Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), Ocak 2026’ya ait “Açlık ve Yoksulluk Sınırı” araştırmasının sonuçlarını yayımladı. Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı 31.223,88 TL’ye çıktı.
Gıda harcamasının yanı sıra barınma, ulaşım, eğitim, sağlık gibi diğer temel ihtiyaçlarla birlikte toplam yaşam maliyeti ise 101.706,40 TL olarak belirlendi. Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti de 40.540,91 TL’ye yükseldi.
Mutfak enflasyonu yüzde 41’i aştı
TÜRK-İŞ’in verilerine göre, Ocak ayında mutfak enflasyonu bir önceki aya göre yüzde 3,58 oranında arttı. On iki aylık dönemdeki artış oranı yüzde 41,08 olurken, yıllık ortalama artış yüzde 39,79 olarak hesaplandı. Geçtiğimiz yılın ocak ayında 22.131 TL seviyesinde olan açlık sınırı, bir yılda yaklaşık 9 bin TL artarak 31.224 TL’ye ulaştı. Yoksulluk sınırı ise aynı dönemde 72 bin TL’den 101 bin TL’ye yükseldi. Bu veriler, çalışanların temel yaşam ihtiyaçlarına erişimde yaşadığı zorlukları gözler önüne serdi.
Gıda fiyatlarında artış eğilimi sürüyor
Ocak ayında süt, yoğurt ve peynir grubunda fiyat artışı önceki aylara göre daha sınırlı kaldı ancak bu ürünlerin aile bütçesi üzerindeki yükü sürdü. Dana, kuzu ve tavuk eti fiyatlarında artış devam etti. Balık fiyatları da yükselirken, yumurtada sınırlı bir gerileme yaşandı. Sebze fiyatları genel olarak artarken, meyve fiyatlarında sınırlı bir düşüş görüldü.
Ortalama sebze fiyatı 89,94 TL, meyve fiyatı 109,06 TL olarak belirlendi. Tahıl ürünlerinde un ve makarna fiyatları yükselirken, bulgur fiyatı düştü; ekmek ve pirinç fiyatlarında ise değişiklik gözlenmedi. Ayçiçek yağı, tereyağı ve margarin fiyatları sabit kalırken zeytinyağı dalgalı seyrini sürdürdü. Çay ve ıhlamur fiyatları artarken, salçada hafif bir düşüş yaşandı.
Yoksulluk sınırı ücret değil, yaşam için gerekli gelir
TÜRK-İŞ, yoksulluk sınırı tutarının işçiye ödenmesi gereken maaş olarak değil, haneye girmesi gereken toplam gelir düzeyi olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak gelir kaynaklarının sınırlı olması nedeniyle bu tutarın çoğu zaman olması gereken ücret düzeyi olarak görüldüğü belirtiliyor. Raporda şu ifadeye yer veriliyor:
“Yoksulluk sınırı tutarı, işçinin eline geçmesi gereken ücret düzeyi değildir. Bu değerlendirme eksik bir yaklaşımın ifadesi olacaktır. Yoksulluk sınırı tutarı, ailenin yapması gereken insan onurunun gerektirdiği harcama düzeyidir ve bir bakıma, haneye girmesi gereken toplam gelirin alt sınırını ortaya koyan önemli bir göstergedir.”
Gelir yetersizliği nedeniyle dar gelirli ailelerin sağlıklı ve dengeli beslenme olanağına erişemediği vurgulanan çalışmada, birçok hanenin zorunlu giderleri karşılayabilmek için gıda harcamalarından kısmak zorunda kaldığı kaydediliyor. Bu durumun sonuçları da şu sözlerle ifade ediliyor:
“Sonuçta, gelir düzeyinin düşük ve yetersiz olması, dar gelirli kişi ve ailelerin sağlıksız ve dengesiz beslenme yapmasına yol açmaktadır.”


