27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve 15 Temmuz 2016 FETÖ hain darbesi.
Darbelerin sebepleri ve arkasındaki güçler görülmeden darbelerin önlenmesi ve gerçek suçluların ortaya çıkarılması mümkün değildir.
Bilindiği gibi, başta ABD olmak üzere küresel güçler, gelişmekte olan ülkelerde sömürü düzenlerini kurmak veya sürdürmek için yandaş kadroları iktidara getirmeye çalışır veya daha önce iktidara getirmiş oldukları yandaş kadrolarda yorulma, yıpranma emarelerini gördüklerinde yeni kadroları iktidara getirmenin yoluna başvururlar.
Yandaş kadroları, bazen para ve medya desteği vererek seçimler yoluyla, bazen de “darbe” yaptırarak iktidara taşırlar. Ama her şartta, sömürü planlarından hiç bir zaman vazgeçmezler.
Ülkemizde yapılan darbelere veya darbe teşebbüslerine bakıldığında darbenin arkasında hep NATO ve ABD çıktığı görülür. Son darbe girişimi olan FETÖ darbe kalkışmasının arkasında da ABD'nin olduğu kabul edilen bir gerçektir. FETÖ elebaşının halen ABD'de korunma altında olması ve iade edilmemesi bunun açık delilidir.
Lübnanlı gazeteci İbrahim Musavi: Amerika'da neden hiçbir zaman darbe olmaz? Sorusuna, “çünkü orada darbeleri planlayan bir ABD Büyükelçiliği yoktur” demiştir. Yani “bir ülkeyi karıştıracak planlar genellikle o ülkedeki Amerika Büyükelçiliği'nde planlanır” demek istemiştir.
Elbette dünyadaki her devletle olduğu gibi Batılı ülkelerle de ilişkiler kurulacak ve ticaret yapılacaktır. Ancak hiçbir zaman, Batılı ülkelere güvenilmemesi gerektiği unutulmamalıdır.
Hayatın her alanında, kişiler hata işleyebilir, ama devleti idare edenlerin hata yapma hakkının olmadığı kanısındayım. Çünkü onların hatasından, yalnız kendileri değil, millet ve ülke zarar görür. Devleti idare edenlerin, hatalarını kabul etmesi, onları mesuliyetten kurtarmaz.
Gelecekte, yeni darbe girişimleriyle karşılaşmamak için, 15 Temmuz'u ve diğer darbeleri, samimi ve ciddi bir şekilde araştırmalı, arka plan ve ilişkiler zinciri ortaya çıkarmalı ucu ve kuyruğu kime değerse değsin, şu parti bu parti, alt veya üst makam demeden gereği yapılmalıdır.
Bütün olumsuzlukları dış güçlere bağlamak elbette doğru olmaz. İdareciler, söylemleriyle değil, icraatlarıyla yerli ve milli olduklarını göstermeli ve darbelere zemin oluşturmamalıdırlar.
Bunun için de; başta iktidar olmak üzere tüm siyasiler, vatandaşları kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı, ötekileştirici dil yerine, sevgi, barış, adalet, birlik ve beraberliği güçlendirecek, söylem ve icraatlarda bulunmalıdır.
İktidar, vatandaşlar arasında milli gelirden adil paylaşım sağlamalı, siyasi görüş, ırk, dil, din, fikir ve düşünce gibi farklılıkları birer zengillik olarak kabul etmeli, baskı ve şiddetten uzak durmalı, fikir ve düşünce alanında özgürlükleri daraltmamalıdır. Ayrıca eğitimde de "önce ahlak ve maneviyat" prensibine önem vermelidir.
Darbe denilirken, genelde askeri darbeler kast edilir. Ancak, bir çoğumuzun ruhunun bile duymadığı, alanlarda da darbeler yapılır. Örneğin; “eğitimde” milli ve manevi değerlerden uzaklaşılması, nesillere yapılan bir darbe olduğu gibi, tarım, hayvancılık, sanayi ve teknolojide “yerli üretimi” engelleyici uygulamalar da bir darbedir. Hatta, cebimizdeki sigara, elimizdeki telefon, market raflarındaki ürünler, bindiğimiz otomobil, kullandığımız iş makinaları vs. eğer yabancı marka ise “ekonomide” darbe başarılı olmuş demektir.
Askeri darbelere karşı çıktığımız gibi, gençlerimizi milli ve manevi değerlerimize uygun müfredatla yetiştirerek, “eğitimdeki” darbeyi, yerli üretim için geniş kapsamlı yatırımlar yaparakta, “ekonomideki” darbeyi etkisiz hale getirmeliyiz.
Rabbim! ülke ve milletimize, askeri darbe ve ihanetleri bir daha yaşatmasın, diğer alanlardaki darbeleri görecek feraset ve tedbirleri alacak iradeyi nasip etsin.
Vesselam...