Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı Sosyal Gündem Analiz Raporu’na bir yenisini ekledi.

Sosyal İşler Başkanlığı bu hafta gıda israfını gündeme taşıdı ve Gıda İsrafının Önlenmesi başlıklı bir rapor yayımladı.

Saadet Partisi tarafından hazırlanan raporda şunlara yer verildi:

KISA ÖZET

Gıda israfı, dünyada açlıkla mücadele eden milyonlarca insanın varlığına rağmen her yıl büyük miktarda gıdanın üretimden tüketime kadar olan süreçte kaybedilmesi veya çöpe atılması nedeniyle ortaya çıkan önemli bir ekonomik, çevresel ve sosyal sorundur. Türkiye'de her yıl milyonlarca ton gıda israf edilmekte, üretilen her beş gıda ürününden biri sofraya ulaşmadan kaybedilmektedir.

Gıda israfı; üretim, depolama, lojistik, perakende ve hane halkı aşamalarında yaşanmakta; plansız alışveriş, yanlış depolama, soğuk zincir eksiklikleri ve tüketim alışkanlıkları bu kayıpları artırmaktadır. İsraf edilen her gıda ürünüyle birlikte su, enerji, emek ve doğal kaynaklar da boşa harcanmaktadır.

Bu nedenle gıda israfıyla mücadele; ulusal izleme sistemlerinin kurulması, depolama ve soğuk zincir yatırımlarının artırılması, gıda bankacılığının güçlendirilmesi, tüketici bilincinin yükseltilmesi ve dijital teknolojilerin etkin kullanılması gibi bütüncül politikaları gerektirmektedir. Gıda israfının azaltılması, hem gıda güvenliğinin sağlanması hem de doğal kaynakların korunması ve ülke ekonomisinin güçlendirilmesi açısından stratejik bir öneme sahiptir.

Gıda İsrafının Önlenmesi

Giriş

Gıda, insan yaşamının temel ihtiyaçlarından biridir. Buna rağmen günümüzde dünyada milyonlarca insan açlık ve yetersiz beslenmeyle mücadele ederken, üretilen gıdanın önemli bir bölümü sofralara ulaşmadan ya da tüketilmeden kaybedilmekte veya israf edilmektedir. Bu durum yalnızca ekonomik bir kayıp değil; aynı zamanda çevresel, sosyal ve insani sonuçları bulunan küresel bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Artan dünya nüfusu ve su kaynakları üzerindeki baskı ve tarımsal üretim maliyetlerinin yükselmesi, gıdanın her zamankinden daha değerli hale gelmesine neden olmuştur. Dolayısıyla günümüzde mesele yalnızca daha fazla üretmek değil, üretilen gıdayı koruyabilmek ve verimli kullanabilmektir.

Gıda İsrafı Neden Stratejik Bir Sorundur?

Her gıda ürünü sofraya ulaşıncaya kadar uzun bir üretim sürecinden geçmektedir. Bu süreçte toprak işlenmekte, su kullanılmakta, enerji harcanmakta, gübre ve zirai ilaçlardan yararlanılmakta, taşıma ve depolama faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla tüketilmeden çöpe atılan her ürün yalnızca gıda değil; aynı zamanda suyun, toprağın, emeğin, enerjinin ve sermayenin de israf edilmesi anlamına gelmektedir.

Birleşmiş Milletler projeksiyonlarına göre dünya nüfusunun 2050 yılında yaklaşık 9,8 milyara ulaşması beklenmektedir. FAO ise bu artan nüfusun sürdürülebilir biçimde beslenebilmesi için tarımsal üretimin önemli ölçüde artırılması gerektiğini; farklı projeksiyonlara göre küresel gıda üretiminde yaklaşık %50–60 düzeyinde artışa ihtiyaç duyulacağını belirtmektedir. Ancak mevcut üretimin önemli bir kısmının kaybedildiği dikkate alındığında, yeni üretim kadar mevcut üretimin korunması da hayati önem taşımaktadır.

Dünyada Gıda İsrafının Boyutu

Dünya genelinde gıda israfı her geçen yıl büyüyen küresel bir sorun haline gelmektedir.

UNEP'in Gıda İsrafı Endeksi'ne göre her yıl yaklaşık 1,05 milyar ton gıda israf edilmektedir. Buna karşılık yaklaşık 733 milyon insan açlıkla mücadele etmektedir. Son yıllarda yayımlanan araştırmalar ise yıllık gıda israfının 1,5 milyar tona yaklaştığını ve kişi başına ortalama 132 kilogram gıdanın çöpe gittiğini göstermektedir.

