Demokratik hukuk devletlerinde herkes iktidarı övmek, iktidarı desteklemek mecburiyetinde değildir. Muhalefetin görevi iktidarı gözetlemek, yaptığı icraatların meşru olup olmadığına bakmak, takip etmektir. İktidarın millet ve memleket lehine icraatlarını takdir, menfi olanlarını da yermektir. Yani her konuda çeteleşen ve çatışan bir siyaset yapmak değildir. Ama ülkemizde maalesef durum farklıdır.
Zira iktidar her konuda baskıcı bir politika üretmeye, muhalefet de bu uygulamalara karşı, hukuki çözüm önerileriyle iktidarı hizaya çekmeye çalışmaktadır.
Elbette ki 25 seneden beri iktidar olanların her yaptığını alkışlamak mümkün değildir. 25 yıldan beri iktidar olanların mesela icraatlarına bakmak gerekir. Bunlar, dönemleri içinde, önce:
· Ahlakı hemen hemen her konuda istemeden de olsa çökerttiler.
· Adaleti siyasallaştırmakla adaleti de çökerttiler.
· Ehliyet ve liyakatı yok ettiler.
· Eğitimi, ekonomiyi çökerttiler.
· Üretimi maalesef bitirdiler.
· Az gelirliyi, emekliyi ezdiler.
· Sahte diplomalarla bazılarını, farkına varmadan da olsa, makam sahibi yaptılar.
· Toplumu barıştırma yerine kutuplaştırdılar.
· Dış politikada çuvalladılar, şahsiyetli bir dış politika üretemediler.
· Yandaş, karındaş, partidaş ayırımı yaparak, ülkeyi gerdiler.
· Anayasal kuruluşları işlevsiz hale getirdiler.
Ama:
· Cinsiyetsiz toplum,
· Mülkiyetsiz toplum,
· Yapay et,
· LGBT gibi projelerin sahibi olan,
· Ekinleri ve nesilleri bozan, böylece bir nevi Allah’a savaş açan küresel sermayenin yöneticisi Black Rock şirketini kabulde beis görmediler.
Ayrıca Amerika’nın İsrail ile birlikte İran’ı vurmasına karşı tavır koyamadılar. Şaibeli görüntüler verdiler. Böylece bir nevi zalimlerin yanında oldular. Mazlum olandan uzak durdular. Ama nutuk atmalarda şampiyon oldular. Bir türlü İran halkının yanında olamadılar. Unutmamak gerekir ki Trump sarayına girince kendini kral saymış. Oysa bu gibilerin girdiği yer saray değil, olsa olsa sirk olur. Yani ayıdan post olmadığı gibi, Trump’tan da dost olmaz. Onunla değil silah arkadaşlığı, hiçbir konuda beraber olunmaz.
Kâfirle, münafıkla, riyakârla yola çıkılmaz. Çünkü akrep akrepliğinden vazgeçmez, fırsatı eline geçirince sokar.
Merhum Namık Kemal’in beytini unutmamak gerekir:
Muîni zâlimin, şu dünyada erbâb-ı denâettir
Köpektir zevk alan, sayyâd-ı bî insâfa hizmetten.
Yani, dünyada zalimin yardımcısı alçak ve rezil insanlardır, insafsız avcıya hizmetten zevk alan da köpeklerdir(insan sayılamaz.) Zira: “Zalime yalakalık yapmak kızgın demir tutmaktan daha acıtıcıdır.”
Ülkelerin perişanlığa sürüklenmesinin sebeplerini, Gandi 7 esasta belirtmiştir:
1. Ahlaksız ticaret
2. İlkesiz siyaset
3. Niteliksiz eğitim
4. Emeksiz zenginlik
5. Vicdansız haz
6. İnsaniyetsiz bilim
7. Gösterişe dayalı ibadet…
Bu konularda geçerli not alabilen ülkeler var mıdır? Günümüzde maalesef yoktur. Çünkü ölçüler değişmiş, Kur’an ölçü olmaktan uzaklaşmış, ideolojik saplantılar ziyadeleşmiştir. Asıl olan ahlak ve adalet, ka’le alınmaz hale gelmiştir. Şekilcilik öne çıkmış, sorumluluktan kaçınılmış, böylece insanlar dünyevileşmiştir. Menfaatin ön plana alındığı bir hayat anlayışı ortaya çıkmıştır. Bu sebeplerle de param parça olduk. Oysa Allah: “Bölünmeyin, parçalanmayın, sonra devlet elinizden gider.” (Enfâl/46) buyurmaktadır.
Merhum Mehmet Akif Ersoy mısralarında diyor ki:
Hayâ sıyrılmış, inmiş: Öyle yüzsüzlük ki her yerde…
Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde!
Artık mideler haramla dolup taşmakta, ahlaksızlık tavanda, ar ve namus çökmüş durumda, hırsızlık arsızlık zirvededir. Yöneticilerimiz gerekli tedbirleri almaya çalışsa da önünü bir türlü alamamaktadır. Yani gayret kâfi gelmiyor. Çünkü insanlarımızın hemen hemen büyükçe bir bölümü mankurtlaşmıştır. Bunları yola getirmek için ‘Adil Düzen’e ihtiyaç vardır.
Sonuç olarak merhum Mehmet Akif’in dediği gibi:
Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır
Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.
Rahman ve Rahim,
Kadir ve Muktedir,
Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.
Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 23.04.2026