Ülkemizde ahlaksızlık zirve yapmış durumdadır. Onun için toplumumuz her gün biraz daha itibar kaybetmektedir. Maalesef insanlar utanmıyor, oysa insanda yüz olmalı, utanacağı işlerden uzak durmalıdır. Bazılarının çalıştırdıkları hanımları bende yapabilmek için elden geldiğince gayret gösterdiklerini görüyoruz. TV ekranlarından da seyrediyoruz. Denir ki; “Kokmuş ete tuz ne yapsın / Utanmaz yüze söz ne yapsın.

Yani çalışanına, sekreterine, memuruna ahlaksız tekliflerde bulunmamalı, otel odalarında üryan bir şekilde görülmemelidir. Ama hayâdan mahrum olanlar, maneviyat yoksunu olduğu için nefsinin esiri olmakta, sonuçta toplum içinde rezil durumlara düşmektedir. Hayânın olmadığı yerde ise şeref ve haysiyet dibe vurmaktadır. Malumdur ki, “Bozuk olunca maya / Ne ar kalır, ne hayâ.

Mehmet Akif merhumun dediği gibi:

Hayâ sıyrılmış, inmiş: Öyle yüzsüzlük ki her yerde…

Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde!

Onun için utanç olmayan yerde, şeref de dip yapar. O zaman da insan, nefsini tatmin için her türlü rezaleti yaparak, şahsiyetsizleşir. Bunun lamı, cimi yok. Eğer ar ve hayâyı ortadan kaldırırsan, istediğini yapmakta beis görmezsin. Bu da yapan hangi partiden olursa olsun, topluma zarar verir. Bu gibilere sahip çıkmak ise ayrı bir kepazeliktir.

Son zamanlarda bazı belediyelerde yüz kızartıcı fiillerin tavan yaptığını görüyor ve izliyoruz. Bu insanlar hiçbir şey olmamış gibi, TV ekranlarında sırıtıp duruyorlar. Aslında bunların yüzüne tükürmek gerekir. Çünkü bu gibi insanlar halktan da Hak’tan da utanmıyor. Partileri bunlara bir nevi sahip çıkıyor. Böylece milletin iğbirarını çekiyor.

Oysa insanların en seçkinleri, ahlakça en güzel olanlardır. Ahlak güzelliğin ve asaletin kemalidir. Çünkü ahlak duygumuz, ihtirasları kontrol altında tutan bir değerdir. Hasan-ı Basrî der ki; “Güzel ahlakın esası, iyiliği yaygınlaştırmak, kimseyi rahatsız etmemek ve güler yüzlü olmaktır.” Onun için denir ki:

Ahlak iledir kemâl-i âdem

Ahlak iledir nizâm-ı âlem

Zira milletler, partiler parasızlıktan değil, ahlaksızlıktan çökmüştür. Adamlar makam sahibi olunca ya çalıyor, ya sömürüyor, ya da ahlaksızlığın dik âlâsını yapıyor. Ondan sonra da adam diye ortalıklarda gezinebiliyor. Oysa cemiyet hayatında huzur, kuvvetten ve servetten değil, adalet ve ahlaktan doğar. Nitekim ahlak ve iman bakımından çökmüş bir milletin payidar olduğu görülmemiştir. Tarih bunun şahididir.

Mevcut partilere bakacak olursak, ahlak ve maneviyata en çok önem veren Milli Görüş ve partileridir. İlk sloganları da ‘Önce ahlak ve maneviyat’tır. Bunun temini de ‘Adil Düzen’in kurulmasıyla mümkün olabilir. Unutmamak gerekir ki, ahlaklı olmanın temel şartı, Allah korkusudur. Bu korkudan mahrum olanlar, sömürürler, hovardalık yaparlar. Bunlar utanmaz insanlardır.

Bir milleti siyasi ve sosyal huzur ve saadete götüren imkân ve desteklerin başında din ve ahlak gelir. Hemen belirtelim ki, ahlaksız bir halk hükümetinin yaşamasına imkân yoktur. Nice imparatorluklar, kavimler ahlaksızlıkları sonucunda çökmüş, çünkü yanlışlara alan açılmıştır. Artık ülkelerde ahlaksızlıklar ve yolsuzluklar balık gibi baştan kokmaya başlıyor. Ondan sonra yolsuzlukların önü alınamıyor. Nefislerini tatmin için şehvet düşkünleri alan buluyor, böylece ahlak çoraklaşıyor.

Ahlakın olmadığı yerde kanunlar işe yaramıyor. Bundan da kanun koyucular müstezil oluyor. Bunun önüne geçmek için:

Kişiye lazım ahlak-ı hamide

Çalış tahsiline ey nur-ı dîde

Güzel ahlak, insanların kısmı azamisi için, fazilet sebebidir. Allah’tan ve buyruklarından habersiz olanlar ise ahlaksızlığı, yolsuzluğu hak bilmekte, böylece toplum dejenere olmaktadır. Sonucu da cehenneme uzanmaktadır. Oysa Allah bizi ikaz ediyor: “Ey iman edenler! Kendinizi ve aile fertlerinizi öyle bir ateşten koruyun ki, onun yakıtı insanlarla taşlardır.” (Tahrîm/6)

Aile yuvasını tahrip eden soysuzluklardan arındırmak, ar sahibi, ahlak sahibi, çalmayan, soymayan insanları iş başı yaptırmaktan geçer. Parası, titri olanlarla değil, ahlak sahibi insanlarla çalışmak milletin selametine olur. Zira aile yuvası toplum düzeninin temeli, ruh ve ahlak sağlığının merkezidir, toplumun çekirdeği ve özüdür. Onu tahribe yönelmiş her şey, toplumun tahribine yönelmiş demektir.

Sonuç olarak:

· Her türlü yolsuzluğu yapan siyasi oluşumlara itibar edilmemeli, alkışlanmamalı, tam aksi lanetlenmelidir.

· Hovardalık adı altında ahlaksızlık yapan veya yaptıran partiler de desteklenmemeli, tam aksi milletin önünde lanetlenmelidir.

· Aile yuvalarını rezil edenlerden bakan, milletvekili, belediye başkanı vs yapılmamalı, yapılmışsa derhal gereği yapılmalı, bu ahlakı bozucu insanlar belirlenerek, milletin önünde rezil edilmelidir.

· Ahlaksızlığı meslek edinen namussuz insanlar boykot edilmeli, toplumdan tart edilmelidir. Buna seyirci kalan partiler de yuhalanmalıdır.

· Ne pahasına olursa olsun bu gibi insanlara asla prim verilmemelidir. Bu gibiler derhal makamlarından uzaklaştırılmalıdır. Bunlara selam bile verilmemelidir.

· “Kişiye her işi a’lâ görünür / Kuzguna yavrusu anka görünür” denilmemelidir.

· Toplumun selameti için herkes dürüst olmalı, her türlü ahlaksızlıklardan uzak durmalı, ahlaksızlık yapanlar mutlaka tecziye edilmelidir.

· Kâşâne-i gerdûn yıkılır, âha dayanmaz

Canlar yakanın sanma ki bir gün canı yanmaz

Unutulmamalıdır. Neticede, ibret almak gerekir.

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 09.04.2026