Bu tablo, dünyanın temel probleminin yalnızca üretim yetersizliği olmadığını; mevcut üretimin doğru yönetilememesi olduğunu ortaya koymaktadır.

Türkiye'de Gıda İsrafının Boyutu

Türkiye de gıda israfından önemli ölçüde etkilenen ülkeler arasında yer almaktadır. UNEP Gıda İsrafı Endeksi verilerine göre ülkemizde her yıl yaklaşık 8,7 milyon ton gıda yalnızca hane halkı düzeyinde israf edilmektedir. Kişi başına düşen yıllık gıda israfı ise 102 kilogram seviyesindedir. Başka bir ifadeyle Türkiye'de her vatandaş yılda ortalama yüz kilogramdan fazla gıdayı tüketmeden çöpe atmaktadır.

FAO'nun değerlendirmelerine göre ise Türkiye'de 2019-2021 döneminde yaklaşık 18 milyon ton gıda kaybedilmiş veya israf edilmiştir. Bu miktar toplam gıda üretiminin yaklaşık beşte birine (%20) karşılık gelmektedir. Yani ülkemizde üretilen her beş gıda ürününden biri sofraya ulaşmadan ekonomik değerini kaybetmektedir.

Bu tablo, gıda israfının yalnızca bireysel bir tüketim alışkanlığı olmadığını; üretimden tüketime kadar uzanan bütün gıda sistemini ilgilendiren yapısal bir sorun olduğunu göstermektedir.

Gıda İsrafı Nerede Ortaya Çıkıyor?

Üretim Aşaması

Bazı ürünler yalnızca şekil, renk veya boyut bakımından piyasa standartlarını karşılamadığı için hasat edilmeden tarlada bırakılmaktadır. Düşük piyasa fiyatları, yüksek işçilik maliyetleri ve yanlış hasat planlaması da üretim aşamasındaki önemli kayıp nedenleri arasında yer almaktadır.

Depolama ve Lojistik

Hasat sonrası uygun olmayan depolama koşulları, sıcaklık ve nem kontrolünün sağlanamaması, yetersiz ambalajlama ve soğuk zincirin korunamaması özellikle yaş meyve ve sebzelerde ciddi kayıplara neden olmaktadır.

Perakende

Marketlerde estetik görünümü esas alan satış anlayışı nedeniyle şekli bozuk ancak tüketilebilir durumdaki birçok ürün raflara çıkamadan israf edilmektedir. Bunun yanında stok yönetimindeki yetersizlikler, açık büfe uygulamaları ve son tüketim tarihi yaklaşan ürünlerin değerlendirilememesi de önemli kayıp nedenleri arasındadır.

Hane Halkı

Evlerde yaşanan gıda israfının başlıca nedenleri ise plansız alışveriş, ihtiyaçtan fazla ürün satın alınması, Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) ile Son Tüketim Tarihi (STT) arasındaki farkın bilinmemesi, uygun olmayan muhafaza koşulları, gereğinden fazla yemek hazırlanması ve artan yemeklerin değerlendirilmemesidir.

Türkiye İsraf Araştırması'na göre tüketicilerin yalnızca %31'i alışverişe liste hazırlayarak gitmektedir. Satın alınan gıdaların yaklaşık %23'ü tüketilmeden çöpe gitmektedir. Evlerde en fazla israf edilen ürün grupları ise meyve-sebzeler ile süt ve süt ürünleridir.

Gıda İsrafının Ekonomik ve Çevresel Sonuçları

Gıda israfı yalnızca ekonomik kayıplara yol açmamaktadır. Aynı zamanda su kaynaklarının gereksiz kullanılmasına, tarım arazilerinin verimsizleşmesine neden olmaktadır.

Üretilen ancak tüketilmeyen her ürün için kullanılan su, enerji ve doğal kaynaklar boşa gitmektedir.

Bu nedenle gıda israfının azaltılması; doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması açısından da büyük önem taşımaktadır.

Çözüm Önerileri

Gıda israfıyla mücadele yalnızca bireylerin sorumluluğuna bırakılmamalıdır. Kamu kurumları, yerel yönetimler, üreticiler, gıda sanayii, marketler, restoranlar ve tüketiciler ortak bir anlayışla hareket etmelidir.

Bu kapsamda;

•Gıda kaybı ve israfını düzenli ölçen ulusal bir izleme sistemi kurulmalıdır.

•Hasat sonrası kayıpları azaltacak depolama ve soğuk zincir yatırımları artırılmalıdır.

