Allah’ın insanlara lütfettiği en büyük nimetlerden birisi ve başta geleni, hiç şüphesiz akıldır. Zira akıl, doğruyu yanlıştan bir başka ifade ile hak olanı batıldan, faydalı olanı zararlıdan ayırt etmemiz için, bize lütfedilmiş en büyük meziyettir.

İnsanlar, akıl sayesinde Allah’ın buyruklarını kavrayıp, hayatına anlam kazandırır. Böylece kötülüklerden sakınıp, iyiliğe yönelmesine neden olur. Ama insan aklını fenalık etmek için kullanırsa, sonu hüsran olur. İnsanlar Allah’a kulluğun önemini, vaktin kıymetini ve hayırlı olan amelin değerini idrak ederse, akıl şerden uzaklaşır, doğru olanı tutup kaldırır.

Peygamberimiz buyuruyor ki; “Akıllı kişi nefsine hâkim olan ve ölümden sonrası için çalışandır.” Yani insan emir bi’l-ma’rûf nehiy ani’l-münker’e riayet ederse faydalı ve akıllı olur. Zira insan, akıl sayesinde toplumuna faydalı olur.

Bir ülkede aklı öldürürseniz, ahlakı da öldürürsünüz. Akıl ve ahlak öldürüldüğünde, millet bölünür. Kadı (hâkim) güç sahiplerince satın alındığında adalet ölür, ahlak da buharlaşır. Bu değerler öldürüldüğünde, devlet de ölmüş olur. O zaman da demokrasi anlayışı yok olur, hürriyet buharlaşır. Cahillik tavan yapar.

Hemen belirtelim ki, akıldan başka her şey çoğaldıkça değeri azalır. Akıl gücü olmayanlar ise eninde sonunda sefalete sürüklenir. Onun için idareci olanlar, akıllı olmalıdır. Halk ancak o zaman idarecilere itibar eder. Malum, akılsız insan akmayan su gibidir. Çok çabuk bozulur.

Akılsız insanın iki yakası bir araya gelmez. Onun için en hayırlı ve kıymetli miras, akıldır. Hemen belirtelim ki, cahiller arasında bir akıllının bulunması, ölüler arasında bir dirinin dolaşması gibidir. Akıllı insan, sofrada elini, meclislerde dilini tutmasını bilir ve hayatta bu çok önem taşır.

Malum;

· İnsanın aklı arttıkça, cahile tahammülü azalır.

· Akıllı insanın görgüsü arttıkça, kalabalıklarda sabrı tükenir.

· İnsan aklı ve vicdanı nispetinde, haksızlıklardan rahatsız olur.

Onun için atasözünde; “Âlim (aklı olanlarla) ile eyle ülfet alırsın mertebe, cahil ile etme sohbet, dönersin merkebe” denmektedir.

Maalesef cahil olanlar el birliğiyle, herkesin rezil olduğu ama kimsenin utanmadığı bir dünya kurdular. Ar ve hayâ damarı çatlamış bir yığın insan türettiler. Cahiller haklıdan yana değil, güçlüden yana olurlar, bu sebeple de korkak ve kaypak olurlar. Nitekim cahil insanlar, güç merkezi değiştikçe fırıldak gibi dönerler.

Akıllı ve kaliteli insanlar, her söze anında cevap vermezler... Çünkü akıllı insan bilir ki; bazı insanlar cehaletleriyle bağırır. Akıllı ve edepli insanlar ise suskunluğuyla asaletlerini gösterir.

Akıllı insanlar;

· Nankörlerden,

· Yalancılardan,

· Dedikoduculardan,

· Cahil insanlardan,

· Allah'tan korkmayanlardan

uzak dururlar.

Akıllı insanlar için en büyük miras edeptir, bu da babadan değil, Allah'tan istenir. İnsanı yükselten makamlar değil, secdede Allah'a gösterdiği tevazusudur. Aklı eren herkesin bildiği gibi, zirveye çıkmak dünyalıktır, haddini bilmek ise ahiretliktir. Zira kumaş bedeni, takva ise ruhu örter. Onun için asıl olan rütbe, Allah katındaki edeptir. Edep de, akıllı olan kulun Rabbine olan hürmetidir. Kısacası haddini bilen akıllı insan, mutlaka menziline ulaşır.

Özlü bir sözde denildiği gibi; "Ömür dediğin bir nefes; ne kimsenin ahını almaya değer, ne de iki yüzle gezmeye. Biz gördüğümüzle, bildiğimizle yaşarız." Zira: "Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir…" (Ankebût/64) Keza: "Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, süs, aranızda övünme ve mal ile evlat çoğaltma yarışından ibarettir" (Hadîd/20) buyruğu da açıktır. Yani insan da dünya da baki değil, baki olan sadece yaratanımız Allah'tır.

Sonuç olarak, Hz. Ömer’in buyurduğu gibi; “Kişinin iyi olmasının ölçüsü ‘dini’dir. Şahsiyetli olmasının ölçüsü ‘aklı’dır. Asaletli olmasının ölçüsü ‘ahlâkı’dır.” Yolun doğrusuna revan olan akıllı insan, asla yorulmaz.

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 11.06.2026