Yeni Selahaddinler yeni Erbakanlar lâzım
Selahaddin Eyyubi (Selahaddin Yusuf bin Eyyūb), İslâm tarihinin en önemli liderlerindendir.
“Kudüs işgal altındayken ben nasıl gülebilirim?” sözüyle meşhurdur. Ve 2 Ekim 1187'de Kudüs'ün 88 yıllık Haçlı işgaline son vermişti.
Asrımızda da yıllarca Erbakan Hocadan Siyonizm’i dinledik ve onunla Siyonizm’in hedefini ve Müslümanlar arasındaki fitne planlarını öğrendik. Erbakan Hoca, 1994 yılında Dünya Siyonist Kongresi’nin yapıldığı Basel’de, Siyonizm’in kirli emellerini bozmak, adil ve yeni bir dünyanın tesis edilmesini sağlamak amacıyla, aynı salonda Avrupa İslâm Birliği Konferansı’nı tertiplemiştir. Yani Büyük İsrail ütopyasına en etkili darbeyi Necmettin Erbakan vurmuştur.
Erbakan Hoca, 1996 Refahyol Hükümeti Başbakanı iken, El Halil Camisi’nde yaşananlar sonrası, 20 Şubat 1997 yılında TBMM’den onay çıkartarak Filistin’e Türkiye’den asker göndermiş oldu. Ancak 10 gün sonra 28 Şubat darbesi oldu!
İsmail Haniyye, “11 aylık Erbakan iktidarında İsrail Gazze’ye bir tek mermi dahi atmaya cesaret edemedi.” diyecekti. Tabi, “at sahibine göre kişner”
Ariel Şaron:
“Erbakan, yarım dönem iktidarda kaldı, biz planlarımızı 10 yıl erteledik. Eğer bir dönem iktidarda kalsaydı, biz planlarımızı tamamen unutmak zorunda kalacaktık” (1997 HERAT GAZETESİ)
Ayrıca, Müslümanların yapması gerekenleri Filistinli Bilim Adamı Prof. Dr. Abd al-Fattah El-Awaisi 3 madde de özetlemiştir.
1- Bireysel ve toplumsal olarak Siyonizm’e karşı şuurlu bir şekilde yetişip, insan yetiştirmek.
2- Eğer biz bu yol üzere yetişirsek ve siyasîlere baskıda bulunursak, bizi temsil eden siyasîler de İsrail ve destekçilerine karşı artık hamle yapmak zorunda kalacaklar.
3- Belli bir zaman sonra hamleler artık diplomatik değil fiilî (askerî) olacaktır ve bu hamleler sonucu Allah’ın izniyle İsrail yok olacaktır.
Peygamberimiz (s.a.v), “Müslümanlarla Yahudiler harp etmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Bu Harpte Müslümanlar galip gelerek Yahudiler’i öldürecektir.” (Müslim-Fiten/82) buyurmaktadır.
Netice olarak,
İsrail ancak güçten anlar
Türkiye’nin yapması gerekenler:
Türkiye, İsrail’e istihbarat sağlayan Kürecik ve Pirinçlik üslerini kapatmalı, İsrail’le yapılmış tüm askerî ve ticarî anlaşmalar askıya alınmalı, en az Azerbeycan’a sağladığı askerî desteği sağlamalı, Erbakan Hocanın Filistin’e asker gönderme formülü devreye konulmalı, Libya ile yapılan deniz aşırı anlaşmanın benzeri Filistin’le yapılmalı. Birleşmiş Milletler, NATO ve diğer uluslararası kurumlar harekete geçirilmeli, İslâm İş Birliği Teşkilatı ve D-8 ülkeleri acilen toplanarak askerî, ticarî, diplomatik ve siyasî yaptırım kararları alınmalıdır.
Bu kararlılık, İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilinceye kadar devam edilmeli. Yoksa İsrail’in gasp, işgal ve katliamları devam edecektir.
Şunu da hatırlatmakta fayda vardır: Elbette yazdıklarımız savaş ve şiddet taraftarı olan Siyonist Yahudiler içindir. Barış, hak ve adaletten yana olan Yahudiler, sayıları az da olsa elbette vardır. Bunlara yönelik kin ve nefretimiz olmaz. Ancak savaş ve şiddet karşıtı olan bu Yahudiler, diğer milletlerden önce İsrail’in yaptığı zulüm, katliam ve işgallere karşı daha etkili bir şekilde ‘Dur!’ demeli, Filistin halkının hak ve hukukunu savunmalıdır. Bu zulmün durmasında daha etkili olacağı gibi Orta Doğu’ya barışın gelmesine daha çok katkısı olacaktır.
İsrail halkı şunu görmeli ki, dünyanın çeşitli ülkelerinden göç ettirilip, hakları olmadığı halde Filistinlilerin mülklerini zorla gasp ettikleri ve etmeye devam ettiği sürece, 2 milyon insanın hınca hınç yaşadığı Gazze, açık hava hapishanesine dönüştürülmüşken, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki Filistin halkı ırksal ayırımcılığa tutulduğu sürece, ne İsrail'in hava savunma sistemi “Demir Kubbe”nin altında ve ne de ördükleri yüksek duvarların arkasında hiçbir zaman huzur ve güven içinde olmayacaktır.
Vesselâm.