•Gıda bankacılığı sistemi güçlendirilerek tüketilebilir durumdaki fazla gıdalar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmalıdır.

•Marketlerde yalnızca şekil ve görünüm nedeniyle satış dışı bırakılan ürünlerin değerlendirilmesini sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır.

•Restoranlarda porsiyon seçenekleri artırılmalı, artan yemeklerin paketlenmesi teşvik edilmelidir.

•Okullarda gıda okuryazarlığı ve israf bilinci müfredata dâhil edilmelidir.

•TETT ile STT arasındaki fark konusunda toplum bilinçlendirilmelidir.

•Belediyeler organik atıkları kompost ve biyogaz tesislerinde değerlendirerek döngüsel ekonomiyi desteklemelidir.

Tuncer Bakırhan'dan seçim pazarlığı iddialarına yanıt: Bahçeli ve Erdoğan'a haksızlık yapmaktır
Tuncer Bakırhan'dan seçim pazarlığı iddialarına yanıt: Bahçeli ve Erdoğan'a haksızlık yapmaktır
İçeriği Görüntüle

•Dijital teknolojilerden yararlanılarak üretim, stok ve tedarik süreçleri daha etkin yönetilmelidir.

Sonuç

Gıda israfı, yalnızca çöpe atılan bir ekmek ya da tüketilmeyen bir yemek meselesi değildir. Bu sorun; ekonomik kaynakların verimsiz kullanılmasına, doğal kaynakların tükenmesine, çevrenin kirlenmesine ve gıda güvenliğinin zayıflamasına neden olan çok yönlü bir kalkınma problemidir.

Türkiye'nin sahip olduğu tarımsal üretim potansiyeli, ancak üretimden sofraya kadar geçen süreçte oluşan kayıpların azaltılmasıyla gerçek anlamda değerlendirilebilir. Üretimin artırılması kadar, mevcut üretimin korunması da stratejik bir zorunluluktur.

Bugün gıda israfını azaltmak; yarının gıda güvenliğini korumak, doğal kaynakları gelecek nesillere aktarabilmek ve ülke ekonomisine milyarlarca liralık katkı sağlayabilmek anlamına gelmektedir. Bu nedenle gıda israfıyla mücadele, yalnızca bireysel bir sorumluluk değil; kamu politikalarının, yerel yönetimlerin, özel sektörün ve toplumun ortak iradesini gerektiren milli bir mesele olarak ele alınmalıdır.

BASIN AÇIKLAMASI METNİ

BİR YANDA AÇLIK, BİR YANDA İSRAF

Gıda, Cenab-ı Allah'ın insanoğluna bahşettiği en büyük nimetlerden biridir. Bu nimetin kıymetini bilmek; inancımızın, kültürümüzün ve medeniyet anlayışımızın temel gereğidir. Ne yazık ki bugün hem dünyada hem de ülkemizde milyonlarca insan temel gıda ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, diğer taraftan milyonlarca ton gıda israf edilmektedir.

Türkiye'de her yıl milyonlarca ton gıdanın çöpe gitmesi kabul edilemez bir tablodur. İsraf edilen yalnızca ekmek, sebze ya da meyve değildir. Aynı zamanda toprağımız, suyumuz, çiftçimizin emeği, üreticimizin alın teri ve milletimizin kaynakları da israf edilmektedir.

Bugün yapılması gereken; yalnızca vatandaşımıza "israf etmeyin" çağrısı yapmak değildir. Asıl görev, üretimden tüketime kadar uzanan gıda zincirini daha verimli hale getirecek politikaları hayata geçirmektir.

Hasat sonrası kayıpların azaltılması, depolama ve soğuk zincir altyapısının güçlendirilmesi, gıda bankacılığının yaygınlaştırılması, marketlerde satış dışı bırakılan tüketilebilir ürünlerin değerlendirilmesi ve toplumun özellikle çocuklarımızın israf konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir.

Yerel yönetimler de organik atıkları kompost ve biyogaz tesislerinde değerlendirerek hem çevreyi korumalı hem de ekonomiye katkı sağlamalıdır. Dijital teknolojiler kullanılarak üretim, stok ve tedarik süreçleri daha etkin yönetilmelidir.

Milletimizin alın terini, çiftçimizin emeğini ve ülkemizin kaynaklarını korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Gıda israfıyla mücadele millî bir görevdir.

Kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, özel sektörü ve tüm vatandaşlarımızı bu konuda ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyor; daha adil, daha bereketli ve israfın olmadığı bir Türkiye'nin mümkün olduğuna yürekten inanıyoruz.