İran’da her yıl 4 Kasım’da idrak edilen "Milli Emperyalizmle Mücadele Günü" ve "Öğrenci Günü", bu yıl ABD başkanlık seçimlerinin gölgesinde ve Washington-Tahran hattında karşılıklı tehditlerin tırmandığı bir atmosferde kutlandı. Başkent Tahran başta olmak üzere ülke genelindeki tüm şehirlerde geniş katılımlı kitlesel yürüyüşler düzenlendi.
Tahran'daki ana gösterilerin adresi, 1979 İslam İnkılabı sonrası "casusluk yuvası" olarak nitelendirilen ve öğrencilerin eline geçen eski ABD Büyükelçiliği önündeki Talegani Caddesi oldu. Öğrenci temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının yoğun katılım gösterdiği mitinglerde; ABD ve İsrail aleyhine sloganlar atılırken, Donald Trump hedef alan pankartlar ve sloganlar dikkat çekti.
"Zillete teslim olmayacağız"
TV5’e açıklamalarda bulunan Araştırma Görevlisi Salehi, bu yılki anma törenlerinin eksik bir duyguyla ancak kararlılıkla gerçekleştiğini belirterek, "Biz bu yıl Emperyalizmle Mücadele Günü’nü Şehid rehberimiz olmadan kutluyoruz. Ancak herkes şundan emin olsun ki emperyalizmle uzlaşmayacağız, zalimlere asla teslim olmayacağız. Buraya zillete boyun eğmeyeceğimizi tüm dünyaya ilan etmek için geldik" ifadelerini kullandı.
Aynı törende konuşan öğrenci Rukiye ise, "Şehid rehberimizin intikamını alma konusundaki sarsılmaz kararlılığımızı bir kez daha vurgulamak ve duruşumuzu göstermek için alanlardayız" dedi.
"Hürmüz Boğazı ancak İran halkının iradesiyle açılır"
Etkinlik kapsamında kalabalığa hitap eden Tahran Belediye Başkanı Alireza Zakani, 1979 yılındaki büyükelçilik baskınının gerekçelerine değinerek, "ABD Büyükelçiliği burada açıkça casusluk faaliyetleri yürütüyordu. Öğrencilerimiz bu nedenle burayı ele geçirdi. İran halkı kendisine yapılan ihaneti de bu emperyalist siyaseti de asla unutmayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
ABD yaptırımlarının ve askeri tehditlerinin İran iradesi karşısında başarısızlığa uğradığını savunan Zakani, şöyle devam etti:
"Silahlı kuvvetlerimiz, diplomasi organlarımız ve halkımızın yekvücut hareketi bu direnişin zaferini getirmiştir. Hürmüz Boğazı ancak İran halkının istekleri doğrultusunda açık kalabilir. Bölgede petrol ya herkes içindir ya da hiç kimse için. ABD, son 250 yıllık tarihine bakıldığında insanlığa karşı en kanlı cinayetleri işlemiş dönemin tağutudur. İkinci Dünya Savaşı sonrası dünya kaynaklarını yağmalayan ve dünyada nükleer silah kullanan tek ülke olan ABD'nin, bugün İran'ı nükleer silah peşinde olmakla suçlamasını kabul etmiyoruz. Nükleer teknoloji bizim en doğal hakkımızdır, ancak bizim atom bombası üretme gibi bir hedefimiz yoktur."



