28 Şubat, kendi ayakları üzerinde duracak bir ülke, yerli üretime dayalı güçlü bir ekonomiyle vatandaşın refah seviyesi yükselmiş, Kürt sorununu diyalog ve barışçı yollarla çözme cesaretini gösterme iradesine sahip Erbakan’la birlik ve beraberliği sağlamış güçlü bir Türkiye istemeyenlerin, küresel güçlere karşı dik durabilecek hak ve adalet merkezli yeni bir dünyanın temeli olan D8’le doğacak güneşin üstünü, çıkar, menfaat, baskı, şiddet, sömürü, kan ve gözyaşı gibi zifiri karanlık örtüsüyle örtmeye çalışan, dış mihraklı karanlık güçlerle işbirliği içinde olanların giriştiği bir darbedir.
28 Şubat darbesi neden yapıldı? Bu darbenin üç temel sebebi var diyebiliriz.
1. D8 PROJESİ
Sayın Recai Kutan Bey, 28 Şubat darbesinin arkasında “D-8” projesinin olduğunu söylemişti. “Erbakan Hoca’nın bir projesi vardı: “D-160 projesi”. Hoca, 160 ülkeyi bir araya getirmeyi ve dünyada yeni bir denge kurmayı hedefliyordu. Hoca, ilk çember olarak nüfusu 60 milyonu aşan 8 Müslüman ülkeyi bir araya getirdi ve buna “D-8 projesi” adını verdi.
Amacı, bu ülkelerin dayanışmasıydı; ekonomilerinin canlanması, ortak sanayi üretimlerinin yapılması ve Batı’ya bağımlılıktan kurtulmalarıydı. Erbakan Hoca’nın D-8 projesi, 28 Şubat darbesinin en önemli nedenlerinden birincisidir. Çünkü bu oluşum, Amerika’yı ve İsrail’i rahatsız etmişti. D8 projesi planlarını alt üst edecek, İslâm Coğrafyası için can suyu denilebilecek bir proje idi. Hoca’nın bu girişiminden, D8’e Türkiye’nin liderlik etmesinden çekindiler. Gelişmiş küresel güçler gelişmekte olan ülkelerin üretim yapmaması ve sürekli kendi ürettikleri ürünleri tüketenler olarak kalmasını istiyorlar. Öyleyse Israrla yerli üretimin üzerinde duran Erbakan ve Milli Görüşün partisi Refah Partisi iktidardan gitmeliydi.
2 “HAVUZ SİSTEMİ” / “KAMU TEK HESABI”
28 Şubat darbesinin en önemli ikinci nedeni, Erbakan’ın başlattığı “Havuz Sistemi” “Kamu Tek Hesabı” idi. Kamu kurumlarının ihtiyacını karşılamak için havuz sistemi kuruldu. Paralar tek bir havuzda toplanacak ve ihtiyacı olan kurum ihtiyacı kadar parayı havuzdan çekecekti. Böylece gereksiz borçlanmalar önlendi. Bu da devletin parasından para kazanan bankaların ve büyük sermayelerin işine gelmedi. Sermaye, medya ve sendika temsilcilerinin yer aldığı ve beşli çete denilen bu kesimler darbe için zemin hazırladılar.
3. KÜRT SORUNU
Yıllardır ülkemizde devam eden ciddi ekonomik kayıplara ve insan kaybına sebep olan bir “Kürt Sorunu” olarak tanımlanan bir sorun var. Bu sorunun bu şekliyle devam etmesini isteyen dış mihraklar ve içerdeki işbirlikçileri bu sorunun diyalog ve barışçı yollarla çözümünü istemiyorlardı. Bu konuda Erbakan Hoca Kürt meselesinin, diyalog, barışçı ve kardeşlik çerçevesinde, diş mihraklardan bağımsız iç dinamikleri harekete geçirerek çözümünden yana bir iradesi vardı. Bu da sermayelerini başkasının kan ve gözyaşı üzerinde kuranların şiddet, terör ve savaştan beslenenlerin hesabına gelmiyordu. Bunun için Erbakan’ın iktidardan uzaklaştırılması gerekiyordu.
Özetlersek;
28 Şubat darbesi, Erbakan Hoca ve yol arkadaşlarının milletine ve ülkesine olan hizmet aşkına yapılmıştır.
28 Şubat darbesi, tüketen bir ülkeden üretmeye başlayan bir ülke istemeyenler tarafından, üretim odaklı düşünen zihniyete yapılmıştır.
28 Şubat darbesi, kapitalist, sömürgeci ve kokuşmuş batı medeniyetinden kurtulup özüne ve inancına dönmeye hazırlanan milletimize yapılmıştır.
28 Şubat darbesi, halkın emeğini sömüren bir avuç beyaz adam yerine, halkın parasını halka hizmet için oluşturulan “Havuz Sistemi”ne yapılmıştır.
28 Şubat darbesi, ırkçı emperyalizmin sömürü alanı haline gelmiş, istedikleri gibi at koşturdukları, istikrarsızlık için yaptırdıkları vekâlet savaşlarıyla her köşesinde oluk oluk kan ve gözyaşı dökülen İslâm coğrafyasında, küresel güçlerin planlarını bozacak, sömürü, kan ve gözyaşının akmasına dur diyecek “D8- Hak ve Adalet Ekseninde Yeni Bir Dünyanın” kurulması projesine yapılmıştır.
Başka bir deyişle, ilk defa denk bütçe ve havuz sistemiyle tanışan ülkemizde, 28 Şubat darbesi;
Ekonomiye yaklaşık 250 -390 milyar dolar zarar ettirmiştir.
Borç, faiz borç sarmalından, israf ve savurganlıkla tüketen bir ekonomi zihniyetinden, “üreten bir ekonomi zihniyetine” geçmeye engel olmuştur.
Baskı, şiddet, korku, hukuksuzluk, adaletsizliklerle binlerce insanın hak ve özgürlüklerinde ihlâller yaşanmıştır.
İslâm coğrafyasında süren küresel güçlerin sömürü düzenine dur diyecek onurlu bir dış siyasete engel olmuş ve bugünkü iktidarın yaşadığı dış politikadaki savrulmanın önünü açmıştır.
28 ŞUBAT DARBESİ AMACINA ULAŞTI MI?
Ülkemizin, büyük bir borç-faiz-borç sarmalına batmış olması, servetin küçük bir zümrenin elinde toplanması, milletin aç, işsiz ve borçlu hale getirilmesi, tarım ve hayvancılıkta bile dışa bağımlı hale getirilmesi, gücü elinde bulunduranların, farklılıkları zenginlik görmek yerine, ötekileştirici, ayrıştırıcı ve nefret dilini kullanarak birlikte ve beraber yaşama kültürünü tehlikeye atması, insan hakları ihlâlleri ve özgürlüklerinin baskı altına alınması, diyalog, konuşma, dinleme ve birbirimizi anlama yerine, şiddet, baskı ve güvenlikçi metodun seçilmesi,
Dış politikada da D-8 hak ve adalet ekseninde adil yeni bir dünya oluşturma projesinin aktif hale getirilmeyerek, İslâm coğrafyasının bölünmesine, dağılmasına, işgal edilmesine, Müslüman devletlerinin İsrail’i tanımak ve işbirliği için sıraya girmesine, İsrail terör devletinin en güvende olduğu dönemi yaşadığına bakılırsa, 28 Şubat darbesinin amacına ulaştığını maalesef görüyoruz.
28 şubatın amaç, hedef ve sonuçları adalet, hakkaniyet ve vicdani olarak değerlendirilirse gerekli dersler çıkarılmış olur. Aksi durumda, 28 Şubat darbesini sadece hamasi söylemlerle hatırlamış olup duygularımızı tatmin etmiş oluruz.
Vesselâm.