İsmail Müftüoğlu "Etme ar öğren oku ehlinden" başlıklı bir yazı kaleme aldı.
“Dikkat ediniz! Vücutta küçük bir et parçası vardır ki, o iyi olursa bütün vücut iyi olur, kötü olursa bütün vücut kötü olur. O kalptir.” (Hadis)
Dünyevi veya uhrevi bütün işlerle uğraşan kişi veya kişilere insan denir. Ülkenin görgüsü, edep ve ahlakı ile hayatını sürdüren insan asla şımarmaz, enaniyet göstermez. Deruhte ettiği makam veya rütbesi sebebiyle asla kendini yükseklerde görmez. Zira bu gibi insanlar ayıp bilir, edep bilir. Eskiler der ki; “Asil azmaz, bal kokmaz.”
Ama günümüzde tüm değerlerimiz, maalesef dejenere edilmiş durumdadır. Onun için; “Bana insanı özetle deseler, iki kuruş için her şeyini harcayıp, iki karış yere gömülendir derim.” Zira ömrü boyunca çalışarak hayatını geçiren insan, eninde sonunda toprağa gömülecektir. Böylece saltanatı son bulacaktır. Her insan göründüğü gibi olamaz. Ayrıca insanı secde etmesi ile değerlendirerek, iyi insan demek asla doğru değildir. Sözüne bakmalı, yalan konuşuyor mu, emanete ihanet edip duruyor mu, bunlara bakıp değerlendirmek gerekir.
Malum, dünyada üç türlü insan vardır. Bunlardan; “… Birincisi ekmek gibidir. Onu her zaman ararsın, bazen bulursun. İkincisi ilaç gibidir. İhtiyacın olduğunda ararsın, bu gibilerden az insan bulursun. Üçüncü tipi ise mikrop gibidir, aramasan da o seni bulur.” Maalesef günümüzde insanlar, bu görüntüleri vermektedir. Bu durum insan için itibar kaybıdır.
Oysa insanlar eşref-i mahlûkat olarak yaratılmıştır. Buna rağmen yaratılıştaki değerini, dünyevileştiği için kaybetmiş, şerefini tüketmiştir. Hâlbuki her insan, günü geldiğinde, iğneden ipliğe Allah’a vereceği hesabı bilerek hayatını idame ettirmelidir. Bugün için bizi en çok üzen şey, eğitimli insanların cahil idarecilerin elinde oyuncak haline gelmesidir. Zira ehliyete önem verilmemektedir. Böylece zulüm işlenmektedir. Merhum Cemil Meriç zamanında; “Zulmün olduğu yerde, tarafsızlık namussuzluktur” demiştir. Elhak, doğru. Evet, taraf olmayan zaman içinde bertaraf olur. Onun için şu ölümlü dünyada hakkı tutup kaldırmak gerekir. İnsan her şeyden önce ahlaklı olmalı, şerefli olmalı, çalmamalı, soymamalı, sömürmemelidir.
“Bir insan dindar bilindiği halde ahlaklı değilse; ya batıl bir inanca din adı vermektedir ya da sahtekârdır.” (F. Bradley) Nitekim din ile bağdaşmayan ama din adına varmış gibi hareket eden sahtekârdır. Hemen belirtelim ki, ahlaksız insan kendi çıkarı için her şeyi yapan insandır. Audrey Hepburn’ün dediği gibi; “İnsanı makyajdan ve pahalı kıyafetlerden daha çok güzelleştiren şeyler: merhamet, empati, nezaket(ve samimiyettir).” Cicero da; “Bir ulus ahlakını kaybettiğinde, yasalar (kanunlar, yönergeler, tamimler) anlamsız hale gelir” diyerek ahlakın önemini vurgulamıştır.
Bugünün dünyevileşmiş insanları para, mevki peşinde o kadar hızlı koşuyor ki, arkadan ahlakın bu gibilere yetişmesi mümkün değildir. Zira herkes paragöz hale gelmiş, helal-haram demeden zıkkımlanmaktadır. Ama Hz. Ali der ki; “İnsanlar ahlakıyla değer kazanır, malıyla (rütbe ve makamıyla) değil.” Ve Sa’dî-i Şîrâzî de; “İnsan öldükten sonra ne kadar çabuk unutulduğunu görse kimseye kendini beğendirmek için çabalamazdı” der. Çünkü dünya da insan da fâni, bâki değildir.
Söylendiği gibi:
İnsanlık yoksa çul neye yarar
Rabbini bilmeyen kul neye yarar
Herkes tutmuş bir yol gidiyor
Allah’a gitmeyen yol neye yarar
Bu sebeplerle bir kimsenin kıldığı namaza, tuttuğu oruca bakmayınız. Konuştuğunda doğru söylüyor mu? Hakka hizmet ediyor mu? Kendisine herhangi bir şey emanet edildiğinde, emanete riayet ediyor mu? Dünya ile meşgul olurken helal-haram gözetiyor mu? Ona bakınız. Bunlara dikkat etmezse, kim olursa olsun, beş para etmez. Rütbesi, makamı ne olursa olsun, ona itibar edilmez.
Keşke insanlar uzaktan göründükleri gibi mükemmel, konuştukları kadar dürüst, görüntüleri kadar da samimi olsalar ne güzel olurdu.
Malumdur ki, kötü gidişe dur demeye cesareti olmayanlardan, iyiye sabret demeyi marifet sayanlardan dolayı arsızlık, hayâsızlık zirvelerde. Buna mukabil haysiyet de ayaklar altında…
· Okul var, eğitim yok,
· Cami var, ahlak yok,
· Ahır var, hayvan yok,
· Beyin var, akıl yok.
İşte böyle bir ortamda uğraşıp, duruyoruz. Ancak: “Ahlak, insanın karakterinin aynasıdır.” Ayna temizse, her şey temizdir. Ahlakı tükenmiş insanlardan hayırlı hizmet beklemek mümkün değildir. Onun için Hz. Ömer; “Kalbinizin ısınmadığı insanlardan uzak durun” buyurmuştur.
Hemen belirtelim ki, kalbini, aklını temizlemek isteyen insan, önce vicdanından temizliğe başlasın. Çünkü vicdanı, aklı temiz ve yerinde olanlar, asla kir tutmaz.
“Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince, diğerleri de yanlış gider.” (Bruno) Siyasette de o ilk düğme, ahlaktır. O düğme yanlış iliklendiğinde hukuk da ekonomi de insanlık da eğri büğrü gider. O zaman da buhran yığınlaşır. Bir insan yalanı, çalanı, sömüreni alkışlıyorsa, bu gibilerin fikri yoktur. Bir insan hak ile batılı ayıramıyorsa, o insanın aklı yoktur. Hele hele yalana dolana sahip çıkıyorsa, o insanlarda ve ülkede ahlak yoktur.
Bir gurup azınlık insan saltanat sürsün diye, milyonlarca insan sefalet içinde ise bu gidiş, gidiş değildir. Bu yol, çıkmaz sokağa gider. Onun için her şey değişebilir ama şeref asla değişmez. Doğru yolu takip edenler yorulmaz, eninde sonunda menziline ulaşır. Maksadımız tenkit değil, dikkat çekmektir.
Sonuçta:
Etme ar, öğren, oku ehlinden
Her şeyin ilmi güzel cehlinden
(Yusuf Nâbi)
Rahman ve Rahim,
Kadir ve Muktedir,
Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.
“Ya Rabbi bu haftayı bize hayırlı ve bereketli kıl. Hayırlara yakın, şerlere uzak eyle.”
Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 27.04.2026