Mahmut Arıkan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şu şekilde;
“FETİH; İNSANIN ELİNDEKİ BALTAYI EN BAŞTA KENDİ PUTLARINA VURMASIDIR.”
“Bu salonda bizi bir araya getiren takvim yaprağında bir gün, tarih kitaplarında bir konu ya da kronoloji tutkusu değildir. Biz "Önce Ahlak ve Maneviyat" diyen bir hareketin mensuplarıyız. Bizi, bugün bir araya getiren, fethin manasıdır! Fetih; tapuların el değiştirmesi, bir ülkenin, bir şehrin yönetiminin el değiştirmesi değildir. Fetih; insanın ayağındaki zincirleri kırmak, üzerindeki yükü hafifletmektir. Fetih; yönetimi adaletle buluşturmaktır.
Şu sözüme dikkat buyurunuz! Fetih; İbrahim olmak, put kırmaktır! Ancak başkalarının putuna İbrahim olan çoktur! İşte bu yüzden fetih; bir insanın elindeki baltayı en başta kendi putlarına vurmasıdır.”
“ZULME VE ZALİME İTİRAZIMIZ VAR!”
“Biz, her bir ferdi, ‘önce ahlak ve maneviyat’ ilkesini kuşanmış bir hareketin mensuplarıyız. Şimdi günümüzde, herkes; ahlaktan, doğruluk, dürüstlükten, temizlikten bahsediyor.
56 yıllık tertemiz bir mazinin, bir ferdi olarak söylüyorum: Ahlak; kendin için istediğini başkaları için de istemektir. Ahlak; kimden gelirse gelsin haksızlığa karşı çıkmaktır. Kim olursa olsun hak arayanın yanında olmaktır. Maneviyatsa; bir işin manasını bilmek, künhüne varmaktır. Maneviyat, ezberci olmamaktır, şekilci olmamaktır.
Bugün, Gazze'de, Lübnan'da; Doğu Türkistan'da, Keşmir'de; Asya Pasifik'te, Latin Amerika'da ya da Arnavutluk'ta; Müslüman olsun ya da olmasın, insanların yaşam hakları, özgürlükleri, evleri ellerinden alınırken; insanlar yoksullaştırılırken biz tüm bunlara kayıtsız kalamayız.
Milli Gençlik buna kayıtsız kalamaz!
İşte bizim, bugün burada, bir arada olma sebebimiz budur! Kim olursa olsun, zulme ve zalime itirazımız var! Kim olursa olsun, mazlumdan yana duruşumuz var! Çünkü biz Milli Gençliğiz! Şanımız vardır! Hak yola adanmış, davamız vardır!”

“EN BÜYÜK İBADET HAKKI MÜDAFAA ETMEKTİR”
“Kardeşlerim, alnı öpülesi gençler, şu söylediklerimi asla unutmayın: Cenab-ı Allah, sadece Arapların ya da sadece insanların değil âlemlerin Rabbidir. Hazreti Muhammed (s.a.v) sadece Araplara ya da sadece insanlara değil, âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Müslüman; her koşulda ve tüm zamanlarda haktan ve adaletten yanadır.
Ve en büyük ibadeti hakkı müdafaa etmektir. Cenab-ı Allah bu kâinatı bir denge üzerine yaratmıştır. Her şeyde bir mizan vardır, bir ölçü vardır.
Biz; toprağın da suyun da hakkını gözeteceğiz. Dicle kenarındaki koyunun da hakkını gözettiğimiz gibi Erciyes dağındaki kurdun da hakkını gözeteceğiz.”
“TARİH ÖVÜNMEK İÇİN DEĞİL ANLAMAK İÇİN VARDIR”
“İstanbul'un Fethi'nin 573. yıldönümünde, fethi idrak etmek üzere bir araya geldik. İstanbul'un fethi yalnızca bir şehrin alınması değildir. İstanbul'un fethi; inancın, azmin, bilimin ve stratejinin tarihe vurduğu büyük bir mührün adıdır. AncAk tarih, sadece övünmek için değil; tarih; anlamak için, öğrenmek için ve yol bulmak için vardır.
Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun, merhum Necmettin Erbakan Hocamız, bugün bu salonda konuşmayı yapıyor olsaydı, mutlaka ‘İstanbul'un fethini yaşarken beş büyük şahsiyeti daima hatırlamamız gerekir’ der ve şu beş ismi sayardı. Genç Padişah Fatih Sultan Mehmet! Fatih, İstanbul'u fethetmeyi ummakla yetinmemiş, fetih için hazırlık yapmıştır. Gençler! Umut, bir strateji değildir!
Büyük hedefler, ancak büyük hazırlıklarla gerçekleşir. Rumeli Hisarı'nın inşasından, gemilerin karadan yürütülmesine kadar, her adım; sabrın, planlamanın ve kararlılığın önemini ortaya koyar.
Eba Eyyub el-Ensari Hazretleri! İslam ordularının, İstanbul'un fethinden tam 785 yıl önce, -o ilerlemiş yaşına rağmen-, evinde oturmayı, sıcak yatağında ölmeyi tercih etmedi! -O ilerlemiş yaşına rağmen-, ilk İslam kuşatmasına katıldı! Hayatının son döneminde dahi İstanbul'un fethi uğruna mücadele etmiş ve nitekim surların önünde vefat etmiştir.
Hepimiz için fedakârlığın en güzel örneklerinden biridir. Kimse ben yaşlandım diyerek bu mücadeleden geri durmamalıdır!
Akşemseddin Hazretleri! İlmin, irşadın ve maneviyatın temsilcisidir. Fetih boyunca askerlere moral vermiş ve zafer inancını canlı tutmuştur.
Ne fetih kuru bir cengâverliktir ne de ulema olmak, mücahededen uzak durmak demektir. Ulubatlı Hasan! Fedakârlığın, cesaretin ve adanmışlığın sembolüdür. Ve son olarak; bu zaferi mümkün kılan bütün kahramanlar. Birçok kahramanın adı, tarih kitaplarında geçmez. Ancak her komutana zafer kazandıran, adanmış kahramanlardan oluşan ordusudur. Ben inanıyorum ve biliyorum ki; Millî Görüş’ün zaferide Cenab-ı Allah’ın izniyle bu salonu dolduran adanmış gençlerle gelecektir.”
“GENÇLERİMİZİN GİTMEK ZORUNDA KALMADIĞI YAŞANABİLİR BİR TÜRKİYE’Yİ İNŞA EDECEĞİZ”
“Tarihimize şöyle bir baktığımızda, gençliğimiz; kenarda bekleyen, olan biteni uzaktan seyreden değildir! Bizim medeniyetimizde gençlik; bedel ödeyendir, yol açandır, çağ değiştiren bir iradedir! İşte! Musab bin Umeyr! Medine'ye İslam'ın davetçisi olarak gittiğinde 25 yaşındaydı... Fatih! İstanbul'u fethettiğinde 21 yaşındaydı... Kanuni! Tahta çıktığında 25 yaşındaydı... Seyit Onbaşı! O mermiyi namluya sürdüğünde 26 yaşındaydı... Bizim "hey on beşli on beşli" diye ağıtımız var. Öbür taraftan; Hz. Esma, Sevr yolunda babasına ve Peygamber Efendimize gizlice azık taşırken 27 yaşındaydı... Ümmü Varaka, cihat etmek amacıyla, Bedir'e katılmak istediğinde; genç bir hanımefendiydi. Nene Hatun, -bakmayın adının "Nene" olduğuna-, Aziziye savunmasında 20 yaşındaydı. Gördesli Makbule, Yunanlılar tarafından şehit edildiğinde 20 yaşındaydı.
İşte! Bizim medeniyetimizde; "gençler" böyledir. Bekleyen değil, yola çıkandır. Peki bugüne geliyoruz... Modern dünyanın gençliğe biçtiği rol ne? Ne söylüyorlar? "Eğlen, oyalan, kaydır, tüket, sus, karışma, düşünme, büyük hedefler kurma!" diyorlar!
Bir yandan gençlere "geleceğimizsiniz" diyorlar; öbür yandan gençlerin geleceğini ellerinden alıyorlar.”
Bugün en büyük atılımları yapması gereken gençlerimiz maalesef “beklemeye” mahkûm edildiler. Sınav bekliyorlar… Mülakat sonucu bekliyorlar… Kura bekliyorlar...Atama bekliyorlar… Vize bekliyorlar…Sürekli bekletiliyorlar…
Kimse kusura bakmasın! Bugün ‘bu kıymetli gençleri’ bekletenler Yarınlarından hiçbir şey beklemesinler…
Genç kardeşlerim! Sizden bir talebim var! Sakın ha olan biten karşısında; Umutsuzluğa kapılmayın! Suç sizde değil!
Suç; kendi çocuklarına bütün kapıları açan milletin evlatlarına kapıları kapatanlardadır! Ben biliyorum ki; Genç kardeşim bu ülkeden gitmek değil bu ülkede kalmak, geleceğini inşa etmek istiyor. Hep söyledik yine söylüyoruz,
Biz diğerlerinden farklıyız. Biz gençlerimize ‘gitmeyin’ diye nasihat vermeyeceğiz!
Biz, Gençlerimizin gitmek zorunda kalmadığı yaşanabilir bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Çalışanın kazandığı, hak edenin yükseldiği, yeniden büyük Türkiye’yi inşa edeceğiz! İşte! “Türkiye Kalkınma Planımızı” kamuoyu ile paylaştık.
Sadece Gayri Safi Milli Hasıla’ya 528 milyar dolar katkı sağlamayacağız, aynı zamanda en az 2,5 milyon gencimize istihdam sağlayacağız. Böylece gençlerimizi üreten, yöneten, geliştiren, dünyaya açılan, bir güce dönüştüreceğiz.”

“AİLEYİ, İTHAL SÖZLEŞMELERLE DEĞİL; BİZZAT KENDİ MEDENİYET ANLAYIŞIMIZLA GÜVENCE ALTINA ALACAĞIZ”
“Malum, önümüzdeki 10 yıl "Aile On Yılı" ilan edildi. Hep söyledik, yine söylüyoruz, lansman ile aile korunmaz! Şimdi buradan tüm gençlerimize sesleniyorum; sizi biz evlendireceğiz. Hepinizi evlendireceğiz. "Nasıl" dediğinizi duyar gibiyim! Hemen söyleyeyim: İstihdam açacağız. Enflasyonu bitireceğiz. Uygun fiyatlı konut üreteceğiz. Annenin, anne; babanın, baba olabileceği bütün düzenlemeleri yapacağız. Aileyi, ithal sözleşmelerle değil; bizzat kendi medeniyet anlayışımızla güvence altına alacağız. Biz şunu biliyoruz; aile, bir medeniyet meselesidir. Esmalar, Musablar, Fatihler, fethin manasını kavramış, işte bu ailelerden yetişecek.”
“FETİH RUHU SADECE AYASOFYA’YI AÇMAKLA GERİ GELMEZ”
“Fethin manalarından biri de Ayasofya'dır! Bugün Ayasofya ibadete açık. Allah vesile olanlardan razı olsun. Evet! Ayasofya'nın açılması doğru ve hayırlı bir iştir. Ancak Ayasofya'nın açılması; tek başına yeterli değildir! Fetih ruhu; sadece Ayasofya'yı açmakla geri gelmez! Fetih ruhunun gereği; faizci köle düzenini terk etmektir, işgalcilerin değil, mazlumların yanında durmaktır, emperyal hesapların değil, hakkın ve direnişin yanında saf tutmaktır, en nihayetinde ‘adil bir düzen’ kurmaktır.”
Fetih ruhunun gereği; bugünün surlarını görmek, bugünün Bizans'ının karşısında dimdik durabilmektir! Evet! Bugünün Bizans'ı; her türlü bağımlılıktır!
Bugünün Bizans'ı; kumardır, bahis tuzağıdır! Bugünün Bizans'ı; ahlaksızlığı özgürlük diye pazarlayan bu bozuk düzendir! Bugün ortalık yangın yeri. Ama Milli Gençlik bu yangını seyretmeyecek! Milli Gençlik, 21. yüzyılın Fatihleri olarak; elinde bilgi, yüreğinde imanla, ahlak ve merhamet taşıyarak ateşin içinde kalan kardeşlerine ulaşacaktır!
Bizlerse, hangi düzenleme gerekiyorsa, hangi hizmet gerekiyorsa hepsini tesis edeceğiz, bu yangını söndüreceğiz.
Göreceksiniz, Millî Görüş iktidarının ilk işlerinden biri kumarın her türlüsünü yasaklamak olacak! ‘Bağımlılıkla Mücadele Bakanlığını’ kurmak olacak!”


