Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Sözcü TV’de canlı yayınlanan Günaydın Türkiyem programında gazeteci İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtlayarak gündeme dair açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un erken seçim ve anayasa takvimine ilişkin beyanlarını doğrudan eleştiren Arıkan, parlamentonun yetkilerinin atanmış bürokratlar tarafından vesayet altına alınamayacağını belirtti. Basın özgürlüğünden fon skandallarına, sel felaketlerinden derinleşen ekonomik krize kadar pek çok hayati konuda iktidara yüklenen Arıkan, çözümün ahlak ve liyakat merkezli bir sistemde olduğunu vurguladı.

“SEÇİM TARİHİNE ATANMIŞ BİR BÜROKRAT DEĞİL, TBMM KARAR VERİR”

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un seçim tarihi ve anayasa çalışmalarına ilişkin kamuoyuna yansıyan beyanlarını eleştiren Mahmut Arıkan, kararların alındığı mercinin Meclis olması gerektiğini vurguladı. Arıkan, “Türkiye mi büyük, Millet Meclisi mi büyük, Mehmet Uçum mu büyük? Burada bir sıkıntı var. Ya Mehmet Uçum kim? Atanmış bir isim, cumhurbaşkanlığı başdanışmanı. Seçim tarihine kim karar verir? Türkiye Büyük Millet Meclisi verir” ifadelerini kullandı. Muhalefet milletvekillerinin ve Meclis'in süreçlerden tamamen habersiz bırakıldığını belirten Arıkan, “Meclisi sadece noter makamıymış gibi bir noktaya getirdiler. Seçilmişlerin yönettiği bir Türkiye'yi inşa etmemiz lazım, atanmışların değil” değerlendirmesinde bulundu. Saadet Partisi'nin erken seçime eksiksiz hazır olduğunu ifade eden Genel Başkan Arıkan, “Son bir yıl içerisinde 130 bin üye kaydetmişiz. 81 ilde, 973 ilçede, 50 bin mahallede teşkilatlanmamızı tamamladık. Bu pazar seçim olsa Saadet Partisi olarak buna hazırız” dedi.

“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VAR AMA SONRASI İÇİN GARANTİ YOK”

Gazetecilerin gözaltına alınması ve Halk TV’ye kayyum atanması kararlarını değerlendiren Saadet Partisi Lideri Arıkan, ülkedeki basın özgürlüğü ve yargı iklimini çarpıcı bir benzetmeyle özetledi. Arıkan, “Uganda eski liderlerinden Idi Amin'in bir açıklaması var; ‘İfade özgürlüğü var ama o özgürlüğü kullandıktan sonra başınıza neler gelir bunun bir garantisi yok’ diyor. Böyle bir ülkede yaşıyoruz” dedi.

Türkiye’nin uluslararası endekslerdeki gerileyişine dikkat çeken Arıkan, Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 180 ülke arasında 163'üncü sırada yer alındığını hatırlatarak, “25 yıl önce neyi kaldıracağız dediysek, daha kötüsünü yapmaya başladık. O günleri aratır icraatlar ortaya koymaya başladık" tepkisini gösterdi. Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı ve MÜSİAD eski yöneticileri gibi muhafazakâr çevrelerden gelen eleştirileri son derece kıymetli bulduğunu aktaran Arıkan, “Şeyh Edebali'nin ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ sözünde ‘taraftarını yaşat’ demiyor, ‘insanı yaşat’ diyor. Bugün haksızlık yapanlar bizden olunca susmak doğru değildir. İktidarın içerisindeki eleştirileri ben çok daha kıymetli görüyorum" diye konuştu.

“KOLONLARIMIZI ZAYIFLATIP KAÇAK KAT ÇIKTILAR”

İktidarın kuruluş yıllarındaki vaatleri ile mevcut durum arasındaki uçuruma değinen Mahmut Arıkan, “3Y ile mücadele edeceğiz denilerek gelindi, bugün 3F'ye geldik. Faiz, fon, fırsat Türkiye'sine geldik. Bu üçü Türkiye'de ayakta kalmanın bir kuralı gibi gözükmeye başladı” açıklamasını yaptı. Ülkedeki kurumsal yıkımı inşaat mühendisliği benzetmesiyle anlatan Arıkan, “Eğer binanın taşıyıcı kolonlarını zayıflatırsanız o bina ayakta duramaz. Son 24 yılda ülkede ahlak kolonu, adalet kolonu, maneviyat kolonu, eğitim kolonu zayıflatıldı. Kolonlar zaten zayıf, bir de bunların üzerine ‘itibar’ dedikleri kaçak katı inşa ettiler. Artık bu bina bu yükü çekmiyor” dedi. Rakamlarla ekonomik ve sosyal tabloyu gözler önüne seren Arıkan, 2002'de 8,6 milyon olan icra dosyası sayısının bugün 33 milyona çıktığını, geniş tanımlı işsizliğin %31'e ulaştığını ve 2002'de 95 bin olan yıllık boşanma sayısının 194 bine fırladığını beyan etti.

“TESTİ KIRMADAN TEDBİR ALINMALI: DERE YATAKLARINI RANTA AÇAN ANLAYIŞ İFLAS ETMİŞTİR”

Son günlerde yaşanan sel afetlerine ve kentlerin altyapı yetersizliğine değinen Arıkan, afet sonrası sergilenen tavırları eleştirdi. Sadece kriz anında kameralar karşısına geçilmesinin sorunu çözmediğini belirten Arıkan, "Afetler olduktan sonra bakanlar kameraların karşısına geçip 'Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla bütün yaraları saracağız' cümlelerinden çıkıp sorunun kaynağına inilmesi gerekiyor" uyarısında bulundu. Konuyu Nasrettin Hoca fıkrasıyla örneklendiren Arıkan, "Nasrettin Hoca testi kırmadan çocuğa dayağını atarmış ki testi kırılmasın. Biz de sorunlar ortaya çıktıktan sonra kahramanca cümleler kurmaktan ziyade, sorun çıkmadan önce tedbirler almalıyız. Dere yataklarını imara açmamızın zararlarını görüyoruz. Bir taraftan bu hataları düzeltmek gerekirken, hükümetin DSİ ve İSKİ'ye ait arazileri imara açma çalışmasında olduğunu görüyoruz. Bu hatadan vazgeçilmelidir" ifadelerini kullandı.

Mahmut Arıkan: AK Parti'nin yönetim anlayışı 3 F'den ibaret; Fon, Faiz, Fırsat
Mahmut Arıkan: AK Parti'nin yönetim anlayışı 3 F'den ibaret; Fon, Faiz, Fırsat
İçeriği Görüntüle

“SİYASETTE İKİ BÜYÜK AHLAK KRİZİ VAR: PARTİSİNDEN AYRILAN GÖREVİNDEN DE İSTİFA ETMELİ”

Muhalefet partilerinden iktidara geçen belediye başkanlarına törenlerle rozet takılırken muhalif yayın organlarına cezalar kesilmesini çifte standart olarak niteleyen Arıkan, “Burada iki tane ahlak problemi var. Birincisi, bir belediye başkanı başarısızsa onu niye transfer ediyorsunuz? İkincisi, muhalefetteyken vermediğiniz desteği iktidara geçince verecekseniz burada da ayrı bir ahlak krizi vardır” dedi. Siyasi transferlerin önüne geçilmesi için yasal düzenleme çağrısı yapan Saadet Partisi Lideri, “En basit kanuni düzenleme yapılmalı; eğer bir partiden başka bir partiye geçeceksen önce görevinden istifa et. Hadi bakalım bir tane insan geçebiliyor mu görelim” teklifinde bulundu.