Uzun zamandan beri makaleler yazmaya, insanları da uyarmaya çalışıyoruz. Hiç kimseden iltifat beklemiyoruz. Çünkü niyetimiz Allah’ın verdiği nimetlere mazhar olmaktır. Bununla ilgili Yümnî (Emin) der ki:
İstersen eğer mazhar-ı eltâf-ı Hak olmak
Daim hazer et fâsık olan ehl-i riyâdan
Yani, Cenab-ı Hakk’ın sonsuz nimetlerine mazhar olmak istersen, sapık, isyankâr ve ikiyüzlü insanlardan daima sakın ve onlardan uzaklaş. Bu gibilerle hemhal olma. Zira bunların ihanetini kestirmek kolay iş değildir.
İnsanoğlu hilebazdır, kimse bilmez fendini
Her kime iyilik edersen, sakla ondan kendini
Nitekim iyi niyetle el uzatılanların, zaman içinde akrepleştiğini görüyoruz. Yapılan iyilikler unutuluveriyor. Bu gibiler haksız da olsalar, kabadayıca davranıyor.
Onun için denir ki;
Câhil ile sohbet ederse kişi
Ârifin yanında hacel(utanma, kızarma)dir işi.
Yani cahil hem nadan olur, hem de münafık olur. Sözü ile özü bir olmaz. Böyle insanlara iyilik yapmak boşuna zahmettir. Bunların özünde sıkıntı vardır.
Nitekim:
Câhilin âlim katında, sözünün mikdârı yok
Kendi eşek, giydiği çul, başının yuları yok
Bu gibiler insanlıktan anlamaz. Zira yalan konuşur, hırsızlık yapar, helal lokmadan uzak durup haramla beslenir. İftira atar, terbiyesiz mahlûklardır. Bu gibilere insan demek, aslında zulümdür. Bu gibiler aynı zamanda nankördür. Bunlarla uğraşmak zaman kaybıdır.
Malum:
Kişiye her işi âlâ görünür
Kuzguna yavrusu Anka görünür
Ayrıca hemen belirtmekte fayda vardır ki;
Kâşâne-i gerdûn yıkılır, âha dayanmaz
Canlar yakanın sanma ki bir gün canı yanmaz
Yani iyiliğe kötülük ile cevap vermek, kişiyi değeryap kılmaz. Yapılan kötülük yerde kalmaz, can yakar. Unutmamak gerekir ki, “insafı bırakmamaktır insaf” denir. Tabii ki anlayana, idrak edene…
Susuz değirmenlerin ne ile döner çarkı,
Kerem etmeyen beyin fakirden nedir farkı?
Onun için konuşurken temkin esastır. Beyni iyi kullanarak, yol kat etmek gerekir. Ben bilirim havasını estirmek budalalıktır. Çünkü demekle olmaz, icraat gerekir.
Toplumumuzun içinde maalesef böyle lüzumsuz insanlar da barınmaktadır ve varlıkları zararlıdır. Zira bunlar bencildir, hak-hukuk tanımaz, yobazdır. Malumdur ki;
Nâdân ile sohbet etmek güçtür biline,
Çünkü nâdân ne gelirse söyler diline.
Bu gibilerin dili acı verici ve utandırıcıdır. Haksızlık yapmak işine gelir, yalan mesleği gibidir. Böyle insanlara selam vermek bile israftır.
Hakşinas olmayan, vicdanı kararmış insandan hayır gelmez. Çünkü vicdanı kurumuş insanlar topluma ayak uyduramaz, yalana, dolana saplanır. Eğer vicdan, insanı kötülüklerden alıkoymuyorsa, o kişilerden hayır ummak boşunadır.
Onun için denir ki;
Cihanda bulmadım yâr-i muvâfık
Muvâfık sandığım çıktı münâfık
Münâfıklar, tehlikeli yaratıklardır. Bu gibiler kendileriyle hemhaldir. Başkalarını asla düşünmezler. Yalanı ezberler, onunla irtifa kazanmaya çalışır ama başaramazlar. Bu gibiler kalın kafalı ve dik baştırlar. Utanmaz ve arlanmazlar.
(Adanalı) Ziya der ki;
Medârım kalmasa sekm-î gam-î cangâhdan başka
Cihanda minnet etmem kimseye Allah’dan başka
Yani, şu ölümlü dünyada, canımı üzüp acıtan kederden başka bir nasibim, sermayem kalmasa, gene de Allah’tan başka kimseye minnet etmem. Çünkü biz yardımı sadece O’ndan talep ederiz.
Tevfik Fikret’in dediğini de hatırlamak gerekir:
Doğruluk dilde yok, dudaklarda;
Hayır ayaklarda, şer kucaklarda.
Daha ne desin?
Sonuç olarak denir ki, eleştirenlerin söylediklerine kulak asmayın, yalancıların yalanlarına inanmayın. Çünkü şimdiye kadar hiçbirinin heykeli dikilmemiştir. Malum, yalancının mumu yatsıya kadar devam eder. Güneş doğunca aydınlık başlar. Böylece şer düşünceliler sınıfta kalır.
Akılsızların, yalancıların ağzı da yemek yemekten başka bir işe yaramaz. Ayrıca ahmaktan, yalancıdan öpücük alacağına, akıllı olandan tokat yemek daha iyidir, vesselam.
Rahman ve Rahim,
Kadir ve Muktedir,
Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.
“Ya Rabbi bu haftayı bize hayırlı ve bereketli kıl. Hayırlara yakın, şerlere uzak eyle.”
Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 13.04.2026