Dicle Üniversitesi Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü, Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atlı, AA muhabirine, bağımlılığın beyindeki bazı sistemlerin devreye girmesiyle ortaya çıktığını belirterek, kumar bağımlılığının daha önce "dürtü kontrol bozukluğu" içinde değerlendirildiğini, şu an ise "bağımlılık" grubunda yer aldığını söyledi.
"Kumar, iddia, bahis ve sanal bahis, hepsi aynı bağımlılık türüdür. Bu durum günümüzde ciddi bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir." diyen Atlı, geçmişte kişilerin kumar oynamak için yurt dışına gittiğini belirtti.
"Günümüzde casinolar cebimize girdi"
Atlı, kumar bağımlılığı bulunan bireylere tuşlu telefona geçmelerini tavsiye ederek, "Günümüzde casinolar cebimize girdi. Cep telefonu üzerinden birçok illegal siteye erişim var. Bu siteler üzerinden yurt dışına ciddi paralar aktarılıyor ve insanlar çok hızlı bir şekilde bağımlılık sürecine giriyor. Tedbir tedaviden daha önemli. Tedbir en önemli şeydir. Hastalara tuşlu telefona geçmelerini öneriyoruz. Daha önce oynanan ekran gözün önünde durduğu sürece bırakmak zor olur." ifadelerini kullandı.
Toplumda kumarın para kazanmak amacıyla oynandığı yönünde yanlış bir algı bulunduğunu aktaran Atlı, "İnsanlar sanıldığı gibi para kazanmak için değil haz aldığı için kumar oynamaya devam ediyor. Para kaybeder, haz alır, tekrar oynar. Bu bir kısır döngüdür. Bazen kaybettiğini kovalar, kaybettiği parayı geri kazanmak için daha çok oynamaya başlar." diye konuştu.
"Aileler hastanın borcunu kapattıkça bağımlılık artıyor"
Prof. Dr. Abdullah Atlı, yakınları bağımlılıkla mücadele eden ailelere şu öneride bulundu:
"Ailelerin yanlış tutumları bağımlılığı besliyor. Aileler hastanın borcunu kapattıkça bağımlılık artıyor. Borcu kapatılan kişiye daha çok borç veriliyor. Borcu kapatılmayana ise borç verilmiyor. Ailelere borcu hemen kapatmalarını önermiyoruz. Önce borçların yazılması ve aileyle paylaşılması gerekiyor."
Kumar oynama sürecinin ruhsal çöküşe de yol açtığını belirten Atlı, kumar oynayan kişilerde anksiyete, depresyon, huzursuzluk, tedirginliğin geliştiğini, uzun vadede ise karamsarlığın ortaya çıktığını belirtti.
Atlı, bu süreçte kişilerde iştahsızlık, keyifsizlik ve umutsuzluk görülebildiğini anlattı.
Bağımlılıkla mücadelede ilk başvurunun psikiyatri uzmanına yapılması gerektiğini vurgulayan Atlı, şunları kaydetti:
"Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi (AMATEM) birimleri, üniversite hastaneleri ve devlet hastaneleri bu konuda hizmet veriyor. Bununla beraber Yeşilay Danışmanlık Hattı 115 üzerinden psikoterapi desteği alınabilir. Tedavi ve psikoterapi birlikte yürütülmelidir."
Atlı, kumar oynamaya devam edildiği müddetçe kişinin etrafında zamanla kimsenin kalmadığına dikkati çekti.
Bağımlılıkla ilgili en yanlış düşüncenin "Bir kereden bir şey olmaz" anlayışı olduğunu dile getiren Atlı, "Bir kereden birçok şey olur. Kişi, '10 liram var, bir oynayayım' diyerek başlar. Zamanla bu 10 liralar 100, 1000 ve 100 bin liralara çıkar. Kumar sadece oynayan kişiyi değil, ailesini de etkiler. Bir kişinin yanında 8, 10 hatta 20 kişi zarar görür." dedi.

