girmeyip evrensel nitelik arzeden genel ilkeler getirmesi ya da bu ilkelerin elde edilebileceği bir muhtevada gelmesiyle ve detayları zaman ve zeminin ihtiyaçlarına göre içtihada bırakmasıyla temellendirir (Zerkâ’: 2004: I, 32). Bu düşüncesinde içtihada önemli bir işlev yükler ve onu İslam dininin ruhu ve fıkhın hayat kaynağı olarak tanımlar (Zerkâ’: 1409: 149, 150, 151).  Bununla birlikte günümüzde ferdi içtihat yerine günümüzde kurumsal anlamda şûrâ içtihadına (el-ictihâdü’l-cemâ‘î) ağırlık vermek gerektiğine vurgu yapar (Zerkâ’: 1409: 157). Bu düşüncesi farklı disiplinlerin verilerinden yararlanma ve bu yönüyle daha isabetli sonuçlara ulaşma açısından önemlidir. Ona göre dini duyarlılığa (takvâ) sahip olmak da içtihadın şartları arasındadır (Zerkâ’: 1409: 160). 

Zerkâ’, kendisini Hanefî mezhebine mensup sayar. Bununla birlikte İslam hukuk mirasını bir bütün olarak ele alarak karşılaşılan meselede ihtiyaçlara daha iyi cevap verebileceğini düşündüğü durumlarda farklı mezhep içtihatlarından da yararlanmanın mümkün olduğuna vurgu yapar ve bunu da fıkhi meseleleri çözümlemede kullanır, gerekli hallerde de serbest içtihattan da çekinmemiştir.

Hukuk-ahlak ilişkisi bağlamında bir disiplin olarak ahlakın hukuktan farklı olsa da ondan ayrı düşünülemeyeceğini savunurken ahlak temeline dayanmayan hukukun kötü niyetlilerin elinde bir hile mekanizmasına dönüşeceğini ve onların gayr-ı meşru arzularına hizmet eden bir araç haline gelmesinin kaçınılmaz olacağını düşünür. Bu türden insanlara karşı en önemli tedbir ahlaktır (Zerkâ’: 2004: I, 46).

Zerkâ’, ilke olarak sigortanın caiz olduğu görüşü ve bu görüşünü temellendirdiği deliller ile şöhret bulmuştur. Bunun yanında fıkha dair yazdığı eserlerde çeşitli meselelere dair önemli görüşleri tespit edilmiş bulunmaktadır. Mesela ona göre sünnetle tespit edilen mîkât yerleri o dönemde Arap Yarımadasının doğu, kuzey ve güney tarafından kara yolu ile hacc veya umreye gelenler için belirlenmiştir. Hacc veya umre için hava yolunu tercih edenlerin uçağa binecekleri hava limanında ya da uçakta ihrama girmeleri gerekmez. Uçağın mikat yerlerinden ya da Haremden geçmesi durumu değiştirmez. Bu yolcular, şayet uçakları mikat yerleri dışında bir bölgeye inerse ihrama girecekleri yer kara yoluyla gidecekleri yol üstündeki mîkat yeridir. Bu mîkât yerlerinden birisinden geçmeyeceklerse ona paralel olan giriş yerlerinde ihrama girerler. Şayet uçak Harem bölgesine inerse bu yolcular ora halkından birisi gibi hareket eder ve onlar nerede ihrama giriyorsa o da orada ihrama girer. Bu gün uçakların indiği uluslararası Cidde havalimanı mikat yerleri içindedir ve buraya inen bir yolcunun ihrama gireceği yer burasıdır. İleride havalimanı Mekke’ye taşınırsa oraya havayoluyla gelenler Mekke’liler gibi hareket eder ve onların ihrama girdiği yerde ihrama girer (Zerkâ’: 1417: 99-118). 

Kutup bölgelerine yakın yerlerde namaz ve oruç vakitlerinin tayininde iki yöntemden birisini önerir: Birincisi, kutuplara yakın coğrafyalardaki namaz ve oruç vakitleri için, Hicaz bölgesindeki yazın veya kışın en uzun gece ve en uzun gündüz esas alınarak vakitlerin tayin edilir. İkincisi, kuzey ve güneyde İslam hakimiyetinin ulaştığı en yakın bölgede tatbik edilen vakit esas alınır (Zerkâ’: 1417: 119-126).

Zerkâ’, Hz. Peygamber’in beni rüyasında gören gerçekten görmüş gibidir hadisinin (Buhârî, “İlim”, 38) onun hayatıyla sınırlı olduğu görüşünü savunur (Zerkâ’: 1417: 17-34). Fıtır sadakasının aynî olarak verilmesi gerektiğini savunan üç mezhebe karşı bedelinin ödenebileceği görüşünde bulunan Hanefîlerin görüşünü öne çıkarır ve bu gün için daha isabetli bir tercih olduğunu belirtir (Zerkâ’: 1417: 57-69). Vesail türünden hükümlerin değişebileceği görüşünü hilalin hesaba bağlı olarak tespit edilebileceği düşüncesiyle örneklendirir (Zerkâ’: 1417: 71-97). Recm cezası ile ilgili rivayetleri sahih bulur. Ancak recmin had değil ta‘zîr cezası kapsamında olduğunu savunur (Zerkâ’: 1425: 199, 208). Marketlerin müşterilerine çekilişle verdiği büyük hediyelerin kumar olduğu düşüncesini dile getirir (Zerkâ’: 1425: 513-514).

Onun kendisine sorulan güncel bir çok soruya verdiği cevaplardan oluşan el-Fetâvâ’sında fıkıh düşüncesini anlamaya imkan verecek çeşitlilik ve çoklukta fetvaları bulunmaktadır.    

Öne Çıkan Eserleri

  • el-Fıkhu’l-İslâmî fî sevbihi’l-cedîd, Dımaşk 1425/2004, I-III.

  • el-Fetâvâ, Dımaşk 1425/2004.

  • el-‘Aklü ve’l-fıkhü fî fehmi’l-hadîsi’n-Nebevî, Dımaşk 1417/1996.

  • el-Fıkhu’l-İslâmî ve medârisüh: Dımaşk 1416/1995.

  • el-Istıslâh ve’l-mesâlihu’l-mürsele fi’ş-şerî‘ati’l-İslâmiyye ve usûli fıkhihâ, Dımaşk 1408/1988. 

  • Nizâmu’t-te’mîn, hakîkatüh ve’r-re’yü fîh, Beyrut 1415/1994.

  • Sıyâga kânûniye li-nazariyyetü’t-te‘assüf bi’sti‘mâli’l-hak fî kânûn İslâmî, Amman 1408/1987.   

  • el-Fi‘lü’d-dâr ve’d-damânu fîh, Dımaşk 1409/1988.

  • Fi’l-Hadîsi’n-Nebevî, Dımaşk 1372/1953.

  • Ahkâmu’l-evkâf, Amman 1418/1998.

  • Vücûbu tatbîkı’ş-şerî‘a: 1396/1976 yılında Medine Muhammed b. Suud İslam Üniversitesinde verdiği konferans metnidir.

  • Masârîf: Mu‘âmelâtuhâ ve vediâ‘uhâ ve fevâiduhâ, Cidde’de 1983.

  • ‘Akdü’l-istinâ‘ ve medâ ehemmiyyetihî  fi’l-istismârâti’l-İslamiyye el-mu‘âsıra, Cidde 1995.

  • ‘Azametü Muhammed hâtemi rusulillâh mecma‘u’l-‘azamâti’l-beşeriyye, Dımaşk 1987.

  • Kavs Kuzeh, Cidde 1996.

Kaynak: İslam Düşünce Atlası
Dijital Yapım: MÜSİDER ve TV5 Televizyonu