“İnsanlık onuru Gazze’de katlediliyor”
Meydanlarda yapılan basın açıklamalarında, Gazze’de aylardır dünyanın gözü önünde tarihin en vahşi soykırımlarından birinin işlendiği vurgulanarak, bebeklerin süt kokusuna barut kokusunun karıştığı bu toprakların modern dünyanın sahte insan hakları maskesinin düştüğü yer olduğu ifade edildi. Gazze’nin bugün sadece bir coğrafi bölge değil, aynı zamanda imanın, direnişin ve topyekûn insanlık onurunun son kalesi olduğunun altı çizilirken, dökülen her damla kanın bu vahşete sessiz kalanların vicdanına sürülmüş kara bir leke olduğu belirtildi. Saadet Partisi teşkilatları, bu katliam durana ve abluka tamamen kalkana dek susmayacaklarını kararlılıkla ilan etti.

“Zincirlenen Aksa İslam dünyasının esaretidir”
İşgalci zihniyetin Mescid-i Aksa’yı 28 gündür ibadete kapatarak zincirlemesine yönelik tepkilerde ise Kudüs’ün özgürlüğünün tüm İslam coğrafyasının özgürlüğü olduğu hatırlatıldı. Onurumuz ve kırmızı çizgimiz olan ilk kıblemizin işgalci postalları altında ezilmesinin kabul edilemez olduğu, Kudüs zincirliyse Mekke’nin kederli, İslam dünyasının ise esir olduğu gerçeği meydanlarda yankılandı. Bildiride, Mescid-i Aksa’nın üzerindeki zincirler kırılmadan dünya barışının tesis edilemeyeceği vurgulandı.
Bölgesel savaş senaryoları ve İran’a yönelik saldırılar
Komşumuz İran topraklarına yönelik gerçekleştirilen haksız ve hukuksuz saldırıların kınandığı açıklamada, bu hamlelerin sadece bir ülkenin egemenliğini değil, tüm bölge barışını ve kardeşliğini hedef aldığı belirtildi. ABD ve İsrail şer ittifakının bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarına karşı uyanık olunması gerektiği ifade edilirken, etnik ve mezhep temelli fitne planlarına karşı, itidal, basiret ve ortak akıl çağrısı tüm Türkiye’ye yeniden duyuruldu.

“Kınama mesajları bu ateşi söndürmeye yetmez”
Saadet Partililer, hükümete yönelik somut adım çağrısı yinelendi. Siyonizmin pervasızlığına karşı sadece kınama mesajları yayınlamanın ve üzüntü beyan etmenin bu ateşi söndürmeye yetmeyeceği dile getirilirken, Millî Görüş hareketinin zulüm kimden gelirse gelsin karşısında durmaya ve emperyalistler bölgeden çekilene dek mücadele etmeye devam edeceklerini ilan ettiler.

Saadet Partisi Tarafından Yapılan Açıklamanın Tam Metni Şöyle:
“Değerli Basın Mensupları,
Aziz Milletimiz,
Yüreği Mazlumlarla Atan Vicdan Sahibi Kardeşlerim;
Bugün burada sadece bir basın açıklaması yapmak için değil; başta İslam coğrafyası olmak üzere dünyanın dört bir yanını saran zulüm ateşine karşı birer İbrahimî damla olmak ve mazlumun kimliğine bakmaksızın onunla omuz omuza durduğumuzu tüm dünyaya ilan etmek için toplandık.
Millî Görüş hareketi olarak bizler, tarih boyunca olduğu gibi bugün de coğrafya, mezhep ve kimlik ayrımı yapmaksızın; zalimin karşısında elif gibi dimdik duruyoruz.
Aylardır dünyanın gözü önünde, tarihin kaydedebileceği en vahşi, en alçak soykırımlardan biri Gazze’de işlenmektedir. Bebeklerin süt kokusuna barut kokusunun karıştığı, annelerin feryadının arşı titrettiği bu mübarek topraklar; bugün sözde modern dünyanın sahte “insan hakları” maskesinin düştüğü yerdir.
Gazze bugün sadece bir coğrafi bölge değil; imanın, direnişin ve topyekûn insanlık onurunun son kalelerinden biridir. Şunu herkes bilsin ki: Gazze’de dökülen her damla kan, bu zulme sessiz kalanların vicdanına sürülmüş kara bir lekedir. Bu katliam durana, abluka tamamen kalkana dek durmayacağız, susmayacağız!
Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Katılımcılar;
Onurumuz, kırmızı çizgimiz ve ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa, bugün işgalci postalları altında zincirlenmiştir. Bu zincirler sadece taş duvarlara değil; Müslümanların ibadet hürriyetine ve tüm insanlığın inanç kutsiyetine vurulmuş bir prangadır.
Unutulmasın ki; Kudüs zincirliyse İslam coğrafyası esirdir. Biz Saadet Partisi teşkilatları olarak gür bir sesle haykırıyoruz: Kudüs özgürleşmeden dünya huzura kavuşamaz; Mescid-i Aksa’nın zincirleri kırılmadan, insanlık prangalarından kurtulamaz.
Değerli arkadaşlar
Siyonizmin pervasızlığına karşı sadece “kınama” mesajları yayınlamak yetmez!
Zulme karşı sadece "üzüntü" beyan etmek, bu ateşi söndürmez!
Türkiye, sadece sözle değil; siyasi, ekonomik ve diplomatik tüm caydırıcı gücüyle mazlumun yanında yer almalıdır.
Çünkü İsrail ancak ve ancak güçten anlar.
Aziz Hemşehrilerimiz;
Komşumuz İran topraklarına yönelik gerçekleştirilen saldırılar,
Kardeş Lübnan’da sivil halkın üzerine yağan bombalar, terör şebekesinin bölgemizi topyekûn bir ateş çemberine sürükleme projesinin son halkasıdır.
Bizler; emperyalizmin ve siyonizmin önümüze koyduğu mezhep fitnesini ve etnik kışkırtmaları reddediyoruz.
Bilinmelidir ki emperyalizm sadece bomba yağdırmaz; ekonomik ambargolarla ve finansal terörle halkları açlığa mahkûm ederek diz çöktürmeye çalışır. Bizim lügatimizde “tarafsızlık" yoktur! Biz safı belli olanlarız; biz hakikatin tarafındayız! Zulüm kimden gelirse gelsin karşısında, mazlum kim olursa olsun yanındayız.
- Gazze’deki vahşet son bulana dek,
- Mescid-i Aksa’yı çevreleyen zincirler kırılana dek,
- Emperyalizmin kirli eli coğrafyamızdan çekilene dek;
Mücadelemiz, azmimiz ve kararlılığımız artarak devam edecektir!
Bizler provokasyonlara gelmeden, vakar ve sükûnet içerisinde, birleştirici bir dille haykırıyoruz: Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur!
Buradan tüm dünyaya sesleniyoruz: Mazlumların gözyaşı, zalimlerin saltanatını mutlaka yıkacaktır. Kudüs’ün özgürlüğü ve İslam coğrafyasının selameti için bütün gücümüzle çalışmaya, hakkı ve hakikati haykırmaya devam edeceğiz.
Zafer inananlarındır ve zafer yakındır”





