İsmail Müftüoğlu "Din nasihattir, samimiyettir" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İnsanın yeryüzü yolculuğu ile birlikte başlayan din, tarihin her döneminde karşımıza çıkmaktadır. Tarihi tespitlere göre, topyekun dinsiz olan bir topluma rastlanmamıştır. Zira din insana değer ve anlam yükler. Onu düşünen, üreten, medeniyetler kuran bir varlık olarak görür. Allah’ın kitabı olan Kur’an’a göre din, sadece İslam’dır. İslam ise rahmettir, Allah’ın kullarına bir lütfudur. Ayrıca; “Din nasihattir” ve “Din samimiyettir.” (Müslim, İmân/95)

İnsanı huzura kavuşturan, selametini ve saadetini temin eden sadece dindir. Ayrıca din, kardeşliği, beraberliği emreden, kokuşmuş zihniyetleri, ideolojileri, izm’leri reddeden İlâhî buyrukları ihtiva eder. Onun için: “Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır.” (Hucurât/13) buyrulmaktadır. İnsana değer katan, insanın ırkı, soyu, parası, makamı veya rengi değildir. Buna rağmen soy üstünlüğü ile ortalıklarda dolaşanlar vardır.

Kim kabilecilik, ırkçılık, klikçilik, meşrepçilik propagandası yaparak veya ırkçılık yapanlara destek vererek yolunu şaşırmış bir topluluğun bayrağı altında öldürülürse, onun ölümü cahiliye ölümü gibidir.” (Müslim, İmâre/57) Onun için Allah müminleri kardeş ilan etmiş ve bölünmelerini yasaklamıştır. İttifaktan yana talimatlar verilmiştir.

Ayrıca Allah; “Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, gönüllerdeki dertlere şifa, müminlere doğru yolu gösteren bir rehber ve tam bir rahmet olan Kur’an geldi” (Yûnus/57) ayetiyle noktayı koymuştur. Bunun aksini düşünenlerin akıbeti de belirtilmiştir.

Günümüzde, Milli Görüş hariç, tüm siyasi partiler maalesef Allah’ın emirlerinin dışında mücadelelerine devam etmektedir. O kadar ki Allah’ın emirlerine tabi olma yerine, kul olanların emrine girmiş olduklarını hakka’l yakîn yaşıyoruz. Yani Allah’tan değil, ölülerden fayda sağlamak için çırpınıp, durmaktayız.

Onun için meselelerimiz yığınlaşmakta, ihtilaflarımız ziyadeleşmektedir. Huzur yerine huzursuzluk tavan yapmaktadır. Yine bu sebeple, maalesef ülkemizde yoksullaşmak zirve yapmış, ahlaksızlık moda haline gelmiş, vicdanlar çürümüştür. Merhamet de buharlaşmış durumdadır.

Dinden uzaklaştıkça hayvanlardan beter soyunup, sokakları kirletmekteyiz. Ahlak bozucu dizilere zaman ayrılmakta, bunlara ses çıkaranlara da tavır konmaktadır. Öyle bir zamana geldik ki, haklı olanlar susuyor, yalancılar, çıplaklar, haram yiyenler, milli ve manevi değerleri kaybedenler bağırıp duruyor.

Bizler vatan sevenlere, bayrak sevenlere, din sevenlere el uzatanları da yardım edenleri de gördük. Aslan gibi yanımızda duranları da çakal gibi bekleyenleri de gördük. Ama hak mücadelesinden asla vazgeçmedik. İnancımız nedeniyle hep dik durduk, nefeslendik. Tarik-i müstakim için çırpınıp, durduk. Elimizi vicdanımıza koyduk, milletimize ve dinimize asla ihanet etmedik.

Vicdanı nasırlaşmış, harama helal diyenlerden uzak durmak, yüzsüz insanlardan uzak durmak ama haksızlıklara karşı da dik durmaktan vazgeçmemek gerekir. Vicdan sahibi olmayan, sadakat, samimiyet, onur ve itibardan uzak olanlarla, siyasi ve sosyal meselelerde bile bir arada bulunmak istemeyiz. Buna rağmen tebliğden uzak durmak gibi bir niyetimiz de yoktur.

İnsanız, yeri gelir kızarız, yeri gelir küseriz, bazen de celallenip taşarız ama kalp kırmayı da benimsemeyiz. Millet ve memleket, din ve vicdan meselesinde de tavizkâr değiliz. Çünkü Allah’a söz verdik Kâlû Belâ’da, onu yerine getirmeye çalışıyoruz. Bizim için cihat, emr-ü fermandır.

Vicdanı olmayan, ateist olan insanlarla tartışmaktan uzak durmak, erdemli insanların işidir. Yüzsüz insanlarla zaman harcamak, zaman israfıdır. Ahmaklara verilebilecek en güzel cevap susmaktan geçer, aksi hal israf olur.

Malum, insanlar dinden uzaklaştıkça canavarlaşıyor. İnsanı, kadın-yaşlı-çocuk bile demeden sokak ortasında öldürüyor. Çocukları istismar ediyor, fuhuş alabildiğine yayılıyor, kepazelikler moda haline geliyor. Utanma, arlanma buharlaşıyor, insanlar bir nevi robotlaşıyor, böylece kul olduğunu unutuveriyor. Bunu da özgürlük sanıyor. Ancak özgürlük, insanın her istediğini yapması değil, tam aksi doğru olanı yapmaktır. Hakkı savunmak, şerden uzak durmaktır.

Günümüzde, maalesef inanç yoksunluğu sebebiyle utanç duyulması gereken şeylerle gurur duyulduğu bir zamanı yaşamaktayız. Malum, haram lokmanın girdiği evden salih ve dindar insan çıkmaz. Zira haram lokma kanser hücresi gibi metastaz yapar. İnsanı öldürür, neslin mahvına sebebiyet verir. Onun için iman, edep, ahlak, doğruluk mirastır. Zira güzel ahlak, kuvvetli iman insana yoldaştır. Karakter de kişinin aynasıdır.

Hemen belirtelim ki, kaliteli insanlar şükreder, olumlu düşünür, kötü düşünmez, düzgün ahlaklı ve namuslu olur. Beklentisiz hizmete taliptir. Sakin konuşur, az ama tumturaklı konuşur. Konuşmadan önce düşünür, kendinden bahsetmez. Devlet malını yemez. Haram mal yığmaktan uzak durur. Kendi ayıplarıyla yüzleşme cesaretinde olur. Yani kaliteli insan, mümin ve Müslüman olur. Nasihate kulak verir, samimi olur vesselam.

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 26.02.